"ABD'nin insan hakları
raporu"?????Bekri Mustafa
fıkraları, Nasreddin Hoca fıkraları kadar yaygın ve çok olmasa da
düşündürücü ve ibretamiz içerikler taşımaktadır. Bunlardan biri bugün
üzerinde duracağımız konuyu çok güzel izah ediyor.
Bekri Mustafa içki masasının başından kalkmaz, zevk ü safa içinde hayatını
sürdürmeye çalışırmış. Bir gün ikamet ettiği köyde bir cenaze olmuş. Ancak
cenazeyi kaldıracak birini bulamamışlar. Köyün ileri gelenleri bir araya
gelip düşünmüşler ve "bu işi gene becerirse Bekri Mustafa becerir"
demişler. Gidip adamı kahvehanede bulmuşlar. Adam, bir elinde kadeh, öbür
elinde iskambil kâğıtları bir yandan kafa çekerken öbür yandan da bir
sonraki şişenin parasını kumardan çıkarabilmek için kafa yoruyor.
Gidenler, adamın kulağına eğilip durumu izah ediyorlar. Adam: "Bırakın
beni. Ben bu işten ne anlarım! Bakın oyunum da iyi gidiyor, birkaç şişe
parası daha çıkaracağım" diyor. Adamlar ısrar ediyorlar ve "Sen cenazeyi
kaldır biz sana, kumardan kazanacağından fazlasını veririz" diyorlar.
Adam paranın kokusunu alınca dayanamayıp gidiyor, teşyi işlemlerini
bitirdikten sonra cenazeyi kabre koyuyorlar. Bekri Mustafa gelenek üzere
telkin verdikten sonra kabre doğru eğilip bir şeyler konuşuyor.
Etraftakiler bunun sebebini soruyorlar. Adam şu cevabı veriyor: "Ölüye
dedim ki: Biraz sonra sorgu sual melekleri gelip sana: 'Öbür dünyada ne
var ne yok!' diye sorarlarsa 'Bekri Mustafa köye imam oldu' de onlar
gerisini anlarlar."
Bugün, zulmün, eşkıyalığın, işkencenin ve vahşetin sembolü haline gelen
ABD'nin kendini aynı zamanda insan hakları konusunda gözcü ve hakem tayin
ederek insan hakları raporları hazırlaması da buna benziyor. Üstelik ABD,
birileri zorladığı için değil kendini her konuda dünya üzerinde hüküm ve
yetki sahibi olarak gördüğünden bunu yapmaktadır. Dolayısıyla ABD'nin
insan hakları konusuyla ilgilenip raporlar hazırlaması da gerçekte zulmün
bir boyutunu oluşturmaktadır. Çünkü bu raporlarını, insan hakları
ihlallerinin önüne geçmek için değil dünya ülkeleri üzerinde siyasi baskı
oluşturmak amacıyla değerlendiriyor. Bu itibarla hedefe yerleştirdiği bir
ülkeyi her yönden köşeye sıkıştırmak, zora sokmak istediğinde insan
hakları raporu da oklardan bir ok vazifesi görüyor.
Guantanamo'da ve Ebu Gureyb'de sergilediği vahşetle tüm dünya halklarının
nefretlerini üzerine çeken ABD 28 Şubat 2005 tarihinde, 2004 yılı insan
hakları değerlendirme raporu yayınlayarak yine hedefe yerleştirmiş olduğu
ülkelere yüklenmeye çalıştı. Tabii bu sıralarda hedefindeki ülkelerin
başında İran ve Suriye geldiğinden raporda en çok suçladığı ülkelerin
başında da bu ikisi yer alıyor. Her iki ülkeyi de en başta siyasi
muhalefete fırsat vermemekle ve tutuklulara işkence etmekle suçluyor.
Suriye'yi özellikle Kürtlere karşı ayrımcı politika uygulamakla suçlayarak
bu meseleyi ileriye dönük fitne politikasının malzemesi yapmaya çalışıyor.
Arap dünyasında, ABD suçlamalarından en çok pay alan ülkelerden biri de,
Amerikan emperyalizmiyle sorunlu olduğu bilinen Sudan. Doğal olarak
Sudan'a yönelik suçlamalarda en çok Darfur meselesi konu ediniliyor.
Raporda İsrail işgal devletinin işkenceleri ve insanlık dışı uygulamaları
da kısmen gündeme getirilmiş. Ancak aynı ölçüde Filistin özerk yönetimi de
suçlanarak bir tür dengeleme yapılmış.
İnsanlık tarihinin benzerlerine nadiren şahit olduğu Ebu Gureyb ve
Guantanamo işkenceleri ise raporda hiç gündeme bile getirilmiyor. Bunun
yerine başkan Bush'un dış politikasının başarılı olduğu iddia ediliyor ve
Ukrayna, Afganistan ve Irak'a demokrasiyi hâkim kılması (!) buna delil
olarak gösteriliyor. Şu iddiaya bakın! İnsanların akli muhakeme
kabiliyetleriyle ve hafızalarıyla alay ediliyor açıkça.
Anlaşıldığı kadarıyla ABD sözde insan hakları raporuyla bir bakıma kendi
kirli yüzünü örtmeye çalışmış ve uluslararası alanda kendisine 'yüzün
kara' diyeceklere, 'seninki benimkinden de kara' diyebilmek amacıyla bu
yola başvurmuş. Ama bu tür raporların hiçbiri insanlık nazarında onun
kirli yüzünü örtemez.
ABD'nin izlediği resmi politika açısından bu tür raporlar hazırlaması
belki normaldir. Ancak asıl önemli olan akıl sahiplerinin bu raporlara
yaklaşımıdır. Bu raporları güvenilir ve itibara değer bulmak yukarıda
sözünü ettiğimiz Bekri Mustafa'nın köyündeki ahalinin durumuna düşmek
anlamına gelir.
Ahmet Varol 2 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr