"Beklenen gün gelecekse çekilen
çile kutsaldır"
Allahın arzında bizim davamız, bizim sevdamızdır. Biz Müslümanız. Müslüman
çilesiz olmaz.
Çile, sevdaya sadakatin bedelidir. Çilesiz sevdayı düşleyen delidir!
Çile, sevdaya sadakati gelecek olan günü beklemekle belgeleme serüvenidir.
Bakınız inanmış bir insan için kendi inancını ve inancından kaynaklanan
düşüncelerini kelam ile insanlara ulaştırması, kalemi ile de neşretmesi bir
sevdadır. Böyle bir sevdayı yasaklarla ortadan kaldırmak mümkün değildir.
Çünkü sevdaya sadakat yasaklarla önlenemez. Aksine yasaklar, sevdaya sadakati
daha da pekiştirirler. Bakınız Türkiyede her şey Demokrasiyi kollamak ve
korumak adına yapılıyor. 700 hafta çıkan Cuma dergisi, Ashâb-ı Demokrasi
tarafından kapatıldı. Cuma dergisinin yazar kadrosu derdini ifade etmek için
feryad ediyor. Ey Cuma dergisinin yazar kadrosu, biz sizin feryadınızı duymuş
ve derdinizi anlamışız. Siz özetle okuyucularınıza şunu söylemeye
çalışıyorsunuz: Demokrasi Karunların hülyası. Yolumuzu tıkadı kanun kayası!
Bizim de size söyleyeceğimiz şudur: Kanun kayaları karşısında duru duruşunuzu
bozmayın, üzülmeyin, mahzun da olmayın. Beklenen gün gelecekse, çekilen çile
kutsaldır! Çektiğiniz kutsal bir çileniz varsa, gelecek mutlu bir gününüz de
var demektir.
Biz sevda yolunda aldırmayız zâlimlerden gelen zulme; Sevda uğruna çile çekmek
bedel olsa da bir ömre!
Yolumuzu tıkayanlar, gittiğimiz istikamete diken dökenler, bilsinler ki,
hoşumuza gider sevda yolunda yokuşları aşmak. Bizim için ölümden farksızdır
sevdasız yaşamak!
Yansam da ocaklar gibi, gam eylemem izhar; Elverir ki, düşmesin sîneme nâr-ı
ağyâr!
Çile, doğru zamanda, doğru mekânda, doğru sevdaya sadakatin ödenen bedeli olsa
gerek. Şunu bilelim ki; hayatta önemli olan sevda uğruna ölmek değil, uğruna
ölünebilecek sevdayı bulmaktır!
Meclisler yalanla soluklanır, sevdalar kan ağlar. Orta yerde sevda düşmanları
varsa her şey karalar bağlar.
Sevdiceğim! İşleri, güçleri yalan, talan ve dedikodu olanların kamusal alan
yasaklarına aldırmadan dolaş. Sana sadece ve sadece inancın olsun ayrılmaz
yoldaş!
Ölen hafızın seher duası, gönlümün ölüme dek devam edecek yarası, meşru yolda
ilerlememize engel olanlar karanın karası, bizim ile onların arasındaki
mesafe, cennet ile cehennem arası!.
Etrafımızı saran zümre lafımızın dostu, çilemizin yabancısı. Biz de ise
samimiyetin ve sadakatin sancısı.
Şirk kasırgalarından etkilenmeyerek bugünlere gelen kardelen çiçeğim! Sen
benim seher vaktinde dua katına sunulmuş arzuhalimsin. Beni ve seni akrebin
kıskacında yoğurmuş kader. Aslanın payını yemeye kalkışan akrebe keder!
Meşru yolda yürümene engel olanlar, yıllar yılı seni görmediler,
görmemezlikten geldiler, kimliğini, kişiliğini ve hatta varlığını bile yok
saydılar. Çünkü sen doğmadan, senin bu hasedçi düşmanların doğmuştu. Şayet
ellerinden gelseydi çoktan seni bir kaşık suda boğmuştu. Ama sen Allahın
âyetleriyle teselli bul ve onlara bir inzar okunu fırlat:
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi
sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları
zaman inandık derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı
parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: kininizle geberin!. Şüphesiz ki
Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir. (Âl-i İmran /119)
Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla
sevinirler. Eğer sabreder ve Allahdan gereğince korkarsanız, onların hileleri
size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.
(Âl-i İmran /120)
Sevdiceğim! Sana yapılan iyiliklere üzülenler, kinlerinden parmaklarını
ısıranlar, kendi hasedleri içinde geberecek olanlardır. Bunlar sana hep parya
muamelesi yaptılar. An geldi gözyaşlarından, hıçkırıklarından kendilerine inci
kolyeleri yapmaya kalkıştılar. Ama inancının kokusunu ve dokusunu taşıyarak
büyümekten seni alıkoyamadılar. Elbetteki beklediğin gün gelecek. Unutma, o
beklenen gün geldiğinde bir inkılap olacak. Bu inkılap zâlimleri yuttuğu gibi,
seni sükût suikastına uğratanları da yutacak. Daha sonra bu inkılap mazlumlara
şefkat ve merhamet sunacak. Ben sizi bilmem, ama gelecek olan günü Allahın
vaadinden sayarım. Çünkü beklenen gün; hukukun hakim olduğu, haksızlıkların
son bulduğu, zâlimlerin öldüğü, mazlumların ise güldüğü gündür. O gün;
sevenler sevgiyi, bilenler de bilgiyi esirgemekten ötürü yargılanacaklardır.
Çünkü beklenen gün; hesap günüdür, sevenlerin vuslat günüdür, mazlumların
zâlimlerden hesap sorma günüdür. Allahû Teâla buyuruyor:
Zâlimler, pek yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini bileceklerdir.
(Şuara Sûresi/227)
Zâlimleri devirecek olan inkılabı beklemek, Allahın vaadinden sayılan gelecek
günü beklemektir. Bu bekleme sürecinde muktedirsiz olanların iktidarında
kindarlar dindarlardan daha muteber olurlar. Sakın bu duruma aldanıp da kendi
kıymetini unutma. Şunu bil ki, dostu kindar olanın düşmanı dindar olur. Sen
yalnızlığının bağrında büyümeye devam et ve selim kalbini dinle. Gecikme sevgi
topla, çünkü yaşanmaz kinle!
Çilenin kutsallığını meşru yolda olmakla mukayyed gör. Meşru yolda çekilen
çile kutsaldır velev ki beklenen gün gelmeden ömür tükense bile. Ama beklenen
gün Allahın vaadindense muhakkak gelecek. Hatta o gün yolumuza barikat
kuranları dağıtmak için gökten melekler bile inecek. Yeter ki, bizim Allah-û
Teâlaya olan bağlılığımız sakat değil, sağlam olsun.
Ey muştulu istikbalin habercisi, Nur çehreli yıldız! Ruhumdan kopan
fırtınalar senden alır hız!
Yıllar geçti hep hasretlerle emekliyoruz. Vuslatımıza nur saçacak merhametli
bir el bekliyoruz.
Gel, meşru yolda yürüyelim. Hayatımıza dökülmüşse vahyden âb-ı hayat, hased
ehli zâlimlerin zoruna da gitse, bizi alkışlayacak ölesiye kâinat!
Mustafa Çelik 15.06.2004 Vakit