|
|
Fitne Ateşini Yakanlar
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Kendi elleri bağlandı ve
söylediklerinden dolayı lanetlendiler! Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır,
dilediği gibi sarf eder. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun
azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar
sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar Allah
onu söndürür. Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar.
Allah ise bozguncuları sevmez.” (Maide, 5/65)
Bu âyet-i kerime insanlık tarihinin şahit olduğu birçok fitne ateşinin
kaynağı hakkında fikir vermektedir. Tarihi araştırdığımızda bu âyet-i
kerimenin üzerinde durduğu gerçeği daha yakından görebiliriz. Ama bunun için
hasıraltı edilen belgelerin, dikkatlerden uzak tutulan bilgilerin ve fitne
ateşini yakmalarına rağmen korumaya alınanların ortaya çıkarılması gerekir.
Son dönemde ABD’de ve Avrupa’da İslâm’ı ve Müslümanları hedef alan
kampanyaları anlamamızda da bu âyet-i kerime bize yardımcı olacaktır.
Fitne bir kibrit gibidir. Kendisi küçüktür ama bir ormanı tümüyle
mahvedebilir. Geçmişte yazılmış eserlerde fitne ateşinin ne kadar büyük
zararlara sebep olabileceği konusunda muhtelif temsiller verilmiştir.
Shakespeare’in Otello adlı tiyatrosu bir fitnecinin neler çevirebileceği
konusunda dikkat çekici sahneler içeriyor. Bu sahneler birer senaryo ama
insanlık tarihinin benzerlerine sıkça şahit olduğu fakat insanın normal
hayat akışı içinde farkına varamadığı gerçekleri temsili bir şekilde gözler
önüne seriyor.
Bir önceki yazımızda zikrettiğimiz gelişmelerden sonra yaşanan en önemli
gelişme Theo van Gog adlı bir Hollanda ırkçısının öldürülmesi oldu. Bu adam
ırkçı olduğu gibi aynı zamanda ırk düşmanıydı. Fakat sadece Müslümanlara
değil Yahudilere de düşmandı. Ama ilginçtir ki öldürülmesinden sonra daha
katili tespit edilmeden önce koparılan yaygarada Yahudi düşmanlığı değil
sadece Müslüman düşmanlığı öne çıkarıldı. Çünkü Avrupa’da alevlendirilmesi
istenen İslâm karşıtı fitnenin alevinin çakılması için onun öldürülmesinden
yararlanılması isteniyordu. Sonra katil tespit edildi. Artık senaryo hazırdı
ve altyapı oluşmuştu. Çünkü öldüren bir “Müslüman genç” idi. Gencin kimliği
ve ne amaçla öldürdüğü araştırılmadan hemen kampanya ateşlendi. Oysa gencin
“radikal” bir yönü yoktu ve uyuşturucu ticaretiyle uğraştığı söyleniyordu.
Cinayeti birilerinin hesabına para için yapmış olması ihtimali de vardı. Bu
parayı temin edenlerin bizzat fitne ateşini yakmak isteyenlerin kendileri
olmaları da ihtimal dâhilindeydi.
Bir ilginç gelişme de Fransa’da havranın kundaklanması oldu. Bu olaydan
sonra da hemen Fransa’ya karşı anti-semitizmin üzerine yeterince gitmediği
gerekçesine dayandırılan bir diplomatik baskı yapıldığı gibi Avrupa’daki
anti-semitist gelişmelerde Müslümanların parmağının olduğu iddialarına
malzeme çıkarılmış oldu. Oysa çok geçmeden kundaklamanın havradan ihraç
edilen bir görevli tarafından yapıldığı anlaşıldı. Ama olayın başlangıcında
koparılan fırtına ile gündeme getirilenlerden herkesin haberi olurken,
kundakçının kimliğinden doğru düzgün kimsenin haberi bile olmadı. Önemli
olan o ilk ateşin ardından koparılan fırtınanın etkisiydi.
Son günlerde Hollanda’da bir bayan milletvekili iğrenç bir şekilde İslâm’a
ve Müslümanlara saldırarak “asıl tehlikenin radikal İslâm değil bizzat
İslâm’ın kendisi olduğunu” iddia ediyor. Hollanda kanunlarının insanların
dinlerine saldırılmasını yasaklamasına ve İslâm’ın bu ülkede resmi din
olarak kabul edilmiş olmasına rağmen. Şu var ki ABD’nin ve uluslar arası
siyonizmin 11 Eylül sonrası başlattığı kampanyanın hedefi de “radikalizm”,
“terör” vs. değil bizzat İslâm’ın kendisiydi. Ama bu hedeflerini resmi
ağızlarla ortaya koymak istemediler. Böyle kademeli şekilde birilerine
söyleterek kamuoyunda zemin oluşturmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla
Hollanda’da söz konusu iddiaları ortaya atan milletvekili aslında sahibinin
sesidir.
Şunu hatırlatalım ki fitne, insanları birbirine düşürme konusunda dört bin
yıllık tecrübeye sahip olanlar Avrupa’da Müslümanları dışlamayı amaçlayan
kapsamlı bir fitnenin alevini çakmak için yoğun gayret içindeler. Bu fitneye
karşı hem bu ülkelerdeki yönetimlerin hem de Müslümanların dikkatli olmaları
gerekir. Figüranlarla uğraşmak yerine fitnenin ateşini yakmak için
uğraşanları bulmak ve etkisiz hale getirmek gerekir.
“Aranızdan yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan fitneden
sakının ve bilin ki Allah, cezası çok çetin olandır.” (Enfal, 8/25)
Ahmet Varol Haber Vakti |
|