AK Parti'yle “türbana hapis”li günlere!.. Mi?

Sanıyorum, 2 defa yazdım... Ama yine de; okumayanlar veya hatırlayamayanlar olabilir düşüncesiyle tekrar yazmakta yarar gördüm... Hem, “yeni okuyucularımız” da öğrenmiş olur... Evet; 3. defa “Cezayirli köpek ile Tunuslu köpeğin hikâyesi”ni anlatacağım...
Efendim, Tunus’ta sıkça anlatılan “fıkra” şu:
İki “köpek”, sınırda karşılaşırlar... Birincisi; tam “iskelet” haline dönmüş... Bir deri, bir kemik!.. Cılız mı cılız!.. Tüyleri dökük mü dökük... Her yanı “yara-bere” içinde!..
Bu “Cezayir köpeği”dir!..
“Tunus’a gitmek” üzere yola koyulmuştur... Tek bir arzusu vardır:
“Dinlenmek, doyuncaya kadar yemek ve savaşı unutmak!”
İkinci köpek ise; hem “besili”, hem “kurumlu” hem de kuaförden yeni çıkmış gibi parlaktır tüyleri... Keyiflidir... Çünkü karnı tok, sırtı pektir... Yediği karnında, yemediği ise önündedir!..
Evet, bu da “Tunus köpeği”dir... O da “Cezayir’e gitmek” için çıkmıştır yola.
Cezayir’den gelen köpek, uyarır Tunus’tan geleni:
“Cezayir’de işin ne?.. Canına mı susadın sen?.. Postu mu deldireceksin?.. Kör bir kurşuna kurban gitmesen bile, açlıktan geberirsin!.. Ne işin var Cezayir’de?”
Cezayir’e gitmeye kesin kararlı olan Tunuslu köpek, “Niçin mi Cezayir’e gitmek istiyorum?” der ve şu cevabı verir:
“Havlayabilmek için arkadaş!..
Özgürce havlayabilmek için!”
AK PARTİ’NİN ARTILARI
Bu fıkrayı 3. defa anlatmamın sebebine gelince, onu da arz edeyim...
“AK Parti iktidarının icraatları” malûm... “Gariban”ların sofrasına bir dilim daha fazla ekmek koyabilmek için sarf ettikleri çabayı görmezden gelmek mümkün değil!..
“Fakirlere bedava kömür” dağıtmak, “ilköğretim öğrencilerine ücretsiz kitap” vermek, “yeşil kartlı vatandaşların muayene ve tedavi alanları”nı genişletmek, SSK’lı hastaların da “özel eczane”lerden ilaç alabilmelerini sağlamak, “duble yol”lar yapmak... Şu an aklıma geliverenler bunlar!..
İnkâr edilemez bir gerçek ki;
Bu icraatların hemen hepsi, özellikle dar gelirli insanların “lokmalarını büyütme” gayretleridir... Bunları takdir etmemek mümkün değil!..
Ne var ki;
İnsan denilen varlık, sadece “mide”den ibaret değil!.. Yani, “mide”nin tıka basa dolmasıyla, karnın doymasıyla bitmiyor iş!..
Bu ülkede bir “açlık” daha var ki, “asıl giderilmesi gereken öncelikli açlık” bu açlıktır!..
Evet;
“Özgürlük açlığı!”
Daha doğru ifadesiyle;
“Özgürce yaşama açlığı!”
“TÜRBANA HAPİS” Mİ?
Fıkrayı okudunuz... Tunuslu köpek, “karnı tok, sırtı pek” ve de “parlak tüylü” olmasına rağmen ne diyor?
“Özgürce havlamak istiyorum!”
Oysa;
Boynundaki “tasma”ya razı olsa, “sahibinin sesi” olmaya devam etse, kendisine çizilen “köpeksel alan”dan çıkmasa, hiçbir problem yok!..
Öyle ya;
Yediği karnında,
Yemediği yal çanağında!..
Ama, o ne yapıyor?..
Ölümün kol gezdiği, kurşunların vızır vızır uçuştuğu ve belki de kendisinin de öldürüleceği Cezayir’e gidiyor!..
Niye?..
“Özgürce havlamak için!”
Hele düşünün;
Bir “hayvan”ın bile “özgürlük açlığı” çektiği bir dünyada, “insan”lar nasıl muhtaçtır özgürlüğe?!?
Hele de Türkiye’de!..
“Kamusal alan” dayatmalarının tırmandığı, “Kur’an okuma yaşı”nın kanunla belirlendiği, İHL ve diğer meslek lisesi öğrencilerine “puanlama adaletsizliği”nin reva görüldüğü, “başörtülü” hanımların horlanıp, aşağılandığı ve dahası “kamusal alan”lara sokulmadığı Türkiye’de!..
Yine kabul ve itiraf edelim ki; “lokmaları büyütme” konusunda büyük çaba sarf eden mevcut iktidar, “özgürlük alanlarını genişletme” konusunda, “beklenti”lerin hiçbirini maalesef karşılayamadı!..
Bırakın genişletmeyi;
Bu alanları “daraltma” ve hatta “hapsetme” konusunda “abes bir adım” attı ki, anlaşılır gibi değil!..
Olayı biliyorsunuz... Ama yine de; bilmeyenler, duymayanlar ve görmeyenler için “gazetelerin manşetlerine yansıdığı” şekliyle aktarayım:
¥ “AKP’den türbana 3 ay hapis cezası!”
¥ “AKP’den türbana hapis!”
¥ “Türbanlıya hapis sürprizi!”
İnanılır gibi değil... Ama, maalesef gerçek!..
TBMM Adalet Komisyon’nda kabul edilen TCK tasarısı, “başörtülüye hapis” getiriyor!!!
Komisyonda kabul edilen madde aynen şöyle:
“25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanunun veya 1.11.1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun veya 3.12.1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
İYİ OKUYAMAMIŞLAR!!!
Bir an şöyle düşündüm:
Demirel’e “işte çağdaş Türkiye!” dedirten... Erbakan’a “sarık-cübbe avı” yaptırtan... Bahçeli’ye “Apo’ya idam cezası”nı kaldırtan... Mesut Yılmaz’a “İHL’nin köküne kibrit suyu” döktürten... Ecevit’e, “ABD’yi ikna eden konu, bizi de ikna eder” dedirten birileri, acaba Erdoğan’a da “başörtülüye hapis” kanunu mu çıkarttırıyor?!? Yani, herkes “yumuşak karnı”ndan mı vuruluyor?..
Ama, hayır!.. Öyle değilmiş!..
Meğer, maddeyi “iyi okumamış”lar!.. Komisyon Başkanı Köksal Toptan, Tayyip Bey’e öyle demiş!.. Ben de onun yalancısıyım!..
Demiş ki;
“İyi okumadık!.. Hata yaptık!.. Atatürk bile ceza koymamış, biz 80 yıl sonra hapis cezası koyduk!”
Doğrusu, bu gerekçe, bana pek de inandırıcı gelmedi!..
Tamam, “iyi okumamış” olabilirsiniz, hatta “hata” da yapmış olabilirsiniz!.. Dahası, “o an uyumuş” da olabilirsiniz!..
İyi de, be adam;
Bu maddenin “tasarıdan çıkarılması” için önerge veren AK Parti Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu’nun sesini de mi duymadınız?..
Hadi onu da duymadınız!..
Peki; CHP’lilerin, “Ya bu önergeyi geri çekersiniz, ya da görüşmeleri terk ederiz!” tehditleri de mi uyandırmadı sizi?..
Hem sonra;
Diyelim ki iyi okumadınız!.. İyi, hoş da, o “madde”yi kim ve nasıl koydu “hükümet tasarısı”na?..
Ne yani;
Siz orada “bostan korkuluğu” musunuz?.. Yoksa “mutfakta başka birileri” mi var?
YİNE AYNI OYUN MU?
Bana öyle geliyor ki;
“Başörtülüye hapis” maddesini o tasarıya koydurtan “odak” veya “güç” sahipleri her kim ise, “nabız” yoklayıp, “tepki” ölçüyor!.. Tepki olmazsa; hiç şüpheniz olmasın, Genel Kurul’dan da “aynen” geçecek!..
Hayır, bir “vehim” değil benimkisi!.. Bunlar, tecrübeyle sabit!..
Hele hatırlayın;
“8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Yasası”nın öncesinde de “aynı numaralar” yaşanmadı mı?..
Önce “5+3 olabilir” denildi, ardından Mesut Yılmaz, “İHL’lerdeki Kur’an ve Arapça derslerinin sayısını artıracağız” dedi ve sonunda “karambol”den gol!!!
Korkarım ki;
Yine aynı “oyun” tezgâhlanıyor!..
“Ne yapalım, CHP ile uzlaşamadık!” falan filan deyip, geçirecekler yasayı!..
Baksanıza;
AK Partili bazı “omurgasız”lar; daha şimdiden, “Ne yani, şapka takmak da mecburi, ama uygulanmıyor!” gibi eblehçe lâflar etmeye başlamış bile!..
Bilmiyorlar ki;
“Şapka”yı takmazlar, ama “başörtüsü” takana kafayı takan çook “CHP kafalı” var bu ülkede!..
Şimdiki gibi;
İşi, “ellerinin ucuyla” tutarlarsa, hiç şüpheniz olmasın ki, bu yasa çıkar ve “en ceberrut haliyle” uygulanır!..
Bunun faturası da, maddeyi “okumayan”lara değil, doğrudan AK Parti’ye kesilir!.. Ondan sonra da, “AK Parti”nin, “yok parti” olmasını hiç kimse engelleyemez!..
Demedi, demeyin!..
KİLİSEDE DUA!
Şu “tevafuk”a bakın ki;
Gazetelerde, “AKP’den türbana hapis” başlıklarının atıldığı günün akşamında, Almanya’dan bir “faks” aldım!..
Münih’te ikamet eden okurum M.G.’nin gönderdiği faksta ne yazıyor biliyor musunuz?..
Bir “okul mezuniyet programı”nın detayları yazılıyor... 22 Temmuz’da şu, 27 Temmuz’da bu, 28 Temmuz’da şunlar yapılacak!..
Gelelim 30 Temmuz’a...
O gün, programın son günü... Peki, ne var “son günün programı”nda?..
İşte, yazıyor:
“Kilisede kapanış duası!”
Evet, evet;
“Kilisede kapanış duası!”
Nerede oluyor bu?..
Almanya, Münih’te!..
Hem de, “ilkokul 2. sınıf öğrencileri” için!..
Bakar mısınız olaya;
Almanya, “Müslüman çocukları” için “başörtüsü”nü yasaklamaya çalışır ve hatta Berlin’de yasaklarken, kendi “Hıristiyan çocukları” için, “kilisede kapanış duası” yaptırıyor!..
Hayır, yadırgamıyorum!.. Nihayetinde, herkes “görev”ini yapıyor... Daha küçük yaşta, “kilise” ile tanıştırıyor çocuklarını!..
İyi de, biz ne yapıyoruz?..
Hadi, sıkıysa, “ilkokul 2’deki” bir çocuk, “Kur’an öğrenmek için camiye gitsin” de, görelim!?!
Anında operasyon!..
Anında derdest!..
Eee, n’ooluyoruz?..
Hani AB’ye giriyorduk, hani “özgürlük” gelecekti!?!
Söyleyin Allah aşkına;
“Kur’an öğrenenlere operasyon” düzenleyip, “başörtüsünü hapsederek” mi gireceğiz AB’ye?..
BU YAZIYI OKUYUN!
Uzun lâfın kısası;
Tasarıdaki maddeyi “iyi okumayan” AK Partili(!) muhteremler, bari bu yazıyı okusunlar!..
Eğer “okumama” alışkanlıklarını sürdürürlerse, bir gün “canlarına okunur” da, haberleri olmaz!..
Unutmayın ki; 70 milyonun midesini “tok” hâle getirseniz de, “özgürlük” talepleri asla “yok” olmaz!.. İnsanlar “aç” da yaşayabilir, ama “özgürlük” olmadan asla!..
Önce, özgürlük ve adalet!..
Diyeceklerim bundan ibaret!..

Sınav iptal edilir mi?

Bir belde, ilçe veya ilde, seçim niye “iptal” edilir?.. Çünkü, “oy kullanmaması” gereken kişi veya kişiler oy kullanmıştır!.. Eğer bu durum, “seçimin sonucunu etkiliyor” ise; YSK, seçimi “iptal” eder!..
Peki, “sorulmaması gereken bir soru” olduğunda ÖSYM ne yapar?.. Hiiç, “bir şey olmamış gibi” hareket eder... ÖSYM’nin kendisi açıkladı: “Sorulardan 2’si hatalıydı!”
Peki, bu 2 hatalı soru, “sınav sonucu”nu etkilememiş midir?.. Ne mümkün, elbette etkilemiştir!.. Çünkü, sınavda “saniye”lerle yarışan öğrenciler, “hatalı 2 soruyu çözeyim” derken, Allah bilir kaç dakika harcadı?..
Yani, “koskoca profesörler”in hatası yüzünden, öğrenciler birkaç soruyu daha cevaplama imkânından mahrum kaldı!.. Dolayısıyla, “sonucu” etkiledi!.. İyi de; “seçim” iptal ediliyorken, “sınav” niye iptal edilmiyor?..

Hasan Karakaya 22.07.2004 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr