‘Ey şehid oğlu şehîd, isteme benden makber, / Sana ağuşunu açmış duruyor, Peygamber..’
Aslan Meşhedov’un öldürülmesinden sevinç duyanlar bilmiyorlar ki, İslam güneşinin bir kere doğduğu yerlerde, ebedî bir batış sözkonusu değildir..

 

Bu mazlûm kanı, Putin’i de boğabilir!..
8 Mart öğle sonrası, ‘Çeçen lider öldürüldü..’ diye bir ‘flash’ haber verilince, yüreğimi ‘cızz..’ etti.. Haberdeki iddia, Meşhedov’u gösteriyor gibiydi..
Hemen başka haber kaynaklarına baktım, net bir haber yoktu..
Ama, o sırada, Rus NTV’si, Rus Federal Güvenlik başkanı Nikolay Patrushev'in, Vladimir Putin'e ‘uluslararası terörist ve silahlı çetenin başı Mashadov'un özel bir operasyonda öldürüldüğü’nü açıklayışını yansıtıyordu; bir köyevinin avlusunda, Aslan Mashadov'a aid olduğu anlaşılan çıplak ve sakallı bir cesedi de göstererek..
Sonra, CNN televizyonunda, Aslan Meşhedov’un canlı görüntüsü..
Arkasında, ‘Allah’u Ekber!’ yazısı vardı.. Her zamanki mütevekkil, insana itimad telkın eden ve ve kendisine vurulan o alçakça ‘terörist suçlamaları’na rağmen, halkının şeref ve özgürlüğü için mücadele verdiğinin itminanını yansıtıyordu..
Mayıs-1945’de, Stalin tarafından Çeçenistan’dan sürülen 1,5 milyon müslüman arasında yer alan bir ailenin çocuğu olarak Kazakistan’da 1951 yılında dünyaya gelen ve 6 yaşında baba diyarına dönen ve sonra Sovyet Ordusu’nda albaylığa kadar yükselen; Sovyetler’in çöküşünden sonra, -Kafkas Müslümanlarının, küffâr hâkimiyetine girmemek için son 300 yıldır ve zaman zaman bir yanardağ patlaması gibi ortaya çıkan mücadelelerinin kendi zamanına aid diliminde,-1992’de halkının arasında yer alan bir hayat, evet, işte böyle noktalandı ve Kafkas Kartalı Şeyh Şâmil’le sembolleşen şehidler kafilesine katıldı..
Aslan Meşhedov’un öldürülmesinden sevinç duyanlar bilmiyorlar ki, İslam güneşinin bir kere doğduğu yerlerde, ebedî bir batış sözkonusu değildir..
Son 15 yıllık çetin savaş bunun göstergesidir..
Çeçenistan’daki cihad, Şeyh Şâmil’in Rusya’ya esir düşmesinden 130 yıl kadar sonralarda, Kafkas dağlarındaki müslüman yanardağının bir kez daha indifa ediyordu..
Bu savaşta büyük taktik hatalar olmadı mı?
Rus Generali Alexander Lebed’in insanî çabalarıyla oluşan karşılıklı saygı ve güven zemininde 1998’de, Rusya lideri Boris Yeltsin’le imzalanan andlaşma çok avantajlıydı..
Ama, belli Rus ‘derin devlet’i bu andlaşmayı bozmak için elinden gelen provakasyonu yapacaktı..
Nitekim, Moskova’da 70’e yakın kişiyi öldüren ve Çeçenlerin üstüne yıkılan ve bir provakasyon olduğu, daha sonra resmen de itiraf olunan bombalamalar, yeni lider Putin’e, Rusya’yı eski gücüne kavuşturacak bir dinamizme sahib olduğunu göstermek için sunulmuş gibiydi.. Bu plan tuttu da ve Putin bir daha uzlaşmaya yaklaşmadı..
Bir de Amerika’da ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’ gerçekleşince, Putin’in eli daha bir açıldı; Bush’un ve Amerika’nın acısını paylaşmaya koştu.. O zamana kadar Çeçenistan konusunda Rusya’yı eleştiren Bush ve NATO da, bu direnişi artık bir ‘terörist hareket’ olarak niteliyordu.
Bu da, daha büyük eylemlerin planlanmasına zorladı çeçen savaşçılarını..
Ancak, hele de, hastaneleri, kasabaları, köyleri rehine almak gibi şaşırtıcı eylemleriyle dünyayı meşgul etmeye muvaffak olan Şâmil Basayev ve de -merhum Dudayev’in damadı olan- (Yalnız Kurt) Selman Radoyev’lerin tutumu, Çeçenleri bile ihtilafa sürükledi..
Nitekim, Moskova’da, 800 kişinin rehine alındığı ve 150’ye yakın insanın ölümüyle neticelen tiyatro baskını ve geçen yaz, Kuzey Kafkasya’da, Beslan’daki bir ilkokulda 1200 kadar kişinin rehine alınması ve çoğu çocuk olmak üzere 400’e yakın insanın ölümüyle neticelenen kanlı baskınlarda, Rusya güvenlik güçlerinin çolpalığı açık idiyse de, fatura, Çeçenlere kesildi..
Rahmetli Aslan Meşhedov, hele geçen yaz Kuzey Kafkasya’da gerçekleşen ‘Beslan Trajedisi’ üzerine Şâmil Basayev’in cezalandırılacağını bile söyledi..
Bu arada, Çeçenistan konusunda makûl çözüm yolları sunan Gen. Alexander Lebed’in; tıpkı, ‘PKK’ya karşı, TSK’ya farklı bir çözüm öneren Gen. Eşref Bitlis gibi, bir ‘uçak kazâsı’nda ölmesi, makûl çözüm yollarını da öldürdü.
Ve şimdi..
21 Nisan 1996’da rus güçlerince öldürülen Cevher Dudayev’in, Katar’ın başşehri Doha’da rus ajanlarınca 13 Şubat 2003’te, cami çıkışında öldürülen Selimhan Yandarbeyev’in, rus zindanlarında işkence altında Aralık 2002’de öldürüldüğü açıklanan Selman Radoyev’in şahsında sembolleşen yüzbinlerce Çeçen müslümanı şehîdin yanına bir yeni ‘şehîd’ daha gitti.
O yenilmedi; belki, nihaî hedefine, yani gerçek zafere erişti ve Müslümanlar bir büyük ‘şehîd’ daha kazandı..
Geride kalanların üzüntüsü, onun dünyada yapacağı daha nice hizmetlerden mahrum kalınış yüzündendir..
Ama, hak için dökülen bunca mazlûm ve şehîd kanları, Putin’i de boğabilir!
‘Ey şehid oğlu şehîd, isteme benden makber, / Sana ağuşunu açmış duruyor, Peygamber..’

cakirgil@yahoo.de
SELAHADDİN EŞ 9 Mart 2005 HABERVAKTİ