Aslan Maşadov

Rusya, Çeçenistan'da vahşi savaşını sürdürüyor. Bütün emperyalist güçler İslâm'a ve Müslümanlara, özellikle hak-hukuk arayan, özgür yaşamak isteyen, zillete razı olmayan Müslümanlara karşı savaş açmış durumdalar. Bu savaşlarında hiçbir ölçü ve sınır tanımıyorlar. Sadece güç ve imkânlarına inanıyorlar. Sahip oldukları güç ve imkân onları iyice mütekebbir yaptığından bazen bu tekebbürleri onları ciddi yanılgılara da düşürüyor. Aslan Maşadov'un şehit edilmesi de böyle bir yanılgıdır. Niçin öyle olduğundan söz etmeden önce biraz Maşadov'un kendinden söz edelim.
Aslan Maşadov 21 Eylül 1951'de, Çeçen halkının toplu sürgün hayatı yaşadığı Kazakistan'da doğdu. 1957'de yurduna döndü. 1972'de Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te askeri akademiyi bitirdi. Kızıl Ordu'da çeşitli görevler yaptıktan sonra 1992'de istifa ederek ülkesindeki bağımsızlık mücadelesine katıldı. 1993'te bağımsızlık savaşı veren Çeçenistan'ın genelkurmay başkanı oldu. 1996'da Moskova hükümetiyle Çeçenistan yönetimi arasında sağlanan anlaşma gereği bu ülkenin bağımsızlığının Rusya tarafından resmen tanınmasından sonra kurulan geçici hükümette başbakanlığa getirildi. Bağımsız Çeçenistan'ın ilk cumhurbaşkanı Cevher Dudayev'in hain bir saldırı sonucu şehit edilmesinden sonra yeni başkanın belirlenmesi için, 27 Ocak 1997'de yapılan seçimlerde Maşadov oyların yaklaşık % 60'ını alarak ikinci tur oylamaya gerek kalmadan seçimi kazandı. Başkanlığa seçildikten sonra yaptığı açıklamada, Çeçenistan'ın bağımsızlığını Rusya'yla pazarlık konusu yapmayacaklarını dile getirerek dünya ülkelerini Çeçenistan'ı resmen tanımaya davet etti. Diğer adaylar onun başarısına hiçbir itirazda bulunmayarak, onun liderliğinde ülkelerini ileriye götürebilmek için kendilerinden isteneni yapmaya hazır olduklarını ifade ettiler.
Aslan Maşadov 12 Şubat 1997'de Kur'an üzerine yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine başladı. Moskova yönetimi daha önce kabul ettiği anlaşmayı bozarak Çeçenistan'ı ikinci kez işgal ettiğinden bir yandan da bağımsızlık mücadelesi sürüyordu. Bu yüzden o hem bir cumhurbaşkanı hem de bir cihad lideri olarak görevini yürütmek zorundaydı. Bu sebeple tahtta değil cephedeydi. Bütün zorluklara katlanarak ve oldukça akılcı bir yöntemle mücadelesini sürdürüyordu.
Son dönemde tek taraflı ateşkes ilan ederek Rusya'yı görüşmeye davet etmişti. Ancak Moskova yönetimi bunu kabul etmeyerek saldırılarını devam ettirdi. İşte bu saldırılar sebebiyle eski cumhurbaşkanı Dudayev gibi, Katar'da hain bir saldırıyla şehit edilen Selimhan Yandarbiyev gibi, o da şehitler kervanına katıldı.
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz." (Nisâ, 4/74) Bu itibarla Allah yolunda şehit edilenler zararda değildirler. Bu âyet-i kerime aynı zamanda Allah yolunda mücadelenin sadece iki varış noktası olduğuna işaret etmektedir: Şehadet veya üstün gelme. Allah bunların her ikisine de ecir vaat ediyor. Ama üçüncü varış noktasına yani zilleti, yenilgiyi, düşmanın üstünlüğünü kabullenmeye herhangi bir şey vaat etmiyor. Zillete götürmeyen anlaşmalar bunun dışındadır.
Rusya bu cinayetle kendi açısından hata işlemiştir. Çünkü Maşadov, Çeçen halkını toparlayabilecek bir karizmatik liderdi ve Moskova yönetimi Çeçenistan bataklığından asla çıkamayacağı için ileride Çeçen halkını temsil edecek, alınacak kararları uygulamaya geçirmede zorluk çekmeyecek bir lidere ihtiyaç duyacaktır. Rusya böyle bir lideri kendi eliyle ortadan kaldırdı. Ama bu liderin şehit edilmesiyle Çeçen direnişi durmayacaktır. Belki Rusya epey bir süre, anlaşma ihtiyacı duyduğunda kimi muhatap alacağının şaşkınlığı içinde Çeçenistan'da kan kaybetmeye devam edecektir.
Not: Bir önceki yazımızda gündeme getirdiğimiz Mescidi Aksa'ya komplo konusunu gündemde tutacağımızı söylemiştik. Bu plan ciddi risk taşımakta ve tüm Müslümanların ortak değerlerini ilgilendirmektedir. Bu komploya karşı uyanık olmak ve işgalci Siyonist devleti böyle bir planın gerçekleştirilmesini engellemeye zorlamak gerekir. Biz plan hakkında ayrıntılı bilgiler içeren uzun bir haberimizi Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) yayınladık. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenlere www.habervakti.com ve Aksa Haber'de de yayınlanan bu haberi okumalarını tavsiye ediyoruz. Biz Allah'ın izniyle konuyu gündemde tutmaya ve Müslümanların duyarlı olması için çağrı yapmaya devam edeceğiz inşallah.

