Fasık

Fasık, Allah'ın emrine aykırı davranan günahkârlara denir. Arapça anlamı çıkmaktır. Olgun hurmanın kabuğundan çıkmasıdır. Dinî istılahta; Allah'ın emirlerini terk edip Allah'a isyan etmek diye tarif edilir.
Bir başka ifade ile, kişinin büyük günah işlemesi, küçük günahlarda ısrar etmesi, dinî hükümlere inanıp onu ihlal etmesi, bir kısmını yapmamasıdır.
Kur'an ifadesi ile;
"Rablerinin emrinden, O'na itaatten dışarı çıktı" (El-Kehf, 50) emrinde kendisini bulur.
Bu âyetin ışığında günümüzü irdelersek, sistem, olarak Allah'ı tanımaz, Peygamber'i kabul etmez, yani kâfirdir. Fertleri inanmıyorsa onlar da kâfirdir. Namaz kılsa, bayrama gitse, Cuma'lara devam etse bile, Müslüman olmanın; "olmazsa olmaz şartı" onda yoksa, yine kafir olma sonucu değişmez.. Müslüman olmak; Allah'ı kabul etmek, Rasûlü'ne inanmaktır. Getirdiklerini kabul etmektir. Hak olduğunu tasdik etmektir. Böyle inanmayanlar din dilinde kâfirdir. Bizim gibi amel etse de, ben Müslümanım dese de kâfirdir. Amma "Allah'a inanıyorum, Peygamber'i tasdik ediyorum, getirdiklerine de inanıyorum. Haktır, gerçektir" dese de yaşayış biçimi İslâm'ın dışında olsa, şeytanın emirleri, sistemlerin istekleri doğrultusunda olsa bu kişiye de fasık denir. Allah'ın emirlerini ihlal etmek İslâmî emirlerin dışına çıkmaktır. Örnekleyecek olursak, tesettürlü bir hanımın tesettürünü atmasıdır. Kalben inandığı halde, yaşayışı ile Allah'ın emrinden dışarı çıkmasıdır. Tesettüre riayet etmeyen, Ramazan'ı açık açık yiyen, içki içen, gizlemekte mahzur görmeyenlere fasık denir. İnandıklarını söyledikleri için fasıktırlar. İslâm'a inanıyoruz da, zaaf ve çıkarlarımız böyle gerektirir diyenlere fasık denir. İnanmıyor ise o, zaten kâfirdir.
Bu tarif ışığında insanlar üç gruba ayrılır. İnanıyor, inandığını yaşıyor bu Müslümandır. İnanmıyor, inananlara alerji duyuyor, inancını yaşayanlara kızıyor, beşeri sistemlere adapteye çalışıyor, o da kâfirdir. Yorum yapılamaz bir kâfirdir. O, yolunu seçmiş, küfrünü ilan etmiştir. Anasının Müslüman olması, Müslüman mezarlığına gömülmesi onu kurtaramaz.
Üçüncüsü ise, acınacak halleri olanlardır. Fasıklardır. İnanıyoruz diyorlar; yaşayışları İslâm dışı, inanıyoruz diyorlar; inancından utanıyorlar. Makam, mevki ve çıkar için ahiretlerini mahvediyorlar. Böyle bir hanım kızı düşün; inanıyor, iman ediyor inancını yaşamada engeller var. Direnemiyor, mücadelesini veremiyor, kolay olanı seçip tesettürünü atıyor. Sistemlerin emrine girerek ben sizdenim diyor. İhtiyacı vardır, içindeki dürtüleri vardır; o doktor oldu ben neden olmayayım, o üniversite bitirdi ben niye bitirmeyeyim... Eline makası alıyor, başörtüyü atıyor, saçını kısaltarak modern oluyor!
Bu hadise, Allah'ın emrinden çıkış isyanı gibidir. Bir tarafta Rabbin emri, diğer tarafta sistemlerin emri... Tercih sistemler olunca; Allah'ın emrinden çıkıştır. Fırtınalı yolda çıplak kalıştır, inancında direnemeyip batıla teslim oluştur.
Nerde! Bacaklarına ip bağlayarak ayrılıp şehid olanlar?
Nerde! Demir testerelerle tarananlar, o uğurda ölenler?
Nerde! Göğsündeki taşla, "Allah birdir" diyenler. Karşılığında cennetle müjdelenenler?
Okuduktan sonra tevbe ederim kandırmacası seni aldatmasın, ölüm hayatın bütün boyutlarında vardır. O zamana çıkmayabilirsin. Sana yazık değil mi? Ahiretine yazık değil mi?
Halinden utanması gerekirken, fasık haliyle kurtarıcılığa soyunmayı da anlamıyorum. Tercihini yapmış, muz gibi soyunmuşsun. Şimdi sistem bazında başörtüsünü savunuyorsun. Bari kötü örnek olma.

Duran Kömürcü 12 Mart 2005 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr