Bush'un Yeni Psikolojik Savaşı

Ahmet Varol 18 Kasım 2004 Perşembe, Vakit gazetesi

ABD'de yönlendirme oyunuyla ikinci kez başkanlığa seçilen Bush, bir yandan Felluce'de direnişin kökünü sökebilmek için tüm uluslar arası anlaşmaları hiçe sayarak tam bir vahşet savaşı verirken diğer yandan dünyaya karşı yeni bir psikolojik savaş dönemine girmiş görünüyor. Bu savaş yeni hükümetin oluşturulmasında gayet belirgin bir şekilde kendini ortaya koyuyor. Bush bu tutumuyla tamamen Hitler çizgisine girdiğini ve bütün dünyaya meydan okuduğunu göstermeye, dünyaya sadece kuvvetin hükmedebileceği ABD'nin de bu kuvvete sahip olduğu mesajını vermeye çalışıyor. Ama unutmamak gerekir ki Hitler'in çizgisi uçuruma ve tükenişe giden bir çizgidir.

Bush'un tüm dünyaya kuvvetle hükmetme anlayışına dayalı yeni psikolojik savaşının en önemli boyutunu isimler oluşturmaktadır. Tabii bu isimlerin böyle boyut oluşturmasında ABD hizmetindeki medyanın büyük rolü var. Bu açıdan ABD'nin sadece Afganistan veya Irak halkına karşı değil tüm insanlığa karşı yürüttüğü savaşta medya önemli bir cepheyi oluşturmaktadır.

İşin gerçeğinde ABD'nin kuvveti esas alan psikolojik savaşı yeni değildir. Ancak daha önce bu savaşın en önemli boyutunu silah ve istihbarat gücü oluşturuyordu. Bu amaçla ABD'nin, insanların kurgu filmlerde gördüklerini yapabilecek güçte olduğu mesajları verildi. Uzaya yerleştirdiği uydular vasıtasıyla insanların ayakkabı numaralarını tespit edebildiği haberleri söylenti şeklinde de olsa insanlar arasında yayıldı. Yine uydular vasıtasıyla beyin okuma projesi geliştirdiğine dair haberler de bir söylenti tarzında yayıldı. Hatta Türkiye'de bazı medya organları bu işi ciddiye alarak gündeme taşıdılar.

Psikolojik savaşın silah ve istihbarat boyutu Afganistan ve Irak'ta bayağı yıprandı. Buralardaki askeri kayıplarını yüzde seksen oranında gizlemesine rağmen. Gidişat bütün vahşiliğine ve tüm uluslar arası anlaşmaları ayaklar altına alarak kimyasal silahlar kullanmasına rağmen askeri tehdit gücünün daha da yıpranacağını göstermektedir.

İşte bu yıpranma sebebiyle ABD psikolojik savaşına yeni bir boyut kazandırmaya çalışıyor: İsimler. Tahminimize göre psikolojik savaşa isimler boyutu kazandırma planı yeni değildir. Hazırlığı çok önceden başlamış, ama bir başlangıç noktasına ihtiyaç duyuluyordu. Seçimler önemli bir başlangıç noktası oluşturdu. Şimdi oluşturulan yeni yönetimde "ılımlı"ların tasfiye edildiği, yerlerini hep şahinlerin aldığı imajı veriliyor. Bu arada Dışişleri bakanlığından istifaya zorlanan Colin Powell'ın ABD'nin "ılımlıları" arasında yer aldığını anlıyoruz. Eğer bu adam "ılımlı" ise zaten vahşet, saldırganlık ABD'nin temel devlet felsefesi haline gelmiş. Ilımlısı ile şahini arasında ne fark olabilir?

İsimlere dayalı psikolojik savaş yöntemi ABD'den önce Siyonist işgal devleti tarafından etkili şekilde kullanılıyordu. Şaron da bu savaşın en çok öne çıkan isimlerindendi. Ancak onun iş başına gelmesi ve izlediği saldırgan politikalar Filistin direnişini kıramadığı gibi bugün Gazze'den çekilme planını hükümete ve parlamentoya kabul ettirmek zorunda kalan da odur.

ABD'nin isimlere dayalı yeni psikolojik savaşının Şaron'u da bir bakıma Condolezza Rice olmuştur. Rice böyle bir imaj için çok önceden hazırlanıyordu. Onun Dışişleri bakanlığına getirilmesine en çok sevinenler de işgalci Siyonist devletin yetkilileri oldu. Peki, kimdir bu kadın ve onun ismi söz konusu savaşta ne kadar etkili olacak? İnşallah bu konuyu da müteakip yazımızda ele alalım.