Iraklı gibi
düşünmek
Iraklı gibi mi yoksa Amerikan güdümündeki haberleri doğru sanan Türkiyeli gibi
mi düşüneceğim? Bir tarafta toprakları Amerika, İngiltere ve İsrailce işgal
edilmiş hürriyet mücadelesi veren Irak kuvvetleri, diğer taraftan Amerika ve
Amerikalıların davet ettiği işgal kuvvetleri vardır. Biri el yordamı ile
toprağını, inancını ve neslini korumak istemektedir. Diğer tarafta; süper
gücüyle işgali hoş gösteren, cesetler üzerinde oyun oynayan Amerika.
Bu manzara karşısında kendi kendimize düşünelim. (Allah göstermesin) Amerika,
İngiltere ve İsrailin Türkiyeye geldiğini, ordunun demokrasiye direndiğini,
MHPnin faşizmini bahane ederek; demokrasiyi getiriyorum diyerek gelse. Geliş
nedenlerini de, işbirlikçi ve paralı askerlerini kullansa, basını kontrol
altına, propagandayı da kendince kullansa, kurtarıcılığını ilan etse, biz ne
yaparız? Oh! İşte demokrasi geliyor! Bizim yapamadığımızı onlar yapıyor
diyerek zil çalıp oynamalı mıyız? Müslümanları istismar ederek dindarlıklarını
ilan etse, oh be! Binlerce şükür mü? demeliyiz.
Iraklı gibi düşününce hadiseleri daha iyi kavrarız. Iraklının karşısındaki her
millet Iraka düşman, Iraklıya düşmandır. Bu şartlar altında toprağı işgal
edilen Iraklı. Namusu elden giden, neslini kaybeden, dinini kaybetmek ile
karşı karşıya kalan da Müslüman Iraklıdır. Karşısında olanlar ise onun
düşmanıdır. Düşmanına ekmek taşıyan, silah ve malzeme taşıyan herkes
düşmanıdır. Müslüman olsa da, gayrimüslim olsa da fark etmez. Etmemelidir.
Müslümansa, kâfirin cephesine yardım etmesi neden? Yardımın menfaat karşılığı
olması onu kurtarır mı?
Müslüman inancına göre, harpte gayrimüslimlere yardım inanca ihanettir.
Öldürülürse hayıflanmaz. Müslüman güçlere yardım ederken ölünürse şehiddir.
İşgal kuvvetlerine yardım edenin önüne geçmek harbin bir unsurudur. Savaşta
her şey meşrudur. Affı olmaz. Telef olunsa da gereğini yapacaklar, caydırıcı
unsurları kullanacaklardır. Nitekim, tavırlarının karşılığını aldılar, taşıma
şirketleri çekileceğini beyan ettiler. Öyle bir durumda olsaydım aynısını
yapar, ölen babam da olsa tatbik ederdim. Binlerce şehide bedel alınan
paraları affetmezdim. İçinde Müslüman olması, Hıristiyan olması fark etmez.
Çünkü Müslüman kâfire yardım etmez. Ederse riski de göze alır.
İslâmın bu kuralını bilen hainler vardır. Amerika taraflı kafalar vardır.
Müslümanın hatasından vazife çıkarıp ayrılık oku atan satılmışlar vardır.
Müslümanın Sünni-Alevi kavgasını, Iraka taşıyacak bedbahtlar vardır.
Oynanan oyunun adı savaştır. İşgalcilerle işgal olunanların savaşı. Her oyun
geçerlidir. Kural dışı hareket olabilir. Kardeşini de telef edebilirsin.
Kazanç yapacağım derken candan olabilirsin. Ateş altında, can pazarında,
aşınla işinle düşmana mal taşıyacaksın, kaza olunca da ah be! Müslümanmış
diyeceksin? Olmaz öyle şey. Keseni doldurmak için düşmana mal taşıyacak,
düşman da senin götürdüğünle morga mal can taşıyacak. Bunu yapanlara ceza
verenler, kınanacak. Amerikan güdümündeki propaganda ile Müslüman kötülenecek,
onların yaptığını barbar göstererek, Müslümanların yardımını kestireceksin.
Cihad bayrağı altındaki Müslümana gözdağı vereceksin.
Ben ne Iraklılar gibi düşünebilir, ne de Amerikalılara yardım ederim.
Iraklılara yardım edemiyorsam, işgalciler benim düşmanımdır. Arada
menfaatlanayım dersen, riskine de katlan. Yakalandıktan sonra Müslümanım
demenin bir faydası yok.