Sadece, adı Kutlu Doğum olan
programlar...
Geçen sene mühim bir vilâyetimizin bir kazasında, müftülüğün
organize ettiği “Kutlu Doğum” programının davetiyesini görmüş,
okuyunca şoke olmuştum. Çünkü programda Zara ismi geçiyordu ve bu
türkücü hanım, bu sözüm ona Peygamberimiz’i anma toplantısında ilâhî
okuyacaktı.
İş bununla da bitmiyordu.
Programa yaylı, üflemeli bir çalgı olan orkestra da konulmuştu. 25
kişilik orkestra, program boyunca çalınacaktı. Nitekim aynen öyle
oldu…
Programdan sonra öğrendim
ki, davetiyede Zara ismini gören birçok müslüman müftülüğe tepkisini
bildirmiş, bu tepkileri Zara hanım da duyduğu için gelmeyeceğini
söylemiş. Sağolsun, gelmedi de…
Programdan önce,
Peygamberimiz’le orkestranın ne alâkası olduğunu sorduğum müftü
efendi cevap vermekten kaçtığı için, bunu bir üst makama yani
vilâyet müftüsüne sordum. Kendilerinin bu toplantıdan sonradan
haberleri olduğunu ifade edip, “Müsterih olun o toplantıda
İslâm’a aykırı hiçbir şey olmayacak” diyerek bana teminat verdi.
Fakat, ısrarla Zara meselesini yazmamamı istiyordu. Sebep olarak da
“Birilerinin, bunlar nasıl insanlar! Bir kadının kasîde
söylemesine bile tahammül etmiyorlar” diyeceğini söylüyordu.
Oysa, tahammül
edil(e)meyecek olan, başı açık bir hanımın, bir müftü tarafından
erkekler topluluğuna nağmeli şekilde kasîde söylemek için davet
edilmesiydi. Yoksa, müslümanların buna tahammül etmemeleri değil.
Hoş bazıları yadırgayacak diye, Peygamberimiz’i İslâm'ın bir
yasağıyla anmaya evet denilecek değil…
Bahsettiğimiz program
Kur’an tilavetiyle yapıldı. Bu güzel. Sonra, banttan hamâsî bir
konuşma dinlettirildi. Bu konuşma içinde zaman zaman bazı
peygamberlerin isimleri geçiyordu. Fakat peygamberler öyle bir
şekilde anılıyordu ki demeyin gitsin. İbrâhim, Mûsâ, Îsâ diyerek,
asker arkadaşlarından bahseder gibi hürmetsiz bir şekilde…
Be adamlar! İnsan
kimlerden bahsettiğinin biraz farkında olur. İnsanların en üstünü
olan peygamberlerden bahsediyorsunuz. İnsan yanılır da hiç olmazsa
bir defa olsun “Aleyhisselam” der, “Hazret” der değil
mi! Ne gezer... Bu hürmet yoktu ama bakın neler vardı.
Programın devamında
sahnenin sol tarafında beyaz elbiseli erkekler semâzen grubu, sağ
tarafında da siyah elbiseli bayanlar semahzen (semah yapanlar) grubu
göründü. Her grup dâireler çizerek bir müddet döndüler. Semâzenlerin
mevlevî, semah yapanların da alevî olduğunu zaten biliyorsunuz…
Biraz sonra semâzenler,
semahzenleri ortalarına aldılar. Bir müddet de böyle iç içe
döndüler.
Onlar gitti, bir kolejin
talebeleri doldurdu sahneyi. Bazılarının yaşları küçük bazılarının
büyük. Kızların ne kadar büyük olduklarını anlamak için sahneye
yaklaştım. Bazıları benden uzundular…
Giyimleri şöyleydi:
Boydan, uzun ve geniş etekli beyaz bir entari. Boyun ve kollar
kapalı. Îtinâ ile taranmış uzun saçları omuzlarının üzerine dökülmüş
vaziyette…
İnsan bu kıyafeti görünce
ister istemez yabancı filimlerde gördüğü bazılarını hatırlıyor.
Bu arada, siyah elbiseler
giydirilmiş din görevlilerinin, arada bir tek teker sahneye gelerek
birer ikişer mısrâ ilâhî okuduklarını zikredelim. Tabii ki bir
taraftan da orkestra çalıyor…
Zaten orkestra programın
başından sonuna kadar devam etti…
Özetle, bir müftülük
tarafından Peygamberimiz’i anma toplantısı çalgılarla işte böyle
yapıldı…
Bir husus daha var. Sayın
müftümüz açılış konuşmasında, “Bu programın bu şekilde
yapılmasında bize önderlik eden Diyanet İşleri Başkanlığımıza ve il
müftümüze teşekkür ediyorum” dedi.
İşte bunu demesi hiç iyi
olmadı. Çünkü, il müftümüz daha önce bendenize, “Bu programdan
bizim de sonradan haberimiz oldu” demişti. Haliyle il müftüsü
bana karşı zor durumda kaldı…
Değerli okuyucular!
Müslüman âilelerin bir yere orkestra dinlemek için gitme âdetleri
yoktur. Ama ne olacağını bilmeden, Peygamberimiz’i sözde anma
toplantılarına giden müslüman âilelere, müftüler anlattığım gibi
orkestra dinletiyorlar… Dileyelim ki, kimse bir daha böyle
haltetmesin.
Orkestra ki, eski
yunanlılardan gelme yani hıristiyan kaynaklı. Orkestrayla
Peygamberimiz’i anıyor görünmek, O’nu anmak değil O’na hakarettir.
Yangını söndürüyor gözükerek ateşe benzin dökmektir…
Bu sene de yakında Kutlu
Doğum toplantıları olacak. Lütfen uyanık olalım. Peygamberimiz ne
sazla, cazla, dümbelekle, davulla zurnayla anılır, ne de böyle
ibâdet olur.
Sevgili Peygamberimiz’i
tamamen zıddı olan şeylerle anmaya kalkışmak, O’na en büyük
hakarettir.
Dün idrak ettiğimiz
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, saadetler dilerim efendim...
Ali EREN 20 Mart 2008 Vakit |