Ahmet Varol  10 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr

Yukarıda bahsedilen yazı ektedir.

 
"M.Aksa'ya Girerek Müslümanları Tahrik Etmeyin"
Teysir et-Temimi, birtakım aşırı Yahudi cemaatlerinin 10 Nisan 2005 gününe tasarladıkları Mescidi Aksa'ya 10 bin kişilik bir kalabalıkla girme planlarından vazgeçin diyerek "Böyle bir fitnenin doğuracağı sonuçları ise Allah'tan başka kimse bilemez" dedi.

 

Teysir et-Temimi: "Müslümanları Tahrik Etmeyin"

Filistin'in Şer'i Başyargıcı ve Şer'i Yargı Yüksek Meclisi başkanı Üstad Teysir et-Temimi, İsrail işgal devleti yetkililerini Mescidi Aksa'ya zarar verecek herhangi bir girişimde bulunmamaları konusunda uyardı.

Şer'i Başyargıç Teysir et-Temimi son günlerde, Yahudi yerleşimcilerin 10 Nisan 2005 tarihinde Mescidi Aksa'ya büyük bir kalabalıkla girmek için hazırlıklar yaptıklarına dair haberlerin ortaya çıkması üzerine yaptığı açıklamada böyle bir girişimin dünyanın doğusunda ve batısında bulunan bütün Müslümanları harekete geçirebileceğini hatırlattı.

et-Temimi, Mescidi Aksa'ya sahip çıkmanın bütün Müslümanların ortak görevleri olduğuna da dikkat çekerek böylesine tehlikeli bir girişim karşısında hiçbir Müslümanın sessiz kalmaması gerektiğini hatırlattı.

Teysir et-Temimi birtakım aşırı Yahudi cemaatlerinin tasarladıkları bu tür bir girişimin oldukça kaygan bir zemine doğru kayılmasına sebep olacağına ve fitne ateşini alevlendireceğine dikkat çektikten sonra: "Böyle bir fitnenin doğuracağı sonuçları ise Allah'tan başka kimse bilemez" dedi.

Aynı zamanda Filistin'in ileri gelen ilim adamlarından olan Teysir et-Temimi konuyla ilgili görüşlerini aktarmak üzere düzenlediği basın toplantısında, söz konusu tehlikeli planın arkasında hangi aşırı Yahudi cemaatlerinin bulunduğunu ve bu cemaatlerin üyelerinin kimler olduğunu İsrail hükümetinin ve onun emniyet teşkilatlarının çok iyi bildiğini dile getirerek, böyle bir tehlikeli girişimden doğacak tüm olumsuz sonuçlardan da onun sorumlu olacağını vurguladı.

Temimi, aşırı Yahudi cemaatlerinin böyle bir şeyin hazırlığını yapabilmelerinin ve bu cüreti gösterebilmelerinin tamamen İsrail hükümetinin ve polisinin gösterdiği müsamahadan ileri geldiğini, bu müsamahanın ve kolaylık sağlamanın söz konusu cemaatleri cesaretlendirdiğini ifade etti.

Teysir et-Temimi basın toplantısında yaptığı konuşmada ayrıca şu ifadelere yer verdi: "Kutsal Mescidi Aksa tüm revaklarıyla, kubbeleriyle, alanlarıyla, duvarlarıyla, zeminiyle ve üstünü kaplayan semasıyla Müslümanlara ait bir mescittir. Burası isra ve miracın durağıdır. Rabbani bir hakla bir buçuk milyar Müslümanın inancından bir parçadır. Yahudilerin burada uzaktan yakından bir hakları yoktur."

Temimi, Yahudilerin Mescidi Aksa hakkında bu derece cüretkâr davranmalarında Arap toplumlarının ve genelde Müslüman halkların duyarsızlıklarının, tepkisizliklerinin de payı olduğuna dikkat çekti. Yahudi cemaatlerinin, Mescidi Aksa'nın mahremiyetine dokunmayı amaçlayan söz konusu planlarıyla ve girişimleriyle Arap toplumlarının ve Müslüman halkların nabızlarını yoklamaya çalıştıklarını dile getiren Temimi duyarsızlığın ve tepkisizliğin devam etmesi durumunda bu kutsal mabede yönelecek tehlikenin daha da artabileceğini söyledi. Bu sebeple Müslüman halkları ve İslâm ülkelerindeki yönetimleri vakit geçmeden hareket etmeye, Kudüs'ün İslâmî kimliğini yok etme çabalarının önüne geçmek için gerekeni yapmaya çağırdı.

Üstad et-Temimi, Filistin'deki tüm Müslümanlara da çağrı yönelterek Mescidi Aksa'yı korumak, onun kırılan dökülen yanlarını derhal onarıp himaye etmek için bütün güçleriyle ve imkânlarıyla harekete geçmelerini istedi.

AHMET VAROL 10 Mart
VAHDET.COM.TR