Çeçenistan'da direnişin dünü ve bugünü-2

Rusya'nın Çeçenistan'ın bağımsızlığını kabullenememesinin çeşitli sebepleri vardı: Bu bölgenin özellikle uçak yakıtı çıkarılan zengin petrol yataklarına ve doğal gaz rezervlerine sahip olması ve Çeçenistan'daki bağımsızlık mücadelesinin zamanla bütün Kafkasya'ya yayılması endişesi bunların başta gelenleriydi. Ancak, Çeçenistan işgali Rusya'nın kendi içinde de problemlere yol açtı ve Yeltsin'in siyasi alanda prestij kaybetmesine sebep oldu.
Rusya zikrettiğimiz ve benzeri sebeplerden dolayı Çeçenistan'ın bağımsızlığına gönlü razı olmasa da, buradaki savaşta sürekli asker kaybetmesi sebebiyle sonuçta oradan çekilmek ve direnişi sürdürenlerle masaya oturmak zorunda kaldı. 1996'da imzalanan anlaşmayla Çeçenistan'ın bağımsızlığı Moskova tarafından resmen tanınmış oldu. Ancak Moskova sonuçtan memnun değildi ve bu ülkenin topraklarına işgal güçlerini yeniden sokabilmek için fırsat kolluyordu. Bu doğrultuda Çeçenistan'da 1994 direnişinde de adını duyuran Şamil Basayev'e bağlı bazı milislerin Rusya Federasyonu'na bağlı özerk cumhuriyet niteliğindeki Dağıstan'a girerek burada da bir bağımsızlık mücadelesi başlatmaları, Moskova tarafından bir fırsat olarak değerlendirildi. Bu açıdan Basayev'in Dağıstan'a girerek bağımsızlık mücadelesini buraya taşımak istemesi hakkında farklı yorumlar yapıldı. Bazıları onun Moskova'ya belirttiğimiz fırsatı vererek hata ettiğini ileri sürdüler. Bazıları da, "Böyle bir gelişme olmasaydı da Moskova bir başka sebep bulup Çeçenistan'a girecekti. Dolayısıyla Basayev'in hareketinde herhangi bir hata yoktur" yorumu yaptılar. Tabii ki, Basayev'in amacı Moskova'ya fırsat vermek değil, Kafkaslar'daki özgürlük ve bağımsızlık ateşinin bütün bölgeye yayılmasını sağlamaktı. Bu açıdan, amaçla sonucun birbirine karıştırılmaması gerekir. Yani ortada bir yanlışlık varsa bile bu niyetlerde değil, belki amellerdedir. Bu itibarla amellerdeki hatayı insanların niyetleri ve inançları hakkında tereddütler uyandırmak için değerlendirmekten uzak durmak gerekir.
Fakat Basayev'in Dağıstan topraklarına girerek bağımsızlık ruhunu oraya taşıma çabasını dışarıdan müdahale tarzında yansıtması stratejik hataydı. Onun yerine Dağıstan'ın içinden ve herhangi bir dış müdahale söz konusu olmadan böyle bir hareketin başlatılması daha isabetli olacaktı. Böyle bir imkânın olmaması durumunda ise makul olanı, o zeminin ve havanın oluşmasını beklemek yahut fiili bir mücadele başlatmak yerine potansiyel gücü keşfederek ona mücadele ruhunu kazandırmak için eğitim faaliyeti yürütmek olacaktı.
Şamil Basayev'in Dağıstan'da bir fiili mücadele başlatma çabalarında Çeçenistan yönetiminin hiçbir rolü yoktu. Hatta bu konuda o zamanki Çeçenistan Cumhurbaşkanı Aslan Maşadov ile Basayev arasında ciddi görüş ayrılığı olduğu ta o zamandan basın yayın organlarına yansımıştı ve Moskova yönetimi de bunu çok iyi biliyordu. Ama Moskova, Dağıstan'daki direnişle Dağıstan topraklarında karşı karşıya gelmenin kendisini daha önce Çeçenistan'da maruz kaldığı sonuca götürebileceğini ve bu yüzden Dağıstan'ı da elden kaçırabileceğini düşündü. Çünkü Dağıstan'da Moskova'ya bağlı yönetim bir kukla yönetimdi ve buradaki halk durumundan memnun değildi. Bu toprakların yerlisi olan halk işsizliğe ve fakirliğe mahkûm edilirken, Rus kökenliler devletin balını kaymağını yiyorlardı. Dolayısıyla geçmişte Çeçenistan halkının yaptığı gibi, Moskova'ya bağlı yönetimin yanında yer almak yerine bağımsızlık mücadelesine destek vermeleri ihtimali vardı. Gelişmeler de bu sinyali veriyordu. Dağıstan'daki bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşması ise, Rusya için tüm Kafkasya'nın kaybedilmesi anlamına gelecekti. Çünkü Moskova'nın Kafkasya üzerindeki hâkimiyeti bütünüyle işgaldir ve bölgedeki etnik unsurlar bağımsızlık ve hürriyet hayaliyle yaşamaktadırlar. Dolayısıyla Dağıstan'daki zafer bu hayalle yaşayan tüm etnik unsurları harekete geçirecekti.
İşte bu yüzden ve yukarıda belirttiğimiz üzere Moskova'nın, Çeçenistan'daki bağımsızlığa razı olmayıp bu topraklara işgal güçlerini sokmak için fırsat kolluyor olması sebebiyle, Dağıstan'daki direnişi başlatanların Çeçen kökenli olmalarını gerekçe göstererek işgal güçlerini yeniden Çeçenistan'a soktu. Bu arada; Rus istihbaratının Moskova'da ve bazı büyük şehirlerde gerçekleştirdiği patlamaları da bu işgalde gerekçe olarak kullandı. Bu patlamalardan Rus istihbaratının sorumlu olduğu bizzat Rusya içindeki muhtelif siyasiler tarafından dile getirilmiştir.
Bu konuya inşallah müteakip yazımızda da devam edeceğiz.

Ahmet Varol 12 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr