Düz oturup düz konuşalım

Senelerdir AB’ye muhalefet ediyorum..
Bazıları ima yollu, bazıları kestirmeden eleştiri ve savunma karışımı şu soruyu soruyorlar:
“İbadet hürriyetimiz, kıyafet hürriyetimiz, ifade hürriyetimiz kısıtlı.. AB’ye girsek de sınırsız hürriyete, olgunlaşmış demokrasiye kavuşsak fena mı olur?”
Hayal ve temennilerin hakikat olması için yanlış ata oynanmaması gerektiğini izah etsem de kabul ettiremedim.
AİHM’e güvenmeyin dedim, AB’nin bütün kurum ve kuruluşlarına güvenilmemesini tavsiye ettim, maalesef anlatamadım veya anlamak istemediler..
Türk ve Müslüman kimliği AİHM’de “tehlike” işaretiyle tanımlanır. Çünkü, tâ haçlılar döneminde bu iki kavram “zararlıdır, yok edilmesi gerekir” şeklinde tescillenmiştir..
AİHM hakimleri, haçlı süvarilerinin torunları değil midir? Hangi hatır için dedelerinin izini bırakıp adaletin izinden yürüyecekler?
İşte aldıkları kararlar meydanda..
Leyla Şahin, AİHM’e gitmekle iyi mi yapmış oldu? Bence çok kötü bir sonuç doğmasına vesile olmuştur. Baksanıza, bizim yerli “Tapınak Şövalyeleri” mal bulmuş mağribi heyecanı ile televizyonlarda, gazetelerde “tüm yollar kapandı” çığlıkları atmaya başladılar..
Bu barbarları sevindirmemeliydiniz!..
Hak, aranacak yerde ve hakkı bilenler nezdinde aranır. Fıtraten Türk ve Müslüman kimliğine düşmanlık besleyenlerin egemenlik sahalarında hak ve adaleti bulamazsınız..
Gerekçelerinin rezilliğinden söz etmenin hiçbir anlamı yoktur..
Sizin şikâyet konularınız AİHM’de “özel şartlar” muvacehesinde aleyhinize kullanıldı. AİHM, Avrupalılar ve Türkiye düşmanlığı yapanlar belki adil davranır, muhtemelen akla ve hukuka yakın kararlar alır..
Askerî darbelerin hukukla, demokrasi ile, insan hakları ile bir alâkası olmaz. Amma bir darbe yapılsa da AİHM’e müracaatta bulunsanız, önünüze “özel şartlar” dikilir ve kesinlikle reddedilirsiniz.
Esasında boşuna nefes tüketiyorsunuz.
“AB, AİHM, ABD, NATO” benim güvenilmezler listemde yer almaktadır.. Hiçbir reçetelerine itibar etmem.
“Orada yaşadığınıza göre vukuu bulan icraatlara uymak zorundasınız” türünden zırva hükümlerle karşılaşmanız muhtemeldir.
“Madem öyle, sizin ne gereğiniz var soytarılar?” sorusunu bile açıkça soramayacağız.
Galiba, bizim AİHM’e başvuruda bulunanlar, hakettikleri muamele ile müşerref oluyorlar. Yazık ki yasak duvarlarına bir sıra biriket dikme garabetine de ortaklık ediyorlar. Ne yapalım? AİHM barbarlarına mı kızalım, ahmak Müslümanlarımıza mı, benim arada kalmışlığıma mı?

GERDANLIK
Güya denizden korkup kıyıya sığındılar
Kurttan kaçmak isterken ayıya sığındılar
Dövdü öz amcaları anavatanlarında
Gittiler dini bozuk dayıya sığındılar..

Abdurrahim Karakoç 04.07.2004 Vakit