Fâtıma'nın son oğlu/ Fatima'nın son şâhidi
Bugün yine Aşure. Hafikli İbrahim Şimşek kardeşim şu mesajı geçmiş:
"Göründü hilâl-i mâh-i Muharrem/Âdem ağlar, Havva ağlar, Şit ağlar/N'oldu
Kerbelâ'da zât-ı mükerrem/İdris ağlar, Sâlih ağlar, Nuh ağlar.
"Sahrâ-yi Kerbelâ kan gülistânı/Bozuldu risâlet bağ u bostânı/Ehl-i
Beyt'in soldu baharistânı/Ahmed ağlar, Mahmud ağlar, Hızr ağlar."
Evet, yevm-i Aşure'nin Kerbelâ vak'asına bakan yüzüne yüzümüzü
çevirdiğimiz zaman; Peygamber torununun kendi dindaşları tarafından
katledilmesine seyirci kalan bir Müslümanlar topluluğu görerek dehşete
kapılıyorsunuz. Tıpkı günümüzdeki gibi...
O gün, Hz. Rasûlullah (sav) Efendimizin torunu ve getirdiği dinin imâmı
şehîd edilmişti. Şâh-ı risâletin gözbebeği Fâtıma vâlidemizin "son oğlu"
Hz. Hüseyin, ümmetin câhil mücrimleri tarafından katledilmişti. Başta Kûfe
şehrinin kalleşleri olmak üzere herkes de seyretmişti. Böyle bir vahşete
bütün âlem ağlasa yeridir...
Bugün ise, o yüce nebînin getirdiği din, yine ümmetinden gözüken
alçakların eliyle katlediliyor, "Kur'ân, Sünnet, İcmâ-ı Ümmet ve Kıyâs-ı
Fukahâ" temeli yıkılıyor; öte yandan ümmeti de kâfirler eliyle
katlediliyor, beldeleri işgal ediliyor, nâmusları kirletiliyor; tam bir
buçuk milyar Müslüman ise olmuş "Kûfeli"! Bir avuç erkek mücâhidin
dışında, en hassas olanımız da ancak karılar gibi ağlamayı becerebiliyor
çok şükür! Elliden fazla İslâm devleti olduğu, bunların milyonlarca
kişilik ordularının olduğu da söylenirken hem de...
Hz. Fâtıma (r.anha)'nın "son oğlu" erkekler gibi çarpıştı, Allah'ın dini
uğrunda şehîd oldu, "Cennet gençlerinin efendisi" olarak makâm-ı muallâya
uçtu; ya bugünün pısırık, sinmiş, sâdece dünyâsını düşünmekte ehlî
hayvanlara dönmüş olan sözde Müslümanları olan bizler bu Aşure gününde
nasılız, iyi miyiz?
Neyse, ben bugün sözü bir başka tarafa çekeceğim. Çünkü, taşa ne kadar
söylersen söyle, taşlık vasfını kahramanca koruyor!
Geçen asrın başında Portekiz'in "Fatima" köyünde üç kızkardeş gûyâ Hz.
Meryem vâlidemizi görmüşler. Hıristiyan âlemi o üç kardeşi "aziz" i'lân
etmişlerdi. Bu kardeşlerin 1917'de Hz. Meryem'i altı kere gördükleri
Vatikan tarafından da kabûl edilmiş ve bu hal "özel vahiy" olarak
isimlendirilmişti.
Mes'elenin gerçekle ne kadar örtüşüp örtüşmediğini elbette bilemem.
Kızkardeşler şöyle anlatmışlar:
"Meryem Anamızın solunda dünyâyı ateşe verecekmişcesine alevler çıkan bir
kılıç tutan bir melek gördük. Ancak sağ elinden çıkan ışıklarla bu alevler
söndü. Melek, ?Kefâret, kefâret' diye bağırdı. Tanrı olan muhteşem bır
ışık, insanların aynanın önünden geçerkenki görüntüsü gibi beyazlar
giyinmiş bir piskopos gördük. Diğer dinî görevliler tepesinde haç olan
merdiveni çıkarken, ?kutsal babamız' yarısı yıkılmış bir kentten geçti,
karşılaştığı ölülerin ruhları için duâ etti, büyük haçın eteklerine
ulaştığında ise kurşun ve ok yağdıran bir grup asker tarafından öldürüldü.
Haçın iki kolundaki iki melek şehitlerin kanını toplayıp tanrıya yürüyen
ruhlara serpti." (Haber 7, 16 Şubat 05)
Diyelim ki doğru görmüşler, o zaman bu keşfiyâtın yorumlanması gerekir.
Demek o ki, Hıristiyanlığı temsil eden kişinin şahsında, bugün bütün
insanlığın başına belâ olmuş gözüken ve Siyonizmin robotu gibi hareket
ederek Müslümanlara saldıran Hıristiyan dünyâsının gebereceğinin işâreti
tâ geçen asrın başında verilmiş. Birinci ve İkinci Dünyâ savaşları ile
milyonlarca insanını kaybettiği halde ıslâh olacak yerde daha da
azgınlaşanlar, elbette ecellerine doğru sür'atle yaklaşmaktalar.
Evet, "Hz. Fâtıma'nın son oğlu" gibi davranan erkekler İslâm coğrafyasının
her köşesinden ses vermeye başladılar. Şafak sökmeye başladı.
Haaa, Portekiz'deki kehâneti duyuran haberde bir mühim nokta daha vardı;
"Fatima'nın son şâhidi" de ölmüş! O üç kızkardeşten sonuncusu olan râhibe
Lucia de Jesus dos Santos, Portekiz'i ulusal yasa boğarak gitmiş.
Darısı, bütün işgalcilerin başına!
Şafak sonrası Aşureleriniz mübârek olsun!.
Mustafa Kaplan
mkaplan@vakit.com.tr