|
|
Açe’nin Bağımsızlık
Mücadelesi
Açe’nin Endonezya’ya Karşı
Bağımsızlık Mücadelesi Sömürgeci güçler İslâm coğrafyasını küçük parçalara
ayırmak için ulusçu anlayışları yaygınlaştırdılar. Bu anlayışları hem
ümmetin birlik ve bütünlüğünü bozmak hem de Müslüman toplumların arasına
fitne sokmak için kullandılar. İslâm coğrafyasında ortaya çıkarılan
devletçikler arasında ikili problemler oluşturmada da bu anlayışlardan
yararlandılar. Bu tür ideolojileri aynı zamanda belli bölgeleri kendi
kontrollerinde tutmak ve buralarda İslâmi bilincin etkili olmasını
engellemek amacıyla değerlendirdiler.
Hollanda sömürgesi Uzakdoğu takımadalarında bir etnik bütünlük yoktu. Bu,
oraların küçük devletçiklere bölünmesi için işe yarayabilirdi. Ama o durumda
bölgenin uzaktan kumanda edilmesi ve kontrolü zor olacaktı. Bu yüzden
Hollanda kontrollü bazı ideologlar Endonezya Nasyonalizmi (Endonezya
Ulusçuluğu) adlı bir ideoloji geliştirdiler. Bu ideolojiye zemin oluşturması
için de bir “Endonezyalı” kimliği oluşturuldu. Oysa Endonezyalılık bir etnik
kimliği ifade etmez. Amerikalılık gibi bir coğrafi bölgeye mensubiyeti ifade
eder. Üstelik bu coğrafi bölgenin sınırları da sömürgeciler tarafından
tamamen politik hesaplarla belirlenmiştir. Endonezya Nasyonalizmini, daha
sonra diktatör Suharto, Pancasila (beş prensip) adını verdiği resmi ideoloji
ile sistematik hale soktu. Bu ideolojinin öncelikli amacı ise Endonezya
halklarını İslâmi kimliklerinden soyutlayarak sömürgecilerin istedikleri
tarzda Batı’yla bütünleşmeye yatkın hale getirmekti. Bu açıdan Huurgronje
planlarıyla Suharto’nun Pancasilası arasında temel felsefe ve amaç yönünden
herhangi bir fark yoktu. Bu sebeple Açeliler, Endonezya sultasını Hollanda
sömürgeciliğinin bir devamı olarak gördü ve bağımsızlık mücadelelerini ona
karşı da sürdürdüler.
Açe halkı Endonezya’ya karşı bağımsızlık mücadelesini örgütlü bir şekilde
yürütmek amacıyla Açe Sumatra Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni kurdu. Bu cephe 4
Kasım 1976'da yayınladığı bir bildirgeyle, cephenin lideri Dr. Tungku Hasan
di Tiro'nun başkanlığında Açe Sumatra İslâm Devleti adıyla bir bağımsız
devletin kuruluşunu ilan etti.
Endonezya zaten yapay bir ulusal kimliğe göre şekillenmiş yepyeni bir
devletti. Ama Açe, tarihinde hiçbir zaman bu devlete esas teşkil eden
coğrafi veya etnik yapılanmaların hâkimiyetinde kalmamıştı. Bundan önceki
yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere sömürgecilerin işgaline kadar
bağımsız Açe olarak tanınmış ve bu bağımsız devlet İslâmi duyarlılığı gereği
hilafet devletine bağlanmıştı. Belki Endonezya, bölgedeki Müslüman halkları
İslâmî temellere dayalı olarak bir araya getirme ideali üzere kurulmuş
olsaydı, Açeliler bu devletin bünyesinde kalmaya itiraz etmeyeceklerdi. Ama
yukarıda da dile getirdiğimiz üzere Hollanda’nın sömürgeci felsefesini
sürdüren, Huurgronje planlarını yerlileştirilmiş resmi ideoloji haline
getiren bir devletin hâkimiyetini kendi açılarından işgalin devamı olarak
gördüler. Bu yüzden de karşı çıkarak bağımsızlık mücadelelerini sürdürdüler.
İlginçtir ki Doğu Timor’da göçmenlerle ve misyonerlik faaliyetleriyle
oluşturulan Hıristiyan unsurun bağımsız olması için sürekli Endonezya’ya
baskı yapan sonuçta da bu emellerine kavuşan sömürgeci güçler, Açe konusunda
sürekli bu ülkeye destek verdi ve oradaki bağımsızlık mücadelesini
bastırması için gerek siyasi, gerekse askeri yönden yardımcı oldular. İşte
bu dış destekten cesaret alan Endonezya hükümeti Açe’deki bağımsız İslâm
devletine hayat hakkı tanımadı. Ama Açeliler mücadelelerini yine
sürdürdüler.
Endonezya hükümeti Açe’deki bağımsızlık mücadelesini ezmek için zulmün ve
işkencenin her yoluna başvurdu. Çok sayıda ilim adamını zindanlara attı.
Birçok direnişçiye işkence etti. Buna rağmen yine Açe’nin tümüne hâkim
olamadı. Hollandalı sömürgecilerin sinsi oyunlarına ve planlarına,
Endonezya’nın Pancasila felsefesine rağmen Açeliler bugün hâlâ bölgede dinî
kimliklerini ve duyarlılıklarını korumaya en çok özen gösteren halk olarak
bilinmektedirler.
Açe’yle ilgili araştırmalarımızda istifade ettiğimiz Açe Sumatra Dosyası
adlı kitabın müellifi Mehmed Kurtulmuş’a da şükranlarımı arz ediyor, bugün
piyasada mevcudu olmadığını sandığım bu kitabın gözden geçirilip yeniden
okuyucuya kazandırılmasının faydalı olacağını da burada hatırlatmayı yararlı
görüyorum.
Ahmet Varol Haber Vakti Com |
|