| |
Ömürleri Ramazan
olmayanların, ahiretleri berbat olur
İslâm âlemi, bu asrın ilk çeyreğinde düşmanları tarafından
açılan savaşlarda mağlup düşerek bütün toprakları mürted ve harbi
müstevliler tarafından işgal edildi. Düşman bununla da yetinmeyip
Müslümanların öz varlığını, mânevî değerlerini tahrip etmek için
korkunç bir kültür savaşı başlattı. Düşmanın hedefi; İslâmî
şahsiyeti İslâmî değerlerden mahrum bırakmaktır. Kendi değerlerine
tutunmadan ayağa kalkmaya çalışanlar, İslâmî şahsiyetleri çökmüş
olanlardır. Bu nedenle Müslüman olarak yıkılışımıza sebep olan
dinamitin fitili, İslâmî şahsiyetin çökmesiyle ateşlenmiştir.
İslâmî şahsiyete sahip
olmak demek, haramlara, günahlara, münkerlere karşı bir ömür sürecek
olan oruca niyetlenmiş olmak demektir. Müslüman ölüme dek günah
orucunu tutan insandır. Oruç, Müslüman’ı tutar, Müslüman da orucu
tutar. Orucun tutmadığı Müslümanı, haram ve günahlar tutar.
Ramazan ayı, hayat
tasavvurlarını Kur’an ile tazeleyenlerin ayıdır. Ramazan ayında
Kur’an hatimlerinin anlamı ve mânâsı budur. Allahû Tealâ buyuruyor:
“O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak
olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an onda
indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa, onda oruç
tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler
sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler,
zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden
dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.”
(Bakara Sûresi, 185)
Ramazan ayı; dünyaya
sahip olmak için değil, şahit olmak için geldiğimizi bize hatırlatan
ve öğreten bir aydır. Ramazan ayı, Kur’an tefsirini Peygamber
(s.a.v)’den öğrenme ayıdır. Ramazan; Rasûlullah (s.a.v)’in
örnekliğinde ve önderliğinde arınma, istikamet ve istikrar kazanma
çaba ve gayretidir.
Ramazan ayında vahiy
inmiştir, Kur’an nazil olmuştur. Kur’an hayata inmezse, hayata amir
olup onu denetlemezse, ömür Ramazan'a dönüşmüş sayılmaz. Ramazan
ayı, Müslümanlar açısında ömrü Müslümanlaştırma ayıdır. Bir ömür
boyu günahlardan, haramlardan kaçınma, günah işlememe orucunun
başlangıcıdır. Ramazan ayında bize yöneltilen arınma ve istikamet
kazanma çağrısına kulak vererek manevi hayatımızı iyi bir gözden
geçirmeliyiz. Tıpkı vücudun zaman zaman topyekûn muayeneden
geçirilmesi gibi manevi dünyamızı adeta bir check-up yapmalıyız.
“Ruhumuzu İslâm’ın güzellikleriyle ne derece süsleyebildik? Bir
Müslüman olarak İslâm’ı ne derece özümseyebildik? İslâm ahlâkını ne
kadar hayata geçirebildik? Ailemiz ve çocuklarımız için üzerimize
düşen görevleri yapabildik mi? Haramlara ve haramzadelerin
iktidarlarına karşı hangi kuvveti hazırladık? Ahiret yolculuğu için
ne kadar hazırlıklıyız? Bugüne kadar bir insan ve bir Müslüman
olarak ne gibi hayırlı işler yapabildik?” gibi sorularla bir
nefis muhasebesi yapmalı, eksikliklerimizi, kusurlarımızı ve
açıklarımızı Ramazan ayı vesilesi ile tamir etmeye ve düzeltmeye
çalışmalıyız. Ruhumuzun adeta yıllık revizyonunu yapmalıyız.
Rasûlullah (s.a.v) buyuruyor:
“Kim ki yalan
söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, Allahû Tealâ o kimsenin
yemesini içmesini bırakmasına hiç kıymet vermez, iltifat buyurmaz”
(Buhari, Savm, 8, Edeb, 51; bak. Ebu Davut, Savm, 25; Tirmizi, Savm,
16; İbn Mace, Sıyam, 21)
Bu hadis-i şerifte bize
öğretilen şey, bir ömrün Ramazan'a dönüştürülmesidir. Yani haramsız,
günahsız bir ömrün inşaa ve imarıdır. Bugün kalblerimizi
yoklamalıyız. Rabbani ölçülerden uzaklaştığımızda bir yanma oluyor
mu? Tevbe bir özlem halinde aranıyor mu? "Rabbimi gücendirdim"
sancısı diye bir şey yaşıyor muyuz? Ve "Günahtan sakınmak"
diye bir meselemiz var mı? "Günahsız bir gün" mutluluğu diye
bir şeyle tanıştık mı? Bize bütün günleri arı - duru ömürler halinde
armağan eden Rabbimize bir arı - duru gün götürebilecek miyiz? Bu
hassasiyeti tebcil ediyor İslâm... Ramazan'ı Rabbimize yeniden
sığınma ve ömrü vahiyle inşaa eylemi olarak tebcil ediyor.
Ahiretteki bayramımızın
garantisi, bu dünyada Ramazan'a dönüşen kendi hayatımızdır.
Günlük hayatınızı herhangi bir günaha bulaşmadan
tamamlarsanız, şükürler olsun bugün ben Peygamberimiz’le birlikte
idim gün boyu, diyebilirsiniz. Çünkü Peygamberimiz de günlük
hayatını günahsız tamamlıyor, günahsız tamamlayan insanlarla
birlikte olacağını da bizlere haber veriyor! Öyle ise ilk meseleniz,
günlük hayatınızı günahlara bulaşmadan tamamlamak olmalı, böylece
gün boyu Peygamberimiz ile birlikte olmayı günün başında
niyetlenerek hedef almalısınız... “Ömrümüzü nasıl Ramazan'a
dönüştürebiliriz?” sualine cevaben deriz ki; kötülüklerimizi
iyiliklerle yakmak suretiyle dönüştürebiliriz. Çünkü oruç ayına
Ramazan isminin veriliş sebebi; günahları salih amellerle
yaktığından dolayıdır. Bir diğer görüşe göre; Ramazan ayında kalpler
âhiret hakkında düşünüp öğüt alma hararetinden dolayı tıpkı kum ve
taşