Fırtına öncesi sessizlik!

Herkes eylül ayına kilitlendi..
Kış geliyor kış.. Sonbaharla birlikte havalar soğuyacak ve sertleşecek.
Zorlu bir Sonbahar geçireceğiz.
Beklenen deprem olur mu bilmem ama, siyasi anlamda arkası arkasına depremler yaşayacağımız kesin.
Eylül ayında okullar açılıyor. Adli yıl başlayacak ve meclis açılacak. İlk önce Cumhurbaşkanının veto ettiği yasalar ele alınacak.. Ve tabi yine rejim tartışmaları başlayacak..
AB ile ilişkilerde bir hızlanma gözükecek. Uyum konusunda son rotüşler yapılacak ve Anayasa değişikliği masaya yatırılacak.
Bu arada Yeni Lira ile ilgili düzenlemeler gündeme gelecek.
ABD seçimleri yaklaştıkça ABD nin bölgeye ilgisinin artacağı açık.. İsrail ise ABD’nin bu ilgisini kendisi açısından değerlendirecek..
ABD’nin bölgeye ilgisi, ister istemez bölgedeki bir takım siyasi dinamikleri de harekete geçirecek..
ABD’nin bu dönemde bir başarıya, bir zafere ihtiyacı var. Afganistan’da ve Irak’ta batağa saplanmış gözüküyor. Olaylar hızla tırmanıyor.. Ekonomi çökmüş durumda ve güvenlik sağlanamıyor.. Özellikle Afganistan’da seçim yaklaşırken ABD tamamen Kabil’e sıkışmış gözüküyor. Amerikan askerleri Afganistan’da işgalci güç değil de adeta Kabil’de mahsur kalmış, esir edilmiş gibi..
ABD Afganistan’da tecrit olmuş durumda. Yalnızlık çekiyor. Artık Pakistan bile ABD’ye beklediği desteği sağlamıyor.. Pakistan’ın nükleer programını sürdürmesi üzerine CIA’nın ülkede iç kargaşalıkları çıkartmak istemesi ve hatta ordu içinde darbe planları yapması Pakistan yönetimi ile aralarının açılmasına sebeb olmuş gözüküyor..
Pakistan’ın zafer arayışının, güç gösterisinin adresi neresi olacak sorusuna cevap aranırken, “neden, bu ülke Pakistan olmasın?” sorusunu da akla getirmektedir.. Bir diğer ihtimal Sudan.. Sudan da suların hayli ısındığı görülüyor.. Sudan yönetiminin BM planını onaylaması ABD’nin bahanelerini elinden almış sayılır mı? Bu belli değil. Ama Afrika’da, bir İslâm ve Arap ülkesine yönelik bir müdahele işleri ciddi anlamda karıştırabilir. Hatta Mısır’da Amerikan yanlısı iktidarın işini daha da zorlaştırabilir.. Sudan ABD için başlatılması kolay, bitirilmesi zor bir operasyona dönüştürülebilir.
O zaman sıradaki ülke İran mı? Şu bir gerçek ki, İran, ABD için her zaman 1. sırada olan bir ülke.. Ancak İran nükleer güce sahip, kendi tankını, tüfeğini, gemisini, uçağını, füzesini yapan bir ülke. İlaç konusunda bizim gibi dışa bağımlı değil.. İran ABD’nin midesine oturabilir..
O zaman sıradaki en uygun ülke Suriye gibi gözüküyor.. Hem Akdeniz’e ulaşmak, 6. filoya emin bir sığınak bulmak, Irak petrolünü akıtacak bir liman bulmak, İran’ın Hizbullah’a olan desteğinin kesmek, Filistin, İslâmi Cihad ve Hizbullah’ı arkadan kontrol altına alarak İsrail’i rahatlatmak açısından en kolay ülke Suriye gibi gözükebilir. Suriye de iktidarın belli bir azınlığa dayanması da ABD’yi umutlandıran bir başka faktör. Ama tabi ABD’nin hesaba katmadığı bir diğer gerçek, Suriye’nin işgali halinde Filistin ve Irak cephesinin tek bir cepheye dönüşeceği ve çatışmanın bütün bir bölgeye yayılarak Ürdün ve Lübnan’ı da kaplayacak şekilde, topyekun bir savaş alanına dönüşmesi ihtimali.. Suriye’yi işgal etmek 48 saatte mümkün olabilir, ama bölgeye girecek Amerikan askerlerinin buradan çıkması Irak’tan çıkmasından daha zor olabilir..
ABD için çözümsüzlük sözkonusu. Ama mutlaka da bir şey yapması gerek.
Bu günki şartlarda Libya’ya ya da Suudi Arabistan’ın ilk vurulacak ülkeler listesinde en başa yazılmasının bir anlamı yok. Hatta bu ABD’yi dünya kamuoyunun gözünde daha da zor durumda bırakabilir.
İçeride ve dışarıda zor bir döneme giriyoruz.
Ha, peki biz bu arada neyle meşgulüz? Atatürk, laiklik, başörtüsü, İmam Hatip, özgürlük ulusal devletin bütünlüğüne zarar verir mi gibi yüksek konuları konuşuyoruz..
Harika değil mi?
Ama şimdilik, birkaç hafta için gündem sakin.. Sonra çetin bir kışa hazırlıklı olmalısınız.
Selâm ve dua ile..
 
Abdurrahman Dilipak
adilipak@vakit.com.tr