Çağın Uhdud Ashabı ve Felluce Direnişi

Ahmet Varol 17 Kasım 2004 Çarşamba, Vakit gazetesi

CBS News televizyonunun yayınladığı bir habere göre Amerikan işgal kuvvetleri camilere girerek buralara sığınan yaralı Müslümanları öldürüyorlar. Bunlardan birinin öldürülüşünün görüntüleri ekranlara yansıtıldı. Bu manzara karşısında "ben insanım, benim de bir vicdanım var" diyebilen bir ferdin yüreğinin parçalanmaması ve o vahşi cinayet manzaralarını adeta bir "kahramanlık göstergesi" gibi takdim etmeye çalışan işgalci saldırganlara lanet okumaması mümkün değildir.

O manzarayı görünce hemen Kur'an-ı Kerim'de kendilerinden söz edilen Ashab-ı Uhdud aklıma geldi. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Kahrolsun o Uhdud (hendek) sahipleri!

Tutuşturucu yakıt dolu ateş (hendeğinin)

O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Onlardan sırf yüce ve övgüye layık olan Allah'a iman etmelerinden dolayı öç alıyorlardı."(Buruc, 85/4-8)

Tefsirlerden anladığımıza göre o Uhdud yani içi ateşle doldurulmuş hendeğin sahipleri mü'minleri bu ateşin içine atarak yanmalarını büyük bir zevkle seyrediyorlardı. Hatta hadislerden anladığımıza göre bazı kadınlar kucaklarındaki bebekleriyle birlikte atılıp yakılıyorlardı. Sırf Allah'a iman edip, şirki, cahiliye inancını reddetmeleri sebebiyle.

Peki, bugün Felluce'ye saldırma öncesinde yaralılara hizmet edecek hastaneleri, hatta seyyar hastaneleri bile bombalayan sonra önce hastaneleri kontrol altına alarak yaralılara yönelik tüm sağlık hizmetlerini engelleyen, konvansiyonel silahlarla, bombalarla direnişi durduramayınca tüm uluslar arası anlaşmalarda yasaklanmış misket bombaları dahil muhtelif kimyasal silahlar kullanan, bununla da yetinmeyerek camilere baskın düzenleyip oralara sığınan yaralıları caminin içinde öldüren sonra da bu cinayetlerin görüntülerini Bush'u ikinci kez iş başına getirenlere moral vermek için değerlendiren işgalci saldırganların Uhdud ashabından ne farkı olabilir?

Burada dikkat çeken bir şey de Irak'ı işgal altında tutan Amerikan Uhdud ashabı ile Filistin'i işgal altında tutan Siyonist Uhdud ashabının metotlarının büyük ölçüde aynı olması. Filistin'deki Siyonist Uhdud ashabı da yaralılara sağlık hizmetlerini engellemek için birçok yerde ambulanslara saldırdı, çok sayıda sağlık görevlisini öldürdü veya yaraladılar. Birçok yerde yaralıların kaldırılmasını engelleyerek kan kaybından ölmelerine sebep oldular. Geçtiğimiz günlerde de Nablus'ta bazı hastanelere baskın düzenleyerek buralarda tedavi altına alınmış yaralıları o halleriyle tutuklayıp götürmüşlerdi.

Bütün bu vahşet manzaraları sergilenirken insanlık nerede? Çağın Ashabı Uhdud'u durumundaki Siyonist saldırganların ve ABD işgal güçlerinin uygulamaları karşısında söze gelir bir tepkisine şahit olmadığımız, kısa adı HRW olan İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rigths Watch), ABD işgal güçlerinin camileri dolaşarak oralara sığınan yaralıları öldürdükleri sırada, Sudan'ın cezalandırılmasını isteyen bir açıklama yaptı. Bu durum karşısında biz HRW'nin gerçekten "İnsan Hakları İzleme Örgütü" olduğuna mı yoksa ABD'nin Siyasi Çıkarlarını İzleme Örgütü olduğuna mı inanacağız?

Unutmayalım ki ABD vahşeti ve Siyonist vahşet bütün insanlık için tehdittir. Bu vahşetten kurtulmak için insanlığın dayanışmasına, işbirliğine ihtiyaç var. Çağın Ashabı Uhdud'undan kurtulmak için "ben insanım, benim de bir vicdanım var" diyen herkesin bu dayanışmaya bir şekilde el vermesi gerekir.