|
Adımı Orhan Pamuk koysam!.. Mı acaba?
Okurlarım arayıp, soruyordu: "Destanlaşan Çanakkale'den, Emine Şenlikoğlu'nun Küçük Kelebekleri'nden, Mehmet Öksüz'ün Mirac-ı Nebî'sinden ve Ömer Seyfettin'in Kütük adlı hikâye kitabından bizim evde de var... Ne yapalım onları; yırtıp, sobaya mı atalım, yoksa suç unsuru diye el konulup teşhir edilsinler diye kütüphanemizin en görünür yerine mi koyalım?.." Kimi "ciddi ciddi" soruyordu, kimi de işi gırgıra vuruyordu!.. Ciddi ciddi soranlara, "Her ne olursa olsun; evdeki hiçbir 1 kitap, suç unsuru olarak gösterilemez!.. Eğer 1'den fazla ise ve tabiî suç unsuru taşıyorsa, hakkında işlem yapılabilir!.. Aksi halde, endişeye gerek yok!" dedim... İşi gırgıra alıp, "ironi" yapanlara da şu cevabı verdim: "Hiçbir kitabı parçalayıp, yakmanıza gerek yok!.. Yapacağınız tek iş; Yazarının ismini bir güzel kapatıp, üzerine Orhan Pamuk yazmaktır! Eğer böyle yaparsanız; Kitabınıza hiç kimse el süremez!.. Eğer süren olursa; anasından emdiği süt, burnundan getirilir!.. Hatta Isparta/Sütlüce'de olduğu gibi, Vali ve Kaymakam bile dize getirilir!.. Bak, gördünüz; Orhan Pamuk'un kitaplarını toplatıp, imha edilmesini istedi diye, Kaymakam Mustafa Altınpınar'a demediklerini bırakmadılar!.. Siz, siz olun; Bütün kitapların üzerine Orhan Pamuk yazın!.. Değil kaymakam, Jandarma Komutanı bile dokunamaz!.. Hele hele, suç unsuru diye hiç teşhir edemezler!" Karşılıklı gülüştük!.. "Bari, biz de öyle yapalım" deyip, kapattılar telefonu!.. DOKUNMA... CISSS! Eğer böyle yaparlarsa, Sakarya'nın Taraklı ilçesinde yapıldığı gibi, kitaplar "derdest" edilip, suç unsuru olarak "teşhir" edilemeyecek!.. Jandarma "ev" veya "Kur'an Kursu"nu bastığında, bir de bakacak ki, bütün "kitap"lar Orhan Pamuk'a ait!.. "Elif-Ba... Yazarı, Orhan Pamuk!.. Kutsal Direniş... Yazarı Orhan Pamuk!.. Destanlaşan Çanakkale... Yazarı Orhan Pamuk!.. Hürriyet Mücadelesi... Yazarı Orhan Pamuk!.. Küçük Kelebekler... Yazarı Orhan Pamuk!.. Mirac-ı Nebî... Yazarı Orhan Pamuk!.. Kütük, Orhan Pamuk!.." Jandarma çavuşu veya er, ilk etapta belki şaşıracak ve diyecekki; "Bu Orhan Pamuk, amma da doğurgan tavukmuş!.. Şuna bak, amma da kitap yazmış!" Belki şüphelenecek ama el süremeyecek "kitap"lara!.. Öyle ya; eğer dokunursa, "cıss" olur ve eli yanar!.. Eli yansa neyse de, başı yanar!.. Çünkü efendim; "Kartel medyası"ndan tutun da, sesleri "üye sayısı"ndan çok daha fazla çıkan bazı "tabelâ dernekleri"ne varıncaya kadar, hepsi "birlik" olup, "Bremen Mızıkacıları" gibi avaz avaz höykürmeye başlar: "Sütçüler'de Orhan Pamuk'un imha edecek kitabını bulamadıysanız, kendisini getirtin de onu yakın!.." Onun için diyorum ya; Kütüphanelerinizdeki bütün kitapların "yazar"larının üstünü kapatıp, "Orhan Pamuk" yazın!.. O zaman, hiç kimse "yamuk" yapamaz size!.. Eğer yapmaya cür'et eden olursa, karşısında "kartel medyası"nı ve hatta "Avrupa Birliği"ni bulur!.. Tabiî; bir kenara "not" edilip, ABD'nin "kara listesi"ne girmek de var!.. Onlar "topyekûn saldırı"ya geçtiler mi, var ya; ne "Vali" kalabilir yerinde, ne de "Kaymakam"dan eser!.. Vali İsa Parlak, "sönük" bir yere sürülür, Kaymakam Mustafa Altınpınar da, "kurupınar"a döndürülür!.. Çünkü efendim; Bu ülkede Orhan Pamuk'a asla ve kat'a "yamuk" yapılamaz!.. O, "özel koruma-kollama" altındadır!.. Onun "özel aidiyet"leri vardır!.. Onun adı "Kırmızı"dır!.. Dokunan, "10 bin voltluk cereyan"a kapılmaktan beter olur!.. Dahasını da söyleyeyim; "Ermeni lobisinin iddiaları"na karşı yürütülen "karşı lobi faaliyetleri"ne harcanan "avuç dolusu para"nın üzerine, "Soykırım tazminatı" olarak "avuçlar dolusu para" ödenmesi bile göze alınır da, yine Orhan Pamuk'a dokunulamaz bu ülkede!.. Orhan Pamuk, "1.5 milyon Ermeni'yi katlettik" dediyse, katletmişizdir!!!.. Kesmiş, biçmiş, doğramış, sağ kalanları da "sürgün" etmişizdir!!!.. Haa, o yıllarda Doğu'da zaten "1.5 milyon Ermeni yaşamıyor"muş, hiç önemli değil!.. Orhan Pamuk öyle diyorsa, öyledir!.. Çünkü o; "Sa... Sa.. Saygındır!.." Uzun lâfın kısası; Eğer kitaplarınızın jandarma veya polis tarafından "derdest" edilip "teşhir" edilmesini ve hele hele "yakılmak" için toplanıp, "imha" edilmesini istemiyorsanız; derhal ve acilen üzerlerine "Orhan Pamuk" yazdırın!.. Korkmayın; Hiç kimse "yamuk" yapamaz!.. Eğer yapan olursa da, "kartel medyası" hadlerini bildirir onlara!.. "Vinç"te sallandırıp, "linç" etmezlerse, namerdim!.. Boşuna dememişler; "Türkiye'de ünlü olup, ödül alabilmek için ya siyonist, ya komünist, ya hümanist, ya da homoseksüel olacaksın!" Bu "kural", dünya için de geçerli!.. Orhan Pamuk, bu "grup"lardan hangisine giriyor bilmiyorum!.. Ama, "1.5 milyon Ermeni'yi katlettik" dediğine göre, "koyu hümanist"lerden olmalı!.. Başka bir "aidiyet"inin olup-olmadığını söyleyebilmem için, "eceliyle ölmesini" beklemekten başka çare yok!.. Öldüğünde "Bülbülderesi Mezarlığı"na gömülürse; "Kırmızı" mı, "Ak" mı, yoksa "kara" mı olduğu çıkar ortaya!.. Oraya gömülmezse, "Demek ki hümanistmiş" demekten başka çare yok!.. Evet, hümanist!.. "1.5 milyon Ermeni'ye ağıt yakan"(!) bir hümanist!.. Malûm, hümanistler, "duygusal" insanlardır! "Tamamen Duygusal!!!" ADI MEHMET, SOYADI ÖKSÜZ OLUNCA! Her neyse... Bu "duygusal"lıkları bir kenara bırakalım da, yazı tamamen "şiraze"sinden çıkarmadan asıl mevzuya dönelim... Efendim; Yukarıdaki "suç unsuru" olarak görülüp de, "teşhir" edilen kitaplar arasında "Mirac-ı Nebî" de var... Mirac-ı Nebî, araştırmacı yazar Mehmet Öksüz'ün kitabı... Mehmet Öksüz, bir "faks" göndermiş bana... Bakın, ne diyor; "31 Mart Perşembe günü Vakit gazetesinde, "İşte suçlu(!) kitaplar" adlı haberde adı geçen kitaplardan bir tanesi de bana aittir. Mirac-ı Nebi kitabının yazarı benim. Adım, Mehmet Öksüz... Ordu doğumluyum... Dinini, vatanını ve milletini seven bir insanım... Bu zamana kadar devletime ve milletime karşı hiçbir suç işlemedim... İşlemem de... Ülkemi; başta ABD ve AB olmak üzere, hiçbir dış ülkeye gammazlamadım... Gammazlamam da... Bunlardan teklif alıp, para karşılığı kitap yazmadım... Yazmam da... Benim üzüldüğüm nokta, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in Miracı'nı anlatan kitabımın suçlu bulunması ve teşhir edilmesi. Bu kitabı (kitapları) suç unsuru sayıp toplayanlar; bana kitabımın neresinde, hangi sayfasında vatana, millete, devlete ve şahsa karşı bir karalama, saldırı, küçük düşürücü kelime veya cümle varsa bana göstersinler, ben de suçumu kabul edeyim!.. Yazmış olduğum kitaplarımın hiç birisinde suç unsuru yoktur ve olmayacaktır da... Eğer toplanacaksa, gazete bayilerinde "siyah poşet" içinde satılan kitapları toplayıp, onları teşhir etsinler!.." Gördünüz ya; Ciddi ciddi "tepki" veriyor Mehmet Öksüz... Soruyor; "Kitabımın neresinde suç var?" Bence, "suç"(!), daha "kitabın kapağı"nda başlıyor!.. Yazarın adının "Mehmet" olması yetmiyor mu?.. Üstelik de, "Öksüz" bir yazar!.. Ama, o kitabın üzerinde "Orhan Pamuk" yazıyor olsaydı; değil "derdest" edip, "teşhir"e yeltenmek, el bile süremezlerdi!.. Derlerdi ki; "Neyimize lâzım; elimizi sürüp de başımızı derde sokmayalım!.. Yoksa, kartel medyasına hedef oluruz da, anamızdan emdiğimiz sütü, burnumuzdan getirirler!" Ama, adı "Mehmet Öksüz" olunca, "teşhir" et gitsin!.. Bereket ki, "teşhir"le yetinmişler!.. "Tehcir" de edebilirlerdi!.. Nasıl olsa; Yazarı "Orhan Pamuk" değil!.. NURİ OK'UN OKLARI "KÖKLERİ YERLİ"LERE! İşin esprisi bir yana, bu işler ciddi ciddi "midemi bulandırmaya" başladı!.. Baksanıza; Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok da, Çanakkale'deki bir otelde düzenlenen "panel"de, neler demiş; "Ancak laiklik karşıtlarının ülkemizde güçlenme ortamı buldukları, yandaş sayılarını ve imkanlarını artırdıkları, devlete sızdıkları bir gerçektir. Yine kullandıkları saf, temiz kadın ve kızlarımızla kamusal alanı zorladıkları da bir gerçektir" (...) "Kadın ve kızlarımızın, dinimizi temsil etmeyen 'türbana özgürlük' sloganıyla sürdürülen radikal hareketin, özgürlüğü dışlayan dini siyasal ideolojinin bir parçası olduğunu anlamaları gerekir." Sayın Başsavcı'nın kafasında nasıl bir "laiklik" anlayışının olduğunu elbette bilemiyorum!.. Bildiğim şu ki; "Saf, temiz kadın ve kızlarımızın tek amacı, inançlarının emrettiği şekilde yaşamaktır!.. Onlar, siyasal bir ideoloji sahibi ve savunucusu da değillerdir!.. Hepsi de, saf, temiz ve sade birer Müslümandır!.. Aksini iddia eden; bunu, kanıtlarıyla ortaya koyar!" Dahası; Her birisi, "yerli"dir bu insanların... "Bu ülkenin çocuğu"durlar!.. "Gidecek başka Türkiye'leri yok"tur!.. Doğdukları ve üzerinde yaşadıkları topraklara asla "ihanet" etmezler!.. Onların "kök"leri, bu topraklardadır!.. Yani, "kökleri dışarıda" değildir!.. "Dış bağlantıları" yoktur!.. Dolayısıyla; "Devlete sızma" diye bir "amaç" ve "hesap"ları yoktur!.. Hele hele, "devleti ele geçirme" gibi bir düşünce, akıllarının ucundan bile geçmez!. Merak ediyorum; Gerçek bu iken, sayın Nuri Ok, yayını gerip, "ok"unu niye "başörtülü"lere fırlatır?.. Hele de; "Lions"lar, "Rotary kulüpleri" ve "Mason locaları" gibi, "kökleri dışarıda örgüt"lerin faaliyetleri büyük bir hız kazanmışken!.. Evet; Sayın Başsavcı, "kökleri dışarda"lar için tek kelime etmezken, niye "bu ülkenin yerli insanları"nı hedef aldı acaba?.. Ne yani; "Kökleri içerde"ler, "kökleri dışarda"lardan daha mı tehlikelidir "laiklik" için?.. Şu hâle bakın; "Kökü dışarıda Mason locaları"na üye olanların "Profesör" ve hatta "Rektör" olabildiği bir ülkede, Sayın Başsavcı, "türban taraftarlarının devlete sızması"ndan endişe ediyor!.. Merak ediyorum; Bu ülkede bir yerlere gelmek için, illâ da "kökü dışarıda" olmak mı gerekiyor?.. Bu, ne menem iştir ki; Orhan Pamuk'un kitaplarına dokunulduğunda kıyametler koparılıyor, ama öte yanda; içlerinde "Destanlaşan Çanakkale"nin de bulunduğu "dinî ve millî" kitaplar derdest edilip, "teşhir" ediliyor da, hiç kimseden "tık" yok!.. "Yerli"lere bu öfke, "yabancı"lara bu sempati niye?.. Sonunda kararımı verdim; En yakın zamanda mahkemeye başvurup, adımı "Orhan Pamuk" olarak değiştireceğim!.. Ki, hiç kimse "yamuk" yapamasın!.. Heeyy "başörtülü"ler; bundan böyle siz de "Orhan Pamuk eşarpları" bağlayın başınıza!.. Eminim ki; Siz de "dokunulmaz" olursunuz!.. Ve hatta, "özel koruma-kollama" altına alınır, devlete de "sızabilir"siniz!.. Yoksa, "imha"dan kurtulamazsınız!.. Demedi demeyin!!!..
Hasan Karakaya 3 Nisan 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr |