Allah'ın adaleti

Müslümanın derdi hep aynıdır. Nereye gidersen git değişmiyor. Mağlubiyet izlerini görüp de kaçmak için pabuçlarını eline alanlardan tutun da mevzi savaşı için kamplara çekilenlere kadar dünyanın her yerinde bir panik yaşanmaktadır. Tıpkı Allah Resûlü’nün Huneyn’de “Ben Allah’ın Resûlü Muhammed’im” sözünü söylediği an gibi. Bu sözü yeniden duyuncaya, gerçeği hatırlayıncaya, inancını tek hedef yapıp yaşam biçimi yapıncaya kadar devam edecektir. Bu şuura erilmezse kimi AİHM’den medet umacak, kimi Amerika’dan, kimi de inancına bir dipnot koyarak yeniden dirilmenin gayretinde olacaktır.
Biz mağlup muyuz? İslâm mağlup mu? Bu soruya biz mağlubuz diyebiliriz de, İslâm hiçbir zaman mağlup olmaz. Bugün Avrupa dinleri ve medeniyetleri galiptir. Müslümanlara hükmediyorlar. Bu, onların üstünlüğü, dinlerinin üstünlüğünden değildir. Çalışmaları, gayretlerindendir. İnancımız da; din üstündür, Müslümanlık üstündür, tabi olanlar üstündür buyurur. Yatan üstündür, gölgede ense yetiştiren üstündür demiyor da Allah’a tabi olanlar, Kur’an’a uyanlar ve uyanık olanlar üstündür buyruluyor. Mal ile yat, mülk ile kalk, ahireti unut. Dünyayı dünya için sat, sonra da ben Müslümanım, üstünüm de. Bu, Allah’ın adaletine sığar mı? Allah bütün mahlukatın Allah’ıdır. Sen inanıyorum diye yatacaksın, düşmanın Allah’ın insanlara sunduğu ilimde, fende, akılda çalışacak, çabalayacaklar, sen ondan üstün olacaksın. Adama gülerler, Müslümana ve Müslümanım diyene gülerler. Mensupları ile alay ederler. İnancı ile alay ederler, kendilerinin zaafiyetini dininin zaafiyeti gösterirler.
Bugün Müslümanların gayrimüslimlerden meded ummaları, onların adaletine sığınmaları, hep bu tavrımızdandır. İnancımızı yaşamadığımızdandır. Gayrimüslimlerle anlaşma yapılabilir. Esir olunabilir. Şartları karşılıklı anlaşmalarla imza edilebilir. Ama, onların merhametine, adaletine sığınılamaz. Harp hiledir mantığından hareket edilir de zulüm azaltma gayretinde olunabilir, ama Müslüman AİHM’e sığınamaz. İzzetli Müslüman sığınmamalıdır.
Müslümanın kendini koruma hürriyetini başkasından araması zuldür. Tezelzuldür, düşüklüktür. İnancını başkalarına bırakarak halka zulmetmek, yabancılar adına maşa olmak demokrasi ve laiklikte payanda olmak inancın meselesi değil, mürtedlerin meselesidir. İnancının gereklerini yerine getirmeyip, halkları irtidat için payanda olmak da ondan farklı değildir. Amerika dünyaya hükmetmeye karar vermenin ötesinde halklarını ya Hıristiyan yapmaya ya da laik yapmaya karar vermiştir. Bu kararını da Müslüman idarecilere yaptırmak istemektedir. Örnek olarak da Türkiye gösterilmektedir. Gösterilirken de bana sorulmuyor, halka sorulmuyor, laik olacaksın emri ile başlanıyor.
Şunu bilelim, Huneyn’deki O sese kulak vermeden, inananlar O sesi yaşamadan, gayret göstermeden hedefe varılmaz. Onur taşınmaz, Müslüman kimliğimiz tarumar olur. Amerika ya da Avrupa Birliği’nin dümen suyunda gidilir de İslâm herkesin kalbinde kalır.
Evet, İslâm üstündür. Bugün fakirdir, hakirdir. Çünkü Allah’ın adaleti, çalışanadır, gayret gösterenedir. Her şeyden önce davası için ölenedir.

Duran Kömürcü 03.07.2004 Vakit