Bush Atatürk'ün yolunda
Muhammed Harb
Atatürk'ün Arapçaya yönelik icraatı ile oğul Bush'un projesinde hedeflenen
uygulamalar arasındaki benzerlik şaşkınlık yaratmakta.
Bu makale haziran ayı içinde icazet verilecek Amerikan Başkanı Bush'un
projesiyle ve onun Arap dili ve edebiyatını siyasi olarak düzeltilmesi,
geliştirilmesi operasyonuyla ilgili. Amerikan projesinin ifade ettiği üzere hali
hazırdaki Arap dili, Arap olmayanlarla ilişki kurmayı engelleyen dini eğilimler
ve ilkeler taşımakta. Ayrıca dil, ABD ve İsrail'in Araplara iğrenti duymasının
temel etkeni bu, projeye göre.
Atatürk projesi ve onun Türkiye'deki Arapçaya yönelik icraatı ile oğul Bush'un
projesi ve onun projede geçtiği üzere hedeflenen uygulamaları arasındaki
benzerlik şaşkınlık yaratmakta. Bu makaleyi Ahbar El Haliç aracılığıyla Arap
okuyucu ve dünyadaki Arapça okuyanların önüne koymak istedik.
1) Atatürk'ün projesi 'bizler Batı'nın uygar bütün silahlarının alınması
gereğini kabul etmekteyiz. Doğu'nun âdetlerini, dilini ve harflerini aldıktan
sonra, bunlardan (geriye gitmek, âdet ve ahlakımızda birbiri ardına gelen
bozulmalar dışında) hiç istifade edemedik. Bu yüzden Arap harflerini atmalı ve
Latin harfleriyle değiştirmeliyiz. Böylelikle kalkınmamızı ve gelişmemizi
garantiye alabilir, dilimizi düşmekten kurtarır, dünyaya yayabilir ve dil
vasıtasıyla terakki ve uygarlaşmayı sağlayabiliriz' şeklindedir. (Atatürk, Mısır
Hilal dergisi, Mart 1925)
Türk dili Osmanlıca, Arapça kelimeler, terimler, dini, İslami ve Arapça
ıstılahlarla doluydu. Türk lider, projesini -Türkiye'yi uygarlık, medeniyet ve
sanat açısından Batı'ya yaklaştırmak için- Arapçadan Latinceye bir 'harf
inkılabı' olarak sundu. Dilin ve edebiyatın geliştirilmesi, ders olarak bütün
lise ve üniversitelere konması, dilin taşıdığı dini-İslami eğilim ve ilkelerden
arındırılması Atatürk'ün hedeflerindendi. Dolayısıyla bu dil, Türk liderin
öngördüğü ve anayasanın iptal edilemez ve iptali dahi önerilemez ayrılmaz bir
parçası haline gelen laiklik ilkesiyle uyuşmamaktaydı. Modern Türkiye'nin
kurucusunun dili geliştirmek için koyduğu yeni yöntem, reform hareketlerini,
özgürlük ve demokrasinin uygulanmasına yönelik çalışmaları başlatmak amacıyla
Arap harflerini kaldırarak start vermekti.
Atatürk, Türklerin Müslüman oluşundan bu yana kurulu olan geleneksel şekillerden
dili kurtarmak istedi ve Türklerin dilin gelişimindeki bu büyük devrimi kabul
etmeyi istedikleri noktasında ısrarcı oldu. Türklerin babası projesinde başarılı
oldu ve bu yüzden bazı tarihçiler onu sadece modern Türkiye'nin değil aynı
zamanda çağdaş Türk dilinin de kurucusu olarak gördü. Harf devrimi sadece
Türkiye'de değil İran, Mısır ve Lübnan'da da etkili oldu ve iş Lübnanlılardan
birinin şiir divanını Latin harfleriyle Arapça yayımlamasına kadar vardı. Hatta
aynı şey Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla yaşandı.
Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazandıkları zaman bütün
siyasi konularda Atatürk'ün yöntemini izlediler. Bu cumhuriyetler Türk modeli
laikliği, Türkçe yazımında Latin harflerini aldıklarını açıkladılar ve hepsi de
Türk Latin harflerini örnek almakta, Atatürk'ü model veya yüksek ideal olarak
almakta hemfikir oldular. Orta Asya'daki bu İslam ülkeleri Türkiye için 'büyük
kardeş' tabirini kullandılar.
2) Başkan Bush'un projesi ise 'Büyük Ortadoğu Projesi, Arap harflerinin Arap
kültürünün modernleştirilmesi adı altında Latin harfleriyle değiştirilmesini
hedeflemektedir ve bu proje Arap dili ile diğer diller arasında ortak dil ve
üstün anlayışı gerçekleştirmeyi hedefleyen bölgedeki reform planının bir parçası
olarak görülmektedir.' (Büyük Ortadoğu Projesi, Haziran 2004) Başkan Bush'un
Arap dilini modernleştirme projesi düşüncesinin önde gelen noktalarının
aşağıdaki kapsam içine alınması mümkün:
Arapçanın geliştirilmesi ve klasik formatından kurtarılması gerekli. Projeye
göre Arapça konuşanlar Avrupa dillerinin daha kolay olduğunda hemfikir. Arap
dilinin geliştirilmesi için 600 araştırma yapılmış ve ilgili bilimsel araştırma
Arapçanın İngilizceyle buluşmasının zorluğunun Araplara yönelik Amerikan ve
İsrail iğrentisinin temel etkeni olduğu şeklinde sonuçlanmış. Bu projenin temel
hedefi Arapçanın bütün lise ve üniversitelerdeki eğitimini geliştirmek.
Yöntemleri dini eğilimler taşıyan Arapça, Arap olmayanlarla -proje Amerikalıları
ve genel olarak Avrupalıları kast ediyor- ilişkiler yapılandırmaya pek
uymamakta. Lise ve üniversite öğrencilerinin dillerinin yazımında yeni bir
yöntem öğrenmeleri ve Arap harflerinin değiştirilmesi Arap dilinin gelişim
süreçlerinden biri sadece. Bush'un projesinin en önemli ifadelerinden birisi de
'Araplar ve Müslümanlar Arap dilinin, harflerinin ve formatının gelişimindeki bu
büyük devrimi kabul etmeyi istiyorlar' ifadesidir.
Arap milleti kaybolacak
Bu anlatılanlardan sonra sonuç gayet açık. Oğul Bush gözlerini Büyük
Ortadoğu Projesi'ndeki Arap dilinin gelişimi konusuna ve Atatürk deneyimine
dikti. Fikirler ve hedefler aynı. Tarihi bir zorunluluk olarak aynı sonuçlara
ulaşacak.
Acaba oğul Bush'un modern Arap dilinin kurucusu olduğunu ifade edeceğimiz gün
gelecek mi?
Her halükârda oğul Bush'un projesi tarihi Arap dilinin gelişimiyle ilgili olarak
aşağıdaki şekillerde sonuçlanacak: Güzel Arapçamız, harfleri ve güzel Arap hattı
kaybolacak, Arap milleti dili üzerine kurulu olan kimliğini, övünülecek kültürel
tarihini yitirecek ve şu anki Araplarla geçmişleri arasındaki bağlantı
kesilecek. En fazla iki nesil sonrası Arap milleti kaybolacak, Arap ve İslam
kültürüyle bağlantı yılının 2064 olarak konulması mümkün olacak. Bir sonraki
nesil İslam ve İslam'ın taşıdığı edebi, dini, uygar, fikri ve fenni kültür bir
yana Arap şair Mütenebbi'yi hatta Nizar Kappani'yi dahi tanıyamayacak
kesinlikle. Acaba hepimizin şöyle dua etmesi mümkün mü: Allah'ım Arap milletini,
Arap dilini ve Arapça indirdiğin Kuran'ın dilini koru.
(Dr. MUHAMMED HARB: Bahreyn'de yayımlanan Ahbar El Haliç gazetesi, 7 Haziran
2004, Türkiye uzmanı Mısırlı akademisyen)
Kaynak: Radikal Gazetesi 11 Haziran 2004