Bu Gün Günlerden Felluce


Evet, bu gün günlerden felluce. Necef ertesi yani..
Güneş canavar burcunda. Sisli bir gecede Hitlerin ruhu, cadılar ayininde, Thoman Mann’ın “Değişen kafalar”ında olduğu gibi, Hitlerin kafası ile Bush’un kafası değiştirildi. Bush Millenium çağının yeni Frenkeştaynı!

Mübarek bir gecede başlattı lanet olası saldırısını ve bir bayram günü de sürdürdü katliamını.. Bir hastahaneyi vurdular önce. Doktorları, hasta bakıcıları öldürdüler, aşağıladılar. Sonra koğuşlara girip sedyelerden aşağı çekip tekmelediler.

Yetmedi.

Ve bu arada sustu doktorlarımız.(?!) Ben beyaz gömlekleri ile onları meydanlarda görmek isterdim. Yakalarında siyah kordela görmek isterdim onların.
Yoksa sıranın kendilerine gelmesini mi bekliyorlardı?!

Bir mabede girdiler, yaralıları sorgusuz sualsiz kurşuna dizdiler.. Vahşi birer hayvan gibiydiler.. Belki hayvandandı aşağı. Onlar Amerikan askeriydiler. Şeytanlaşmış birer ölüm robotu. Made in Hollywood markalı biyonik robotlar gibiydiler. Ya da namı diğer Terminatör.

Öldürdüklerini sandıkları insanları ölümsüzleştiriyorlardı oysa. Asıl ölen kendileri idi, öldürdükçe.. Öldü dediklerinin delik deşik olan cesetleri idi.. Ruhları aziz mertebesine yükseliyordu onların. Şehid oluyorlar şehid!

Bir Amerikalı hödük, mesela Condelea Rise ne anlar bundan.!

Ya da bizim devlet böyüklerinin “yüce şahsiyet” dediği insanlık onurunu aşağılayan alçak Buhs ne anlar bundan! Hani derler ya, “dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diye. Kim bilir Bush’un Müslümanlara düşmanlığına bakıp derin bir “ohh” çekip onu kıskananlar bile vardır böyük adamlar arasında?!

Nefes alıp vermekle canlı mı sayılır sanki şerir, demirci körüğü de hava alır ve verir..

İnsanlığın yüzkarası, Firavun bozuntusu , kendini Mesihe adadığını sanan bu deccal’dan başka ne beklenebilirdi ki? Akıllarınca dünyayı, Neron’un Romayı ateşe verdiği gibi ateşe verip, işleri geri dönülemez ve içinden çıkılamaz hale getirirp Tanrı’yı kıyamete zorlayacaklar!

Bunlar Saddamdan daha lanetli “belhum adal” kalitesinde insanlar. Kim bilir elinin altında kaç tane daha Saddam ya da Noriaga tipli uşak vardır. Mesela Allawi ya da Afganistanın yakışıklı lideri Karzai gibi.. Kötüler her zaman Türk filimlerindeki gibi çirkin suratlı olmayabiliyorlar, Bazıları çok da yakışıklı olabiliyor..

Bush kendini ve ülkesini yakacak bir cehenneme odun taşıyor. Elleri kurusun onun!
Sahi Miloseviç’i niye yargılıyorsunuz ki!

Alın Amerika, insan hakları ihlali, savaş suçu, tarihi ve doğal çevreye verilen zarar.. Miloseviç Bush’un eline su bile dökemez. Ne Cenevre sözleşmesi, ne Paris şartı.. Hiç birinin hiçbir değeri yok ABD için..

Ortada bir soykırım var. Bir insanlık suçu var, bir savaş suçu var.
Amerikan ordusuna eklemlenmiş bir gazetecinin kontrol dışı ya da yapılan cinayetleri tek bir örneğe indirgemek için yapılan bir habercilik oyunundan ibaret değil bütün bu olup bitenler..

Biz bunları daha önce Guantanamoda gördük. Ebu Garipde gördük. Şimdi de Fellucede..

Bu çılgını durdurun. Amerika dünyayı savaşa sürüklemeye, 3. dünya savaşının fünyesini ateşlemeye çalışıyor.. Tarihin sonunu getirecek bir kıyamet savaşı, bir medeniyetler arası savaşın kışkırtıcılığını yapıyor.

“Medeniyet denilen maskeli mahluku görün, tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün.” Bu Amerika mı dünyaya özgürlük ve barış getirecek. İnsan haklarına saygıları bu mu?

Bilmem biliyor musunuz, Amnesty İnt raporuna göre Dünyada 639 milyon hafif silah var. 10 kişiye bir silah düşüyor. Bunlar en az 98 ülkede bulunan binin üzerindeki şirket tarafından üretiliyor ve her yıl yarım milyondan fazla insan konvansiyonel silahlarla öldürülüyor . bu da dakikada bir kişi demek.Siz bu yazıyı okuyana kadar 10 kişi daha öldürüldü! Bu da Mayınsız Türkiye raporundan: Türkiye’de 4 milyon mayınla yaşıyoruz!

Toprağa döşeli 1 milyon, stoklarda da 3 milyon mayın bulunuyor! Dünyada sınırlar kaldırılırken biz kardeş ve dost ülkelerle aramıza mayın döşemişiz yıllarca, şimdi de sökmek için mayınların yerini bulmaya çalışıyoruz!?
İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin, Allahım!

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak 19 Kasım 2004 Vakit