ABD, İngiltere derken Almanya
28 Şubat'ın yıldönümünde, AB ve ABD 28 Şubat'a teslim..
Avrupa kimlik değiştirdi. Daha önce ABD de çıkartılan sessizlik Takriri
sukûn yasası, geçtiğimiz günlerde İngiltere'de yürürlüğe girdi.. Eş
zamanlı olarak Almanya'da mahkeme kararına gerek görülmeksizin, hayali
suçlamalara dayanılarak Vakit gazetesi kapatıldı ve mal varlığına el
konuldu.. Almanya'da Nazizm yeniden hortladı.. Dün Yahudiler'e,
Çingeneler'e ve engellilere yaptıklarını, bugün Yahudiler adına
Müslümanlara yapmaya çalışıyorlar. Hasta Adamdan Sevr'den söz ediyorlar..
TİME dergisi başörtüsünü kapak yapıyor.. Korku ve nefret kol geziyor..
Güvenlik gerekçesi ile özgürlükler, her gün biraz daha sınırlandırılıyor.
Bir yazarın hayali bir Türk-Amerikan savaşı senaryosu bile ciddi
kaygılara, tepkilere sebeb oluyor. Oysa batılılar bize karşı bunu hep
yapıyordu. Hem yazıyorlar, hem de oynuyorlardı.. Bizim çocuklar boş
durmuyorlardı.. Almanya Federal İçişleri Bakanı Otto Schily'nin Almanya'da
Vakit'in kapatılması ve mal varlığına el konulması ile ilgili açıklaması
gerçeği yansıtmıyor.. Zaten aylardır kapalı olan bir gazete ile ilgili
hayali suçlamalarda bulunuyor.
Biz bu operasyonun bir ayağının burası olduğunu biliyoruz. Bu tezgahın
nasıl hazırlandığını da. AB'de başlatılan topyekûn savaş operasyonun
arkasındaki derin ve gizli gücü de..
Avrupa demokrasisi, yerini militan demokrasiye bırakıyor.. Schily bildik
bir üslubla, Kendini savunabilen bir demokrasinin Yeni Akit gibi bir
kuruluşun Türk okurlara Yahudi ve Batı karşıtı propaganda yapmasına izin
veremeyeceğini ifade etti.
Bugün Vakit'in başına gelenler karşısında sevinenler ya da seslerini
kısanlar, yarın aynı şey kendi başlarına geldiğinde direnmek için çok geç
kaldıklarını farkedecekler, ama iş işten geçmiş olacak.
Bu tür olaylara karşı Vakit çalışanları bağışıktır.. Biz ne yaptığımızı
biliyoruz ve kimlerinin canını acıttığımızı da. Bu olayların nasıl
geliştiğini de.
Irak'ta, Afganistan'da ya da Filistin'de olanlar da farklı değil.
Bush, Anti Amerikan kampanyalarının dudurulmasını isterken, bir şeyler
olacağını biliyorduk.. Alman büyükelçiliğinin basın bülteni ajanslara
düştükten hemen sonra, Amerikan elçiliğinden bir haber düştü ajanslara..
ABD yönetimi, 'Amerikan karşıtlığını yaygınlaştırdığı'nı düşündüğü yayın
organlarına da tavır alarak, Milli Görüş'ün yayın organları Milli Gazete
ve TV5 televizyonuna 'ambargo' koymuştu. Tam da Genelkurmay'ın
akreditasyonu aşıldı derken, Amerikan ambargosu gelmişti.. ABD
Büyükelçiliği'nden bir yetkili, bu yayın organlarını telefonla arayarak,
'Bundan böyle ABD Büyükelçiliği faaliyetlerine alınmayacaklarını'
bildirmişti.. Milli Gazete ve TV5'in sorumlularının, kararın nedenini
sorması üzerine elçilik yetkilileri 'Sizi ciddi bulmuyoruz' yanıtını
vermişlerdi.. Basın özgürlüğü, haber edinme, bilgi alma özgürlüğü buraya
kadardı. Öyle anlaşılıyor ki, bu gazetelerin ve televizyonların yayınları
onları şok etmişti. Öyle olsa bile AİHM kararlarına göre basın özgür
olacaktı..
Demek ki, her şey buraya kadardı.. Maskeleri düştü. Çıkarları sözkonusu
olduğunda ilkelerini nasıl ayaklar altına aldıklarını gördük. Demokrasi,
çok kültürlü toplum, özgürlük, hepsi birer makyaj malzemesi imiş.. Kurdun
sırtındaki kuzu postu gibi bir şey. Bir zamanlar köle tüccarlarının
kullandıkları köleliğe açılan kapıyı özgürlük yolu/ Özgürlük ülkesi
(Liberya) ilan ettilerse şimdi de asıllarına dönüyorlar.. Zaten uygarlık
dedikleri şey; bir yağmanın, sömürünün eseri değil mi idi? Batı
uygarlığının arkasında kızılderili kanı, kara derililerin gözyaşı, sarı
ırkın çalınan alınteri yok mu idi?
İşte tarihin sonu! Bu, Batı tarihinin, uygarlığının, tarihin en vahşi
sömürü imparatorluğunun sonu bu.
İnsanlığa iki dünya savaşı armağan ettiler. 3'üncüsü soğuk savaştı, 4.
yolda. Nagazaki'ye Hiroşoma'ya atom bombasını ben atmadım. Havayı, suyu,
toprağı kirletenler kimler?
Demokrasi diye helvadan bir put icad ettiler. Şimdi de acıktıkça
yiyorlar.. Irak'ta Demos'un iktidarı mı var, Afganistan'da kim iktidarda.
Bizim çocuklar halkı mı temsil ediyor.
Batı uygarlığı, bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız, yoksulluğumuz üzerine
kurulu. Aynı vatanın çocuklarını birbirine kırdırarak saltanatlarını
korudular. En vahşi, diktatörler, onların sömürülerini kolayca
sürdürebilmeleri için arka bahçelerinde boy verdi.. Hangi insan hakları,
hangi demokrasi.
Biz onları Guantanamo'da, Ebu Garib'te gördük. İsrail ve ABD'den dünyaya
yayılan bu tehlikeli savaş ve siyaset virüsü Blair'den sonra şimdi de Otto
Schly'i vurdu.. Ey insanlar tanık olun. Tarihe tanıklık edin. İşte bir
uygarlık böyle çöker.. Siz tarihin yaşayan tanıklarısınız. İnsanlık
Sovyetler'den sonra Batı uygarlığının çöküşüne tanıklık ediyor. Selâm ve
dua ile.
Abdurrahman Dilipak 1 Mart 2005 Vakit
adilipak@vakit.com.tr