Art Niyetliye İyi Niyet
Siyonist işgal devletinin cinayetleri, özellikle de Şeyh Ahmed Yasin’in
Şaron’un Bakanlar Kurulu’nun kararıyla atılan füzelerle şehid edilmesi
karşısında Başbakan R. Tayyib Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar İslâm dünyasında
bayağı takdir toplamıştı. Diyebilirim ki Erdoğan’ın hiçbir açıklaması İslâm
dünyasında onun kadar yankı bulmadı. Türkiye dışından kendileriyle görüştüğüm
herkes bu açıklamaya atıfta bulunarak Türkiye’nin İsrail işgal devleti
karşısındaki tutumunda “müspet” gelişme hissettiklerini ifade etti. Yaptığım
ziyaretlerde Türkiye’yle ilgili sorularda bu açıklamaya dikkat çekilmeden
geçilmiyordu. Biz de bu açıklamayı ve o çerçevede meydana gelen gelişmeleri o
insanların olumlu yaklaşımlarını teyit amacıyla değerlendirmeye çalıştık.
İşgalci Siyonist devlet Türkiye’yi ve bu ülkedeki yönetimin tutumunu göz ardı
edemez. Dünya kamuoyu nezdinde oldukça kötü bir imajı olan bu devlet
diplomatik ilişkilerini önemsemektedir. Türkiye’yle de bayağı geriye giden ve
büyük menfaat bağlantıları olan önemli ilişkileri bulunmaktadır. Fakat buna
rağmen Tayyib Erdoğan’ın açıklamaları karşısında kendi tutumunu değiştirmek
yerine Türkiye’yi köşeye sıkıştırma amacına yönelik girişimlerde bulundu.
Bunda da bütün dünyaya hükmetme iddiasındaki ABD’yi arkasına almış olmasına
güvendi.
Şimdi iktidardaki AKP son dönemdeki gerginliği hafifletme ve ilişkileri
yeniden eski mecrasına çekme amacıyla üç milletvekilini işgalci Siyonist
devlete gönderdi. “Normal mecrasına” demiyorum, çünkü normal olan devlet
terörünü resmi politika haline getiren Siyonist devletle sarmaş dolaş olmak
değil, ona mesafeli durmak, araya yeri geldiğinde tepki gösterebilme
avantajını saklı tutmaya imkân sağlayacak kadar mesafe koymaktır.
Verilen bilgiye göre gönderilen milletvekilleri Şaron’a, Tayyib Erdoğan adına
“iyi niyet” arz edeceklermiş. Ayrıca muhtelif yetkililerle görüşerek aradaki
havayı değiştirmeye çalışacaklarmış.
Tekerlekli sandalyeye mahkûm Şeyh Ahmed Yasin’i Bakanlar Kurulu kararıyla
şehid eden işgalci devletin uyguladığı devlet teröründe hiçbir değişiklik
olmamıştır. Cinayetler, katliamlar, ev yıkımları kesintisiz bir şekilde devam
ediyor. İşgal devleti AKP milletvekillerini de Rafah ve Cenin baskınlarıyla,
ev yıkımlarıyla ve 14 yaşında bir çocuğu katlederek karşıladı. Onun karşılama
törenleri de genellikle bu türden olmaktadır.
İşgal devletinin başbakanı ve onun eşkıya çetesi gibi çalışan Bakanlar Kurulu
dün olduğu gibi bugün de art niyetlidirler. Öyleyse art niyetlilere iyi niyet
arz etmenin ne yararı olacak?
AKP’li milletvekillerinin ziyaretleri tam da Filistinli tutsakların açlık
grevi eylemlerini sürdürdükleri döneme denk geldi. Filistinli tutsaklar bu
eylemleriyle dünyanın dikkatlerini maruz kaldıkları insanlık dışı uygulamalara
çekmek ve bu uygulamaların son bulması için işgalci devlete baskı yapılmasını
sağlamak istiyorlar. AKP ise böyle bir dönemde tutsaklara yönelik insanlık
dışı uygulamalara son verilmesi için girişimde bulunmak yerine bu uygulamaları
yapanlara “iyi niyet” arz ediyor, onlarla yeniden sarmaş dolaş olma
girişiminde bulunuyor. Ziyaretçi ekibin içinde yer alan milletvekillerinden
Ömer Çelik, bir yazısında işgal devletinin tutsaklara yönelik uygulamalarını
ve konuyla ilgili açıklamalarını tenkit etmişti. Bir kişinin yazdıklarıyla
yaptıklarının birbirinin tersi olması samimiyetsizlik göstergesi değil midir?
AKP adına son ziyaret münasebetiyle yapılan bir açıklamada Erdoğan’ın İsrail’e
yönelik tepki sözleri “dost acı söyler” şeklinde izah edilerek İsrail’le
dostluğun sürdüğü vurgulandı. Diplomatik ilişkilerin belki zorlayıcı sebepleri
olabilir de, bir yaşını doldurmamış bebekleri annelerinin kucaklarında
öldüren, babalarının arkasına sığınan çocukları keskin nişancılarla vuran,
bakanlar kurulu kararıyla cinayetler işleyen ve bir halkı tümüyle ortadan
kaldırmak için soykırım uygulayan bir zihniyetle “dostl”luğun gerekçesi ne
olabilir? Bunu kabullenebilenlere biz de Allah Resulü (s.a.s.)’in şu sözünü
hatırlatıyoruz: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”
Geçtiğimiz günlerde, İsrail’in Kuzey Irak’tan Türkiye’yi gözlemek için casus
tesisler kurması sebebiyle Genelkurmay’dan uyarıda bulunulduğu haberi
yayınlanmıştı. Yine ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan bir kişinin İsrail
adına casusluk yaptığı tespit edildi. Bütün bunlar ve daha nice olay İsrail’in
ne kadar “dost” olabileceğini göstermiyor mu?
Bu son gelişme Erdoğan’ın daha önceki açıklamalarından dolayı İslâm dünyasında
kazandığı takdiri zedeleyecektir. Bir buçuk milyarlık İslâm âleminin dostluğu,
İslâm âleminin kalbine saplanmış bir zehirli hançerin dostluğundan önemli
değil midir?