Başka fetvânız var mı, Mashadov da gitti?
Sanki dünyayı kana boğan vahşiler, nükleer silah yapma teşebbüsündeki
Müslümanlar imiş gibi; yüzlerine barış maskesi geçirmiş sözde merhamet
gönüllüleri, ellerinde en korkunç tahrip edici silahı bulunduranlara değil
de, zaten o insanlıktan çıkmış Haçlı sürülerinin ezip aşağıladığı Müslüman
kitlelere "adalet, şefkat, zulüm" dersi veriyorlar. "Sakın ha! Zinhar öyle
te'sirli silahlar yapmayın, yapsanız bile asla kullanmayın! Onlar sizi
öldürse bile, siz ölmeyi tercih edin!" diyorlar...
Evet, dünyanın silahlı güçlerinin karşısına bilhassa Müslümanların
çıkmaması için misyonerlik vazifesi gören bu güruh şimdi bir daha kına
yakabilir. Ellerinde nükleer gücü bulunmayan Çeçenistan mazlumları,
Dudayev'den sonra Aslan Mashadov'u da kaybettiler.
Efendim, bomba yapmanın ve kullanmanın "reelpolitik" izahı olabilirmiş de,
"İslâmî" izahı olamazmış! Bu "öküzleştirmeci" görüşün dinden
kaynaklandığını iddia edenler, Müslümanların da düşmanları kadar
silahlanması gerektiğini söyleyen hamiyetperverlerin delil getirdiği
"Düşmanın silahıyla silahlanın" hadisini de kitaplarda bulamamışlar!
Şuurlu düşmanın şuursuz davulunu çalan bu merhamet maskeli eşhas, bu emrin
bir "ayet" olduğunu bile bilemeyecek kadar dinimizin cahili olduklarını
gösteriyorlar.
Efendiler, İslâm devletinin, dünya üzerindeki kâfirlerden daha güçlü silah
yapması bizzat Kur'an'ın emridir. Kâfirlerin işgaline uğrayan İslâm
beldelerinde ise herkes elindeki en te'sirli silahıyla farz-ı ayn olarak
cihad etmekle mükelleftir. Silahı olmayan veya kâfirin silahından daha
güçlü silahı olmayan bir Müslüman devlet, kendisini kâfirin zulmünden
nasıl koruyacak? O Allah ve insanlık düşmanları her türlü silahı senin
tepende deneyecek, senin ise ellerin iki yanda bağlı beklerken nasıl
olacak da o zulümden kendini ve masum Müslümanları kurtaracaksın?
Çeçenlerin elinde nükleer güç olsaydı, Rus kâfirleri o Müslüman
topraklarını işgal ederek dünyanın en alçak vahşetini sergileyebilir
miydi? Dudayev'den sonra Mashadov da gitti; ey barış havarisi geçinenler,
şimdi kına mı yakacaksınız?
Irak'ta kahramanca canlarını ortaya koyarak Amerikan vahşilerine karşı
vatanlarını, namuslarını, hürriyetlerini, inançlarını müdafaa eden
serdengeçtilerin elinde birkaç tane nükleer bomba olsaydı, Haçlı
sürülerinin Hiroşima'da yaptığının bir benzerini yeni dünyanın göbeğinde
yapsalardı; kendi topraklarının on bin kilometre ötesinde analarının
örekesini arayan vahşî insan müsveddeleri tası tarağı toplayıp kaçmazlar
mıydı?
Yüzlerine Müslüman maskesi takan misyonerler, İslâm ülkelerinin, farz-ı
muhal nükleer silah bulundursalar bile kesinlikle atmamaları gerektiğini,
boyunları bükük sahte derviş edâsıyla anlatıyorlar. Canından başka feda
edecek şeyi kalmamış mazlum Müslümanların "istişhâd" fedakârlığını da
"intihar eylemi" kılıfına sokan bu sahtekârlar, gözü dönmüş Haçlı-Siyonist
sürülerinin karşısındaki engelleri yıkmakla vazifeli olmalılar.
Afganistan'ı, Irak'ı yakıp yıkan vahşet çeteleri, niçin Kuzey Kore'ye aynı
şeyi yapamıyorlar? Bizim ülkemizin ordusu olmasa, şimdiye kadar milyon
kere bizi parçalamazlar mıydı? Kâfirlerin azgın bir sür'atle nükleer silah
edinmesi devam ederken, dünya milletlerinin ve bilhassa mazlum Müslüman
ülkelerin aynı güce sahip olmaması kadar ahmaklık olabilir mi? Müstevlî
düşmanı nasıl caydıracaksınız?
Ey Müslüman, gözünü aç! Tatlı dilleriyle barış havarisi geçinen
maskeli-maskesiz misyonerlerin oyununa gelme! Bir avuçluk İsrail'in elinde
yüzlerce nükleer başlık varsa, bu dünya Müslümanlara elbette zindan
olmayacak mıdır?
Dudayev gibi Mashadov da gitti. İslâm âleminin başı sağolsun. Müslümanlar
eğer bu sinsî misyonerlerin oyununa aldanır da en az düşmanları kadar
silahlanmazlarsa, bir buçuk milyar insan omuz omuza vermezse, daha nice
Dudayev'leri ve Mashadov'ları kaybederek karılar gibi ağlayacağız
demektir.
Şehidler için "ölü" dememizi Mevlâ yasaklıyor. Öldürdüklerini sandıkları
Müslümanlar için kına yakan Haçlı sürüleri ve misyonerleri de boşuna
sevinmesinler; o "diri" aslanların daha milyonlarcası sırada
beklemektedir. Akbaba sürüleri de, yaptıklarının aynısını yaşamadıkları
müddetçe bu dünya sahnesinin kapanmayacağını görmekte gecikmeyeceklerdir.
Mustafa Kaplan 12 Mart 2005 Vakit
mkaplan@vakit.com.tr