Bunlar düşündürücü değil mi?

Bazı yazarlarımız Kuzey Osetya olayını Rusya’nın 11 Eylül’ü olarak nitelendirdiler. Bu tespit yerindedir. Bu olay da 11 Eylül olayları gibi karanlıkta kalacak ama bu arada Rusya Çeçenistan direnişi karşısında içine düştüğü sıkıntıyı atlatmak ve bu direnişi köşeye sıkıştırmak için kullanacaktır. Tıpkı ABD’nin İslâm ülkelerine yönelik yeni haçlı seferini başlatmak ve herhangi bir müşahhas delile dayanmadan suçlu gösterdiği Afganistan ile hiçbir irtibatı olmayan Irak’ı işgal etmek için 11 Eylül saldırılarından istifade ettiği gibi. Nitekim Rusya’nın Kuzey Osetya olayından yararlanmak için aynen ABD’nin yaptığı gibi senaryolar uydurmaya ve birilerinin ağzından bunları gündeme getirmeye başladığını görüyoruz. Bu çerçevede bazı düşündürücü noktalara parmak basmak istiyoruz.
Sözde kurtarma operasyonundan hemen sonra eylemcilerin tümünün öldürüldüğü haberleri yayılmıştı. Çok geçmeden bazılarının kaçtıkları yönünde açıklamalar yapıldı. Şimdi bunlardan birinin apar topar yakalandığı ve hemencecik de itiraflarda bulunduğu iddia ediliyor. Yapılan resmi açıklamalara göre yakalanan kişi kendilerini Şamil Basayev’in yönlendirdiği, eylemin Maşadov adına yapıldığı iddialarında bulunmuş. Haklı ve meşru mücadelenin çeşitli zorlukları vardır. En zor yanlarından biri de işte böyle kirletme, iftira atma çabalarına maruz kalmaktır. Düşman cephede zayıf düşünce böyle hainlikler yaparak iğrenç iftira saldırıları başlatır. Bunu şimdiye kadar en usta bir şekilde Siyonist işgal devleti ve ABD yapıyordu. Onlar zaten birbirlerinin tecrübelerinden yararlanarak metot ve teknik geliştiriyorlar. Rusya’nın da şimdi onların tekniklerinden ve tecrübelerinden istifade ederek Çeçenistan direnişini yıpratma çabası içine girdiği anlaşılıyor. Ama onun “kurtarma operasyonu” gibi yıpratma operasyonunun da önemli hatalar içereceğini sanıyoruz. “Öldürüldü, kaçtı, yakalandı” haberlerindeki tutarsızlıklar gibi.
Bu olayla bağlantılı en önemli ve dikkat çeken bir gelişme de Rusya yetkililerinin hemen sıcağı sıcağına İsrail işgal devletine ziyarette bulunarak onunla teröre karşı işbirliği anlaşması imzalamasıdır. Moskova yönetimi acaba bu anlaşmayla işgalci Siyonistlerin şerlerinden mi emin olmak istiyor, onun yukarıda zikrettiğimiz yıpratma politikalarında kazandığı tecrübelerinden yararlanmak mı istiyor, yoksa Siyonist lobi ABD’de olduğu gibi Rusya’da da yönetimi kendisiyle işbirliğine zorladığından mı buna ihtiyaç duyuyor? Bunların hepsi birden de etkili olabilir. Tabiî işgalci Siyonist devlet de fırsatı kaçırmayarak Rusya’yı vuran terörle kendisini vuran terörün aynı olduğunu, terörün milliyeti olamayacağını söylüyor. Aslında Filistin’i kan gölüne çeviren terörle, Çeçenistan’da yüz binlerce aileyi perişan eden, binlerce çocuğu öldüren terörün aynı olduğunu itiraf etseydi doğruyu söylemiş olurdu. Filistin ve Çeçenistan’da bağımsızlık mücadelesi verenler meşru olmayan işgale karşı haklı ve meşru bir mücadele içindedirler. Bu mücadeleyi verenlerin hiçbirinin Kuzey Osetya’daki eylemle veya bir benzeriyle herhangi bir ilgilerinin olamayacağı kesindir. Ama bu eylemin arkasında, Çeçenistan’daki sıkıntısını atlatmak için olayı uluslararası boyuta taşımak, oradaki direnişi yıpratmak ve artık bu savaştan bıkan Rus halkını galeyana getirmek isteyen Moskova’nın olmayacağı kesin değildir.
Rusya yönetimi eylem esnasında halka bazı yanlış bilgiler verdiğini itiraf etti. Bundan sonra vereceği bilgilerin doğru olacağı hususunda da bir güvence vermedi. Verse de bir anlam ifade etmez. Siyaseti yalan temelli bir yönetimin güvencesi de yalan temelli olur. Bu itibarla okuyucularımızdan söz konusu olayla ilgili haber ve yorumları değerlendirirken dikkatli olmalarını ve Rusya kaynaklı bilgilere şüpheyle yaklaşmalarını tavsiye ediyorum.
 
Ahmet Varol 8 Eylül 2004 Vakit
avarol@vakit.com.tr