Direniş Manifestomuz

İslam dünyası her geçen gün büyük bir tutsak kampı haline dönüşmektedir. İslam ve müslüman düşmanlığı kurumsallaştırılmaya çalışılıyor. Özel de ülkemizde İslam’a Top yekün savaş ilanına kadar vardırıldı bu sapkınlık...

Top yekün imha imkanlarına sahip olan egemenlerin azgın emelleri, ekonomik ve politik çıkarları için, ülkeler işgal ediliyor, insanlık imha ediliyor. Ölüm ve yıkım üreten emperyalizim halkların yüreklerini, onurlarını yokediyor. Kapitalist dünyanın ölümcül derecede ki kazanç hırsları bütün toplumları tehdit ediyor...

Ateş hattındayız. İtikadımız, kimliğimiz, değerlerimiz namlu ucunda. Hem içerden hem dışardan gerçekleştirilen bir kuşatma bu. Çok iyi bilmeliyiz ki artık ödünç düşüncelerle bu kuşatmayı yarmak mümkün değil ve olmayacaktır…

Gerek yaşadıgımız çografyada gerek diger islam ülkelerinde yaşanan olumsuzluklar karşısında aşırı karamsarlık ve kayıpların abartılması terkedilmesi gereken bir davranıştır. Çözülmüşlüğü yaşayan Müslüman dünya ağır darbeler alıyor ama tüm kayıplarımıza rağmen, ümmet yaşamına özlem duyan Müslüman halklar bir türlü sömürge politikalarına teslim olmuyor. Her darbeden, her kuşutmadan sonra yeni bir ümit, yeni bir filiz, kirli dünyanın atmosferini arındırmaya aday; ve alternatif inşa idealimize yeni bir soluk kazandırıyor. İslami aidiyet bilincimiz her kuşatmada, her katliamda ve yaşadığımız her trajedi de yeni bir yol, yeni bir duyarlılığı büyütüyor. “Eğer mümin iseniz üstün gelecek olan sizsiniz (Ali İmran/139)

Topyekün direniş için bilincimizi, kalbimizi, öfkemizi dayanıklı ve güçlü kılmalıyız. Her türlü ilişkinin merkezine içtenliği, dürüstlüğü ve açıklığı koymalıyız.

Küresel ölçekte gelişen olumsuzluklar karşısında geri çekilmek yerine evrensel projeler üretmeliyiz. Küresel ölçekte gerçekleşen oluşumlara yerel sınırlara çekilerek yanıt vermenin mümkün olmadığını görmemiz gerekiyor artık...

Hangi koşullarla kuşatılmış olursak olalım, düşüncelermizden, içtenligimizden ödün vermemeliyiz. Hiç bir şart hiç bir realite-reelpolitik inanç ve degerlermizi vazgeçilebilinir kılmamalı. Reelpolitik neyi gerektirirse gerektirsin asla zalimlerle birlikte hareket etmemeliyiz. “Zalimlere destek vermeyin sonra ateş size de dokunur.” (Hud/113) “Müminler müminleri bırakıp hakikatı inkara şartlanmış olanları dost edinmesinler, Kim böyle yaparsa Allah ile bütün bağını koparmış olur” (Ali-İmran/28) Müslümanlar olarak olaylara ekonomik kayıplar yada ulusal çıkarlar bağlamında yaklaşamayız çünkü bu durum bizi konjüktürel bir zemine çekecektir, bu zeminde verilecek mücadele daha baştan kaybedilmiştir..

Bütün düşüncelerimizi en açık bir dille, tüm içtenliğimizle konuşup tartışabileceğimiz olgun ve seviyeli bir ortam oluşturmanın bir yolunu bulmak zorundayız. Öncelikle kendi zaaflarımızdan başlayarak kendi engelimizi aşarak işe başlamalıyız...

Asra andolsun ki; İnsan ziyandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (103/Asr Suresi)

Küreseldireniş