Göz göre göre...
Binmişiz bir alâmete, gidiyoruz kıyamete. Aklı erenler feryâd ediyor, fakat
hançereler yırtılsa yine davulcu öksürüğüne karışıp heba oluyor. Duyması
gerekenlerde bir duyma emâresi gözükmüyor. Biz de gelecek nesillerin
savuracağı tükürükten yüzümüzü kurtarabilmek için yazıp duruyouz.
BBP Samsun İl Başkanı Avukat Cengiz Balcı, bu sene başında çok net konuşmuştu.
Ülkenin adım adım düşürülmek istendiği tuzağa dikkatleri çekmişti.
Misyonerlerin hedefi Anadoluyu Hıristiyanlaştırmak. Dinlerarası Diyalog
fikrini misyoner teşkilâtı ortaya atmıştır. Misyonerlerin en büyük düşmanı,
Ehl-i Sünnet itikadıdır demişti. (Vakit, 19 Ocak 04). Yanlış mı söylemişti?
Osmanlı cihan devletini yirmi iki milyon kilometrekareden süre süre şu Anadolu
yarımadasına sıkıştıran, buradan da parçalayarak dağıtmak için elinden gelen
melaneti esirgemeyenler kimlerdir? Batının Hıristiyan devletleri değil
midir? Karlofçayı, Pasarofçayı, Bükreşi, Ayastefanosu, Mondrosu, Lozanı
ne tez unuttuk? Kâfirlerin hâlâ diri tuttuğu Sevr denen menhus plân hiç mi
gözümüzü açmıyor? Cellâdının elinden saadet piyangosu bekleyen ahmaklara
dönmedik mi?
Cihet-i seyfiyyeden gelen parça parça ciddi ikazlar dışında, ülkenin kaderinde
söz sahibi görünenlerin bu can alıcı meselede doğru yolda olduklarını
sanmıyorum. Borç batağının verdiği ezikliğin altında ya bu sahada konuşup
icraat yapmaya güçleri yetmiyor, ya da müstevlilerin hedefiyle bir menfaat
çakışması bahis mevzuu. Papanın otoritesi şu cennet vatanın her köşesini
kanser virüsü gibi istilâ edince mi uyanacağız? Kürdistan, Lazistan,
Ermenistan, Pontus, Ekümenik, Bizans topraklarının Türkiye coğrafyası üzerinde
vücûd bulmasından sonra mı gözlerimiz açılacak?
Kim ne derse desin. Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasına izin vermek, bu
topraklara yapılacak bir ihanet mânâsını mündemiçtir. Ayasofyanın kilise
yapılması temrinleri, Fener ve Sultanahmet civarında alındığı bilinen
gayrimenkul alımlarının neticesine işaret etmektedir. BBP İstanbul İl Başkanı
Avukat Emin Emirin hükümetin imzaladığı bazı anlaşmalardan bahsettiği şu
konuşmasına bakalım:
Bu andlaşmada AKP hükümeti, Ayasofya Camiinin restoran işletmeciliğini
İtalyanlara vermiştir. Burada verilecek yemeklerde içkinin serbest olması
koşulunu yerine getirmektedir. Bu kanunla Türk-İslâm âlemi için önemli bir
yeri olan Ayasofya Camiinde sazlı sözlü içkili eylemler yaptıracak olan
hükümet, minareyi çalarken de kılıfını da uydurmuş oldu. (Vakit, 2 Ağustos
04)
İbadethânelere 200 metre yakınlıkta içkili yer açılmasını yasaklayan kanunu bu
hükümet kaldırdı. Sayın Emirin sözünü ettiği iddia ister istemez zihinlerde
yer tutacak. Adım adım nereye gidiyoruz efendiler?
Sokaklarımız Alageyik Sokağını aratmıyor; ekranlarımız Sodom ve Gamoreye
rahmet okutuyor! Papaz ve hahamlara verilen değer, İslâm ulemâsına verilmiyor;
sarık ve cübbe öcü muamelesi görürken, içki ve kumarın her türü el üstünde
tutuluyor! Yavrularımıza Kuran öğretmek devlet eliyle yasak ediliyor! Uçuruma
yuvarlanmanın önündeki engeller sanki bir gizli el tarafından teker teker
kaldırılıyor. Adı değiştirilmiş beyaz kadın ticaretinin yüzüne gül suyu; kendi
gayretiyle vatan evlâdına yüce kitabını öğretme gayretine düşenlere jandarma
baskını!
Evet, binmişiz bir alâmete, gidiyoruz kıyamete. Hem de göz göre göre
gidiyoruz... Allah encâmımızı hayretsin, Amin! Kâfirlerin bu topraklara
hörelenmesinden önce, acaba semavî ve arzî belâlar üzerimize çığ gibi
inmeyecek midir?