| Asrın felâketi... Bush "üzüntü"sünde
samimidir, çünkü! Bilemiyorum, her nedense; "deprem"den ve hemen ardından gelen "dev dalgalar"dan yazmaya, bir türlü elim varmadı... Acaba neden?.. "Duyarsızlık"tan mı, yoksa "korku"dan mı?.. Kim bilir, belki de, "ne olduğunu" tam kavrayamadığım için, "asrın felâketi"ni bir türlü yazamadım... Hani derler ya; "Sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya da tüyünden kapar!" Galiba, bana da böyle bir hâller oldu!.. Malûm; "NATO Zirvesi" münasebetiyle Topkapı Sarayı'nda verilen yemekte, Bush'la "yan yana" bulunmuşluğumuz olmuştu!.. Yine malûm; Bush; ölü sayısı 150 bine doğru giden "tufan" konusunda "duyarsız" davranmak ve "ancak 3 gün sonra" üzüntülerini açıklamakla suçlanıyor!.. Peki, bana ne oldu ki, "5 gün sonra" yazıyorum?!? Onunla "yan yana" durmakla, galiba bana da "duyarsızlık" bulaştı!.. Halbuki; Yemekten ayrılıp, eve gidince, elbisemi çıkarıp, "temizleyici"ye vermiştim!.. Demek ki, birkaç "tüy" kalmış!.. Ki, onun "duyarsızlığı" bana da bulaşmış!.. Herhalde bunun için yazamadım!.. IRAK'TAKİ USA'NAMİ! Ama, yine de "Bush'un sessizliği"ne hak vermiyor değilim!.. Ne yapsın adam; "Güney Asya'yı derinden sarsan, 100 binden fazla insanın ölümüne yol açan deprem ve tsunami, beni derin üzüntüye sevketmiştir!" Dese, biliyorlar ki; bizim Abdurrahman'ın deyimiyle, birileri "USA'nami"yi hatırlatıp, diyecekler ki; "Tsunami, bu kadar şiddetli olmasına rağmen, 4 ülkede bu kadar kayba yol açtı!.. Ya USA'nami?.. Oysa USA'nami, bir tek Irak'ta 100 binden fazla insanı yok etti!.. Hadi bakalım, onun için de üzüntülerini açıkla!" Sanıyorum, böyle bir "ihtimal"den dolayı sessiz kaldı Bush!.. Öyle ya; Irak'ta da, en az bu kadar insan öldü!.. Ama; ne BM'den ses var, ne de "turistlerini kurtarma" telâşına düşen "Avrupa" ülkelerinden!.. Deniliyor ki; "Felâkete uğrayan bölgeler, en az 5 yıl kendine gelemez!" Doğrudur, bu "tufan"dan sonra, kolay kolay bellerini doğrultamazlar!.. Ya Irak?.. Ya Ortadoğu?.. Bölgenin; değil 5 yıl, "50 yıl"da bile belini doğrultması mümkün değil!.. Öyle ya; Hint Okyanusu'nun "tuzlu" sularının karıştığı "tatlı" suların, hiç olmazsa bir süre sonra "temizlenme" ihtimali var!.. Ya Irak'ta, "USA'nami"nin kullandığı "Seyreltilmiş Uranyum"ların etkisi?!? ABD'nin "Atom Bombası" ile vurduğu Japonya'nın Nagazaki ve Hiroşima şehirlerinde, 50 yıldır "sakat doğum"lar oluyor!.. Hele düşünün; "atom bombası"nın etkisi bunca yıl sürüyorsa, "uranyumlu bombalar"ın tesiri, Allah bilir ne kadar sürer?.. NEDEN 3 GÜN SONRA? "IQ seviyesi 85" olmasına rağmen, sanıyorum "bunları düşünecek" kadar bir zekâsı var Bush'un!.. Onun yoksa da, "kurmay"ları akıl vermiştir, "Sus!.. Aman konuşma!.. Yoksa, Irak'taki soykırımı hatırlatıverirler!" diye!.. Evet, evet; bundan dolayı "duyarsız" kalmıştır Bush!.. "Eleştirilerin dozajı" artınca da, konuşmak ve "üzüntülerini bildirmek" zorunda kalmıştır!.. Kimileri, "Bush'un ses tonunda üzüntü ifadesi yoktu!" diyor!.. Şahsen ben, bu iddiaya katılmıyorum!.. Bana göre; Bush, "üzüntüsünde samimi"dir!.. En azından, şunun için "üzülmüş"tür: "Tsunami'den önce, oraları biz niye vuramadık?!? Keşke, USA'nami elini çabuk tutsaydı da, Tsunami'nin önüne geçseydi!" Evet, evet; Hiçbir sebep olmasa bile, sırf "soykırım hazzı" yaşayamadığı için "üzüntü"ye garkolmuştur Bush!.. Zaten, "tufandan 3 gün sonra" açıklama yapması da, bunun ifadesi gibi geldi bana!.. Ne de olsa, "yanında" bulundum ya, sadece "tüyü"nden değil, az-çok "huy"undan da kaptım herhalde!.. Öyledir!.. "Öldürme zevki"ni tadamadığı ve önceliği "Tsunami"ye kaptırdığı için üzülmüştür!.. Çünkü; "Dehşet bölgesi"nde ölen insanların çoğu "Müslüman"dır ve Bush da, Irak'ta olduğu gibi, "Müslümanları öldürmek"ten büyük bir "zevk" alır!.. Kalıbımı basarım ki; "USA'nami varken, Tsunami'ye ne gerek vardı?!? Biz hem bombalar, hem de ABD ekonomisini dengelerdik!.. Bu Tsunami de nereden çıktı şimdi?!? Biz, şimdi Endonezya'yı hangi gerekçeyle işgal edeceğiz?.. Ya Burmalı teröristlerle(!) hangi gerekçeyle savaşıp da, oraya demokrasi götüreceğiz?!?" Diye düşünmüş ve o yüzden "3 gün gecikme"yle bildirmiştir üzüntüsünü!.. Buna, bir de "düşük IQ seviyesi"nin yol açtığı "geç intikal"i eklerseniz, gecikmenin sebebi, kendiliğinden ortaya çıkar!.. 4 DAKİKA 20 SANİYE! Biliyorum, böyle bir günde "hiciv" kokan "iğneleyici" bir yazı yazmak, biraz abes kaçabilir!.. Ne var ki; "Ölüm"ün de, "yaşama"nın da, "öldükten sonra tekrar dirilme"nin de "Cenab-ı Allah'ın kudretinde" olduğuna inanan birisi olarak; "O'ndan gelen" her şeye, boynumuz kıldan ince... O'nun, mutlaka, "bir hesabı" ve "bir bildiği" vardır!.. Çünkü O; "en iyi bilen" ve "en iyi hesap gören"dir!.. İşte gördük... "Bilimsel hesaplama"lar da alt üst oldu, "teknoloji" de!.. Her şey, "4 dakika 20 saniye" içinde olup-bitti!.. 3 dakika 20 saniye süren 9 şiddetindeki deprem, 1 dakikalık dev dalgalar, insan ömrünün "bir anlık" olduğunu göstermeye yetti de, arttı bile!.. Görenler, öyle anlatıyor: "Yer yarıldı, sanki okyanusun suyunu yuttu!.. Sular, 300 metre çekildi!.. Denizin dibini gördük!.. Sonra!.. Sonra birden, dev dalgalar 800 kilometrelik bir hızla sahile yöneldi ve önüne gelen her şeyi yıktı, yuttu, götürdü!" Bütün "böbürlenme"lerin, bütün "efelenme"lerin ve bütün "egemenlik" taslamaların bittiği an!.. Hepsi, "bir" dakikalık!.. Bir dakika öncesine kadar kendinden "emin" olanlar, o an panikte!.. Her şeyi "kontrol" ettiğini sananlar, "dalga"ları kontrol edemiyor!.. "İnsanların ayağını kaydırma" hesapları yapanlar, "kendi bastıkları toprağın kaymasını" durduramıyor!.. İnsanoğlu, bu kadar "aciz" işte!.. Aciz, ama aynı zamanda nankör!.. Olanlardan hâlâ "ders" alamayıp, dün gece olduğu gibi; hâlâ "eğlence, fuhuş, kumar, zevk ve sefa"ya devam ediyor!.. DEĞİŞTİ... DEĞİŞECEK! Şahsen ben; "Canı veren de Allah, alan da" ilâhî buyruğuna iman ettiğim için, "ölenler"in arkasından ağıt yakmayı düşünmüyorum!.. Eğer "imanla" gitmişlerse, ne mutlu onlara!.. Yook, "imansız" gitmişlerse; bu da, kendilerinin sorunu!.. Ben, "bundan sonrası"nı düşünüyorum... Öyle inanıyorum ki; bu "ilâhî ikaz"ın ardından, yeni "derin darbeler" gelecek!.. Hani, 17 Ağustos 1999'daki "Gölcük merkezli deprem"den sonra, "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" deniliyordu ya; asıl, bu "deprem artı tsunami"den sonra, hiçbir şey "eskisi gibi" olmayacak!.. "Çok şey değişecek!" Zaten, ilk andan itibaren "değişmeye başladı" bile!.. Bakın, "uzman"lar ne diyor: ¥ Sumatra'nın güneybatı kıyılarındaki en küçük adalar, 20 metre güneybatıya yaklaştı... Bu önemli kayma, haritayı değiştirdi. ¥ Sumatra'nın kuzeybatı noktası da 36 metre güneybatıya kaydı... Depreme sebep olan iki plakanın çarpışmasıyla normalde; yılda sadece 6 santimetre oynayan plakalar, 36 metre birden oynamış oldu! ¥ Depremle ortaya çıkan 20 bin tonluk atom bombasına eşit enerji, tüm gezegenin eksenini değiştirdi ve tüm yeryüzünü salladı... Tabiri caizse, dünyanın çivisi çıktı!.. ¥ Dünyanın rotasında ufak da olsa değişiklikler meydana geldi! ¥ Hint Okyanusu'ndaki tsunami, Pasifik Okyanusu'nda da dalgalanmalara sebep oldu. Pasifik'teki su seviyesi 11 ila 65 cm. arasında yükseldi. ¥ Yüzlerce adadan bazıları yer değiştirdi, bazıları tamamen yok oldu, bazıları da yükseldi! ¥ Okyanusun tuzlu sularının karaya girmesinden sonra, toprak ve su kalitesi değişti... Tuzlu su, bitki örtüsünü de büyük ölçüde değiştirecek. ¥ Dünya yörüngesinin sarsılmasıyla, gezegenimizin dönme hızı da değişti... Günler, 3 mikrosaniye kısaldı! ¥ Yakında iklimler de değişecek... Nitekim, bunun ilk belirtisi, önceki gün görüldü. Ekvator kuşağında olmasına rağmen, Dubai'ye kar yağdı! ¥ Hint Okyanusu plakası, Asya plakasını itti... O da Arabistan plakasını etkiledi... Türkiye dahil, tüm Akdeniz plakasının etkilenme ihtimali büyük!.. Türkiye'deki faylarda da hareketlilik başladı. ¥ Adalardaki volkanlar harekete geçti... Hayatta kalanları, şimdi de lav tehlikesi bekliyor. ¥ En son rakamlar ise şöyle: Ölü sayısı 125 bin!.. Yaralı sayısı 500 bin!.. 1 milyon insan, evlerini terketti!.. 5 milyon insan, acil yardıma muhtaç! BUŞ YERİNE KUŞ! Ne ilginçtir ki; Bunca "teknolojik donanım"a rağmen, "Tsunami Uyarı Merkezleri" zamanında gerekli "uyarı"yı yapamadığı için bunca "insan" ölürken; "hayvan"lara bir şey olmadı!.. Aynı dev dalgalar, Sri Lanka'nın "en büyük hayvan korunağı" olan Yala Ulusal Parkı'nın 3 km. kadar içine girmesine rağmen; geride hiçbir "hayvan leşi"ne rastlanmaması, "düşündürücü" değil mi?.. Düşünmeli değil miyiz; O "his"si "Kim" verdi hayvanlara ki, "uyarı"yı önceden aldılar ve ölmekten kurtuldular?.. "Vahiy'den önce akıl gelir" deme cür'etinde bulunan "akılsız"lara duyurulur!.. Evet, "ibretlik" bir durum!.. İtiraf etmeliyim ki; Gıpta ettim "hayvan"lara!.. Ve şöyle düşündüm: Bu dünyanın; "Duyarsız Buş"lara değil de, "Duyarlı Kuş"lara ihtiyacı var!.. Hiç olmazsa, "kuş"lar; felâketi önceden sezip, "ölüm"den kurtarıyor neslini!.. Ya "Buş"lar?!? "İnsan nesli"ni kurutmak için; habire "USA'nami marka bombalar" üretmekle meşgul!.. Ama, yakındır... Bir "tsunami" dalgasının "USA'nami"yi vurması da yakındır!.. Olacak!.. Çok şey olacak!.. "Tanrının Elini Kıyamete Zorlamak"ta olanlar, çok yakındır, o "Kıyamet"i yaşayacak!.. Yakında, Bush da öğrenecek; "Benden büyük Allah var" demeyi!.. Hasan Karakaya 1 Ocak 2005
Vakit |