Duyarlılık çağrısı

İslâm âlemi bu sıralarda tam anlamıyla bir haçlı Siyonist ittifakının çok yönlü kuşatmasıyla karşı karşıya. Hendek savaşındaki kuşatmaya benzer bir durum var. Bir yandan da insanların moral yönünden yıpratılması, kararlılıklarının kırılması, geleceğe dönük ümitlerinin yok edilmesi için yoğun bir psikolojik yıpratma savaşı yürütülüyor. Bu amaçla söz konusu ittifakın hizmetindeki medya organları seferber olmuş durumdalar. Bazen aşağılayıcı sözlü saldırılarla hedef aldıkları kişileri, ülkeleri ve toplumları yıpratmaya çalışıyorlar. Bazen de "İsrail, İran'ı vurmaya hazırlanıyor", "ABD şöyle bir saldırı planı hazırladı" vs. türünden haberlerle sürekli korku havası oluşturmaya böylece korku hegemonyasının devam etmesini sağlamaya çalışıyorlar.
Bu durum karşısında bizim söz konusu yıpratma çabalarından ve korku salma operasyonlarından etkilenme yerine kendimizi daha da güçlü hissetmeye ve geleceğe ümitle bakmaya çalışmamız gerekir. İşte bunun için Mart ayı ile ilgili bazı hatırlatmalarda bulunmak ve bir duyarlılık çağrısı yapmak istiyorum.
Mart ayı işgalci ABD'nin Irak'a saldırdığı aydır. Normalde ABD, Bağdat'ın düşmesinden on beş gün sonra bu ülkede işlerin rayına oturacağını, kukla hükümetin dizginleri ele alacağını ve savaş masraflarını da tazminat yoluyla bu ülkenin petrolünden çıkaracağını umuyordu. Ama aradan geçen iki yıl içinde amaçlarını gerçekleştiremediği gibi sürekli kan kaybetmektedir. Irak'ta asker tutmanın da ona en az aylık dört milyar dolar külfet yüklediği tahmin ediliyor. Irak halkı ve bu halkın iradesini temsil eden direniş işgale razı değildir ve olmayacaktır.
Söz konusu saldırı ve işgalin başlamasının yıldönümü münasebetiyle 19-20 Mart günlerinde dünya genelinde savaşa ve ABD saldırganlığına tepki amaçlı etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklere mutlaka destek vermemiz gerekir. ABD Türkiye halkını: "Bizi niye sevmiyorsunuz?" diye sorguluyor. Biz, Ebu Gureyb'de kadınların ırzlarına tecavüz eden zihniyeti asla sevemeyeceğimizi yumruklarımızı kaldırarak bir kez daha göstermeliyiz. Bush'un ve yardakçılarının, sevginin parayla satın alınamayacağını, dayatmalarla, zorlamalarla ise asla elde edilemeyeceğini anlayabilecek kadar kafalarının çalışmadığına şahit olduk. Zulüm ve işkencelere sessiz kalmayacağımızı da biz onlara gösterelim.
22 Mart 2004, adı Filistin direnişiyle özdeşleşmiş, tekerlekli sandalyesinden tüm dünya Müslümanlarına direniş ruhu kazandıran önder Şeyh Ahmed Yasin'in bir sabah namazı sonrası camiden çıktığı sırada şehit edildiği tarihtir. Bu olayın da yıldönümü yaklaşıyor. Siyonist vahşetin saldırıları ve zulüm uygulamaları ise devam ediyor.
Şeyh Yasin'in şehadetinin birinci yıldönümü münasebetiyle dünyada muhtelif etkinlikler düzenlenecek. Türkiye'de de bu olayın yıldönümünde etkinlikler düzenlenmesi, Siyonist vahşete ve saldırganlığa tepkinin bir kez daha yankılanması gerekir. Değerli okuyucularımızdan bu konuda da duyarlı olmalarını ve gerçekleştirilecek etkinliklere ilgisiz kalmamalarını bekliyoruz.

Ahmet Varol 16 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr