Irak'taki olaylar Beyrut, Lübnan

Size bu yazıyı da Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan yazıyorum. Ancak bugünkü yazıda burada bulunuşumuzun sebebi olan uluslararası toplantıdan ve o toplantıda konuşulanlardan değil, bir başka önemli konudan söz etmek istiyorum. Bu sıralarda Amerikan emperyalizmi Irak’ta şekli bir ‘egemenlik devri’ne hazırlanıyor. Tabii bu şekli egemenliği devralacak olan da Irak halkı değil Amerikan emperyalizminin kendi çıkarlarını korumaları üzere önceden hazırladığı ve şimdi de görevlendirdiği kuklalardır. Bu kuklaların başını çeken İyad Allavi, kendisine tevdi edilen görev için her türlü hainliği yapabilecek bir karakterde olduğunu işgal güçlerinin Felluce’de gerçekleştirdikleri vahşi katliamı onaylamasıyla hatta bunun gerekli olduğunu söylemesiyle çok bariz bir şekilde ortaya koymuştur.
ABD’nin ve işgal güçlerinin bu sıralarda Irak’ta en önemli meseleleri direnişi sona erdirmektir. Kendileri 130 bin civarında askeri seferber etmelerine rağmen direnişi durduramamışlardır ve bu direniş kendilerine haberlerde verilen rakamların çok çok üstünde bir kayıp verdirmiştir. Şimdi bu direnişin üstesinden gelme görevini kukla yönetimlerine devretmek istiyorlar. Ancak halkın onayladığı ve sahip çıktığı direnişi sona erdirmek kukla rejim açısından da mümkün olmayacaktır. Bu yüzden direnişin imajının bozulması ve halkın onaylamadığı, sahip çıkmakta tereddüt ettiği bir direniş haline dönüştürülmesi gerekmektedir.
Irak’ta son günlerde meydana gelen olayların hedefi işte bu amacın gerçekleştirilmesidir. Gerçekleştirilen eylemlerde, sürekli savunmasız insanlar hedef alınıyor ve kitleler halinde öldürülüyorlar. Bu olayların Irak’taki direnişin stratejisiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Irak’ta hâlâ kargaşa hâkim olduğundan, bu eylemlerin birilerinin üzerine yüklenmesi veya birileri tarafından sahiplenilmesi zor değildir. Eylemlerin şu veya bu grup tarafından sahiplenilmesinin kesinlikle ciddiye alınmamasını tavsiye ediyorum. Çünkü bu sahiplenme işlemlerinin hiçbir ciddiyeti bulunmamaktadır. Adı ve adresi bilinmeyen birileri belli bir basın organına telefon ederek eylemleri sahiplenebiliyor, sonra da eylemlere bir sahip bulunmuş oluyor. Daha sonra farklı haberler çıksa veya yalanlamalar olsa da ilk sahiplenmeler etkili oluyor.
Bu insanlık dışı saldırıların tek amacı dediğimiz gibi Irak direnişinin imajının değiştirilmesi ve böylece kukla yönetime bu direnişi “terör” olarak nitelendirmesi sonra da ABD hesabına onu sona erdirmesi için gerekçe oluşturulmasıdır. Zaten ABD kuklası Allavi, işgale karşı sürdürülen haklı direnişi “terör” olarak nitelendirmeye başladı bile.
Amerikan emperyalizmi ne yazık ki Müslüman fertleri ve halkları sivrisinek kadar değersiz görmekte, dolayısıyla onları birtakım sinsi emeller ve planlar için topluca katletmekte hiçbir sakınca görmemektedir. İşte bu Amerika’nın dünyaya düzen vereceğini ve “Büyük Ortadoğu Planı” denilen yeni sömürgecilik taktiğinin Müslüman halklara özgürlük getireceğini umanlar büyük yanılgı içinde olduklarını Irak’ta ve Filistin’de yaşanan gerçeklere bakarak görebilirler. Müslümanların gelişmeler karşısında oldukça uyanık olmaları ve emperyalizme hizmet eden medya organlarının kendilerine getirdiği her haberin doğru olduğunu düşünecek kadar safça hareket etmemeleri gerekir.

Ahmet Varol 27.06.2004 Vakit