İncil ve Tevrat destekli
Kur'an MealiRabbimiz ne
buyurduysa, Peygamber Efendimiz (sav) insanlara onu aktardı. Âyetler ne
söylüyorsa hadisler de aynı şeyi söyler. Çünkü, ikisi de ilâhî kaynaklıdır.
Vaizler bir âyetin mânâsını verdikten sonra, çok kere "Peygamberimiz (sav)
de şöyle buyuruyor" diye ona uygun bir hadis okurlar. Biz de yazılarımızda
aynı şeyi yapıyoruz. Bir âyet meali verirsek, mânâca ona uygun olan bir
hadisle yazımızı kuvvetlendiriyoruz.
Bazıları AB âşığı, Yahudi ve Hıristiyan dostu ve diyalog havarisi olalıdan
beri, bu usûl de değişti. Kur'an mealinde bile hadislerin yerini "yıldırım"
hızıyla İncil ve Tevrat aldı.
Dinlerarası diyaloğun hız aldığı 1996 yıllarına kadar, Hıristiyanlığın ne
olup ne olmadıklarını mevcut kaynaklara göre ve doğru olarak anlatan bir
sayın profesör, tavır değiştirdi. Hazırlamış olduğu mealde, İncil ve
Tevrat'tan aktarmalar yapıyor. Yukarıda da yazdığım gibi, önceden âyetlere
uygun hadisler verilirdi, şimdi İncil ve Tevrat'tan parçalar konuluyor.
Hani şu insan eliyle değiştirildiğine inandığımız İncil ve Tevrat var ya,
ondan parçalar.
Sadece Kur'an yetmiyor mu? Kur'an'ın, muharref İncil ve Tevrat'ın
desteğine ihtiyacı mı var?
Gaye, şimdiki İncil ve Tevratların, orijinalliğini kaybettiğini bilmeyen
okuyuculara, "Vay be! İncil de, Tevrat da, Kur'an'ın söylediklerinin
aynısını söylüyor" dedirtmek değil, ama ne?
Bir başka mealden bahsedelim. Bu mealin hazırlayıcısı, İncil ve Tevrat'la
ilgili iki de kitap yazmış. Derdi, bu kitaplara inananların, Müslüman
olmaksızın cennete gireceklerini isbat etmek. Günümüzdeki İncil ve
Tevratların değiştirilmediğini ve orijinal hallerini koruduğunu iddia
ediyor.
İddiasının çürüklüğünü, kendi eseriyle isbat etmek en iyisiydi. Ben de
öyle yaptım. Dükkânında, "Kendi hazırladığın şu meali indirir misin?"
dedim. İndirdi. Fetih Sûresi'nin son âyetinde, Peygamberimiz (sav)'in
ashabından bahsedilir. 515'inci sahifeyi açıp kendisinin ashabdan bahseden
âyete verdiği mânâyı okudum: "...Kâfirlere karşı şedittirler, aralarında
birbirlerine şefkatlidirler. Onları sürekli rükûda, secdede, Allah'tan
fazl ve rıza isteyenler olarak görürsün. Alâmetleri, yüzlerindeki secde
izidir. Bu, onların Tevrat'taki tarifleridir, İncil'deki tanımları ise..."
Âyetin devamında, ashab-ı kiramın İncil'deki tarifi bir benzetmeyle
anlatılıyor. Orayı yüzüne karşı okudum. Sonra, "Bu âyetin haber verdiğine
göre, İncil ve Tevrat, Peygamberimiz (sav)'in ashabını tarif ediyor. Bana
şimdiki İncil ve Tevratlarda Peygamberimiz (sav)'in ashabından bahseden
yerleri gösterir misin?" dedim.
Tabiî ki verebileceği hiçbir cevap yoktu. Yaptığı, sadece bağırıp çağırmak
oldu.
Bu zat, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yöneticilerinden Cemal Bey'le ilgili
şunu yazıyor: "Büyük ağabeyim Cemal Uşak, (doğrusu Uşşak'tır) benden
dinler arasındaki ortak noktalar ile ilgili bir kitap yazmamı istedi. Ben
cevaben, 'Ayrı noktalar yoktur ki, ortak noktalar kalsın' dedim."
Eeee... Dinler arasında ayrı noktalar olmayıp hepsi aynı olduğuna göre,
hangisini istersen ona girebilirsin. Verilmek istenen mesaj, bu değil de
başka bir şeyse, bilen lütfen söylesin.
Değerli okuyucular. İşte tehlike burada, yani bütün dinleri aynı
göstermekte.
Dinler hakkında bilgisi olmayanlar, bilhassa gençler, "Madem dinler
arasında ayrı noktalar yokmuş; öyleyse hangi dini kabul etsem olur.
Müslüman olmak şart mı?" demezler mi?
13 Mayıs 2004'te Mardin'de yapılan Dinlerarası Diyalog toplantısındaki
uzun boylu takdimci, "Dinler arasında ayrı noktalar yok" diyen bu zata, "Ağabey"
diye hitap ediyordu. Ağabey dediği zatın dükkânında bana da şöyle demişti:
"Ali Bey, biz fıkıhçıları sevmiyoruz; bize fıkıhçılardan bahsetme."
Fıkıhçılar olmayınca fıkıh da, ibadetlerin nasıl yapılacağı da bilinmez.
Bazılarına göre; İslâm ibadetsiz de olabilirse, bu dini bize kadar
ulaştıran İslâm büyüğü âlimlerimize göre, ibadetsiz kupkuru, cascavlak din
olmaz. Biz, işte bu büyüklerimizin söylediklerini kabul ediyoruz.
"Peygamberlerden bahsederken niçin hiç 'Hazret' demiyorsunuz?" sorusuna, "Bunlar
ilkel düşüncelerdir" cevabını veren zattan da inşallah başka bir yazıda
bahsedelim.
Ali Eren 29 Mart 2005 Vakit
alieren@vakit.com.tr