|
İpin ucu Bush'un elinde!.. Ya onun ipi?
Hikâyeyi bilirsiniz... "İmam" efendi; ya başka bir yere tayin olmuş, ya da "o Cuma" köyde olmayacak... Eee, köylüye "Cuma namazı kıldıracak" bir "imam" lâzım... Tabiî o zamanlar; Emine Wadud ve Esra Umani henüz ortada yoklar!.. Köylüler çaresiz... Çünkü, hiçbiri "Cuma namazı" kıldıracak kadar bir donanıma sahip değil!.. En sonunda, içlerinde "en iyi" olana teklif etmişler... Adam, "Yapamam" dediyse de, "biz yardımcı oluruz" demişler!.. Alınan karara göre; "Vekil imam" minbere çıkmadan önce, ayağının baş parmağına bir "ip" bağlanacak, ipin diğer ucu aşağıda, halının altında olacak, oraya da "ikinci en iyi bilen" oturacak ve "hutbede bir yanlışlık" olursa, ipi çekecek!.. Vekil imam da, bu "ikaz" üzerine "yanlış"ını düzeltecek!.. Böyle karar alıp, dağılmışlar!.. Ancak, o "heyecan" içinde, "köyün puştu"nun kendilerini dinlediğini ve vardıkları "anlaşma"yı duyduğunu fark edememişler!.. Neyse... "Cuma" vakti gelmiş, "sünnet"ler kılınmış, vekil imam çıkmış "minber"e!.. Tabiî; ip, ayak baş parmağına bağlı olarak!.. "İpin ucu" kararlaştırıldığı gibi, halının altında!.. Ama, o da ne?!? Halının üzerinde; dedikleri adam değil, "köyün puştu" oturuyor!.. Uzatmayalım... İmam efendi, başlamış "hutbe"ye... Başlamış başlamasına da; daha "Ey cemaat-i müslîmin" der demez, "ip" çekilmiş!.. Zavallı adamcağız, bu defa "muhterem cemaat" demiş, yine çekilmiş ipin ucu!.. Uzun lâfın kısası; Ne dese, "ipin ucu" çekiliyor!.. Bunun üzerine, aşağıya bakmış!.. Bir de ne görsün; ipin ucu, "köyün puştu"nun elinde!.. Habire çekiyor!.. Dayanamamış!.. "Ey cemaat" demiş, "Görüyorum ki, ipin ucu puştun eline geçmiştir!.. Ne söylesem boş!" Demiş ve inmiş minberden aşağı!.. BEKRİ MUSTAFA GİBİ! O yıllar, "Allah" demenin bile yasak olduğu, İsmet İnönü'nün "Millî Şeflik" döneminin hüküm sürdüğü yıllar olsa gerek!.. Çünkü, o yıllar; Bırakın "Cuma namazı" kıldıracak imam bulmayı, "cenaze namazı" kıldıracak adam bulmak bile mümkün değildi!.. İnönü, böyle bir "din dizaynı" yaptığı içindir ki, "imam"lar rahat yüzü görmedi!.. Millet de; doğru dürüst "din"ini öğrenemedi!.. Bunun tabiî sonucu olarak da; ipin ucu "puştların eline" geçti!.. Günümüz dünyasının da, "İnönülü yıllar"dan pek farkı yok!.. Yine aynı ceberrutluk!.. Yine aynı dayatmalar!.. Eh, "imam"larda da pek farklılık yok!.. Eskiden; "Ölüm döşeğindeki" adamlar, çevresindekilere, "Öteki dünyaya gittiğimde, dünyadan sual ettiklerinde ne diyeyim?" diye sorar ve şu cevabı alırlarmış: "Bekri Mustafa Ayasofya'ya imam oldu, de; başka bir şey deme!.. Gerisini oradakiler anlar!" Şimdilerde ise; ahirete intikal edenler, herhalde şöyle diyeceklerdir: "Emine Wadud'lar, Esra Umani'ler Amerika'da Cuma imamı oldu!" Gerisini söylemeye herhalde gerek yok!.. İşin garibi; Bu "kadın imam"ların "ip"leri de, "Bush oğlu Bush'un elinde" iyi mi!.. Bu "kadın imam"lara, birkaç cahil-cühela gaz vermiş olsa da, "ip"leri Bush'un elinde!.. Bush, "ülke"leri, "sistem"leri ve "din"leri "dizayn" ediyor!.. Kim "yanlış" yaparsa, "İp"ini çekiveriyor!.. TÜRKİYE'NİN İPİ! Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan derken, hemen hemen bütün liderler, "sıra bana mı geldi?" telaş ve paniği içine girdi!.. Bush oğlu Bush, bu!.. "İpin ucu" elinde!.. Nerede, ne zaman, kimin ipini çekeceği hiç belli olmaz!.. Kimi "21 ülkede düzen değişikliği"nden söz ediyor, kimi de "60 ülke üzerinde araştırma" yapıldığından!.. "Acaba" diyorum; "Türkiye'nin baş parmağına da ip bağlı mı?.. Bağlı ise, ipin ucu Bush'un elinde mi?" Sormaya ne hacet!.. Türkiye, "baş parmağından" değil, "göbekten bağlı" Bush'un Amerikası'na!.. Dolayısıyla; "İpin ucu" her an çekilebilir!.. Ne o, yoksa geç mi kaldım?.. İp, zaten çekiliyor da, "imam"lar mı farkında değil?.. Baksanıza; "Gemi"ler birer-ikişer terk edilmeye başlandı... Bana öyle geliyor ki; Bush oğlu Bush, "siyaseti dizayn" etmekle meşgul!.. Ama, bir yandan da "din dizaynı"nı ihmal etmiyor!.. Amerika'da "kadın imam"ları, Türkiye'de "haham"ları ve "papaz"ları kışkırtmakla meşgul!.. Yayınladıkları "rapor"la, Türkiye'den neler istediklerini dünkü Vakit'te okumuş olmalısınız... Özetle, diyorlar ki; "Bahailik ve Yehova Şahitleri gibi dinler(!) de dahil, bütün dinî gruplara ifade özgürlüğü tanıyın!.. Heybeliada Ruhban Okulu'nu açın!.. Patrikhane'nin Ekümenik statüsünü tanıyın ve Türk vatandaşı olmayanların da din adamı olabilmesini sağlamak için Patrikhane ile anlaşın!" Evet, resmen ve alenen, "Türkiye'deki dinî yapı"yı dizayn ediyor Bush oğlu Bush!.. "Sistem" dayatıyor!.. Mu acaba?.. "İpin ucu" gerçekten Bush'un elinde mi?.. Tüm bunları dayatan o mu?.. Yoksa, "işin içinde başka işler" mi var?.. Yani; Aslında, "Bush'un ipi de, başkalarının elinde" mi?.. Ya da; Asıl amaç, "ülke, sistem, din dizaynı" filan değil de bambaşka bir şey mi?.. DEMOKRASİ KILIFLI TOTALİTERİZM! Aylık yayınlanan Mîsak dergisinin, Nisan 2005 sayısında; tüm "zulüm" ve "adaletsizlik"lerin; "din ve ahlâkın, bilimden dışlanması" ile başladığı ifade ediliyor!.. Deniliyor ki; "Ne zaman ki; akıllarını dünyevî ihtiraslarıyla sınırlandıran ve arzularını ilah edinen filozoflar ortaya çıkmış ve onlar bilimin; din ve ahlâktan bağımsız olduğu iddiasını ortaya atmışlardır, işte o zaman akılcılık, bilimcilik ve pozitivizm gibi ideolojiler, dünyaya egemen olmuşlardır!.. Bunlar, AYDINLANMA FELSEFESİ denilen akımın zaruri sonuçlarıdır!" Peki, sonra ne oldu? Son yıllarda İlluminati Çetesi'ne mensup filozofların "İnsanın doğal özüne uygun olan düzenin; aklın batıl inançları, efsaneleri ve dinleri ortadan kaldırmasıyla gerçekleşeceği" iddiasını, yani "üçüncü dalga teorisi"ni piyasaya sürdükleri malûm!.. Uluslararası hukuku ortadan kaldıran, bütün manevi ve ahlâki değerleri reddeden üçüncü dalga teorisi; Papa II. Jean Paul'ün, geçtiğimiz ay yayınlanan 'Hatırlatmak ve Kimlik' (Memoria e Identita) isimli eserinde "Dinsizlik" (Anti-Dindarlık) şeklinde ifade edilmektedir. Parkinson hastası olan Papa İkinci Jean Paul'ün; İki Polonyalı filozof ile yaptığı sohbetlerinden derlediği, 224 sayfalık "Hatırlatmak ve Kimlik" isimli kitabı, aynı anda onbir dilde birden yayımlanmıştır. Papa, "Dünyada sanki Tanrı yokmuş gibi yaşamak, iyi-kötü ayırımını dikkate almayan bir düzeni ön plâna çıkarır" tesbitinden sonra, sözü üçüncü dalga teorisine getiriyor ve şöyle diyor: "Anti-dindarlık projesi, muazzam büyük finansal kaynaklara sahip olanların desteklediği bir projedir. Bu proje, tek tek uluslar bazında değil, dünya bazında ortaya konulmak istenen bir projedir. Ekonomik güç odakları (kapitalistler) bu kaynaklarla kendi bekaalarını, gelişmekte olan ülkelere dayatıyorlar. (..) İnsan; haklı olarak bütün bunlara bakıp, sistemin, sinsice demokrasi görüntüsü arkasına saklanan totaliterizmin başka bir şey olup olmadığını soruyor." Papa II. Jean Paul; bu eserinde, sadece ant-i dindarlık projesini değil, fesada sebeb olan beşeri ideolojileri de eleştirip, şöyle diyor: "Kutsal kitabı inkâra götüren ideolojilerin, demokrasiyi savunarak ortaya çıktıklarını ve parlamentoların da buna demokrasi adına onay verdiklerini görüyoruz.. Demokrasi rejimi; halkın kutsal değerlerini dikkate almadığı için, kendi kendine ihanet etmektedir." ILLUMİNATİ ÇETESİ Vahşi kapitalizmin zaruri bir sonucu olan "küreselleşme"nin; bütün ahlâki değerleri tahrip eden ve uluslararası hukuku ortadan kaldıran bir "felâket" olduğunu söylemeye herhalde gerek yok!.. George W. Bush yönetimi, ABD'de etkili olan "üç grubun koalisyonu"nu temsil ediyor!.. Bunlar petrol ve silah şirketlerinden oluşan büyük sermaye gurubu, siyonizmi savunan ve İsrail'in emellerine hizmet eden yeni muhafazakârlar ve Evangelist Hıristiyan gruplardır. Bunlar arasındaki ahengi sağlayan "İlluminati Çetesi" ise, bütün dünyayı tehdit eden "şeytani bir organizasyon"dur. Papa II. Jean Paul'ün "Anti-Dindarlık" (dinsizlik) projesi olarak nitelendirdiği projenin mimarları da "İlluminati Çetesi"nin lider kadrolarıdır!.. Aslına bakarsanız; "Mekke müşrikleri"nin benimsediği "Cahiliyye Düzeni" ile günümüzde "çağdaş uygarlık" adına pazarlanan "cahili düzenler" arasında hiçbir fark yok!.. Mekke müşrikleri; "Helvadan put" yapıp, "acıkınca yiyorlar"dı, peki günümüzün "çağdaş cahil"leri de aynısını yapmıyor mu?.. Uzun lâfın kısası; Sahnede hep onu gördüğümüz için, "İpin ucu Bush'un elinde" diyoruz ya; bu yargıyı galiba biraz değiştirmemiz gerekiyor!.. Dememiz gerekiyor ki; "İpin ucu, Bush'un elinde!.. Ama, Bush'un ipi de, puştların elinde!" Yani; "İlluminati Çetesi"nin elinde!.. Peki, bize düşen ne?.. Bize düşen, "dandik cemaat" olmak değil, "şuurlu birer mü'min" olmak!.. Dahası; Her biri, "Cuma namazı kıldırabilecek donanım"a sahip birer fert olmak!.. Aksi halde, "tek imam"a mahkûm kalabilir, onun ayağındaki ipin ucu da "Bush'un elinde" olabilir!.. Bilmem, anlatabildim mi?.. Hasan Karakaya 31 Mart 2005 Vakit hkarakaya@vakit.com.tr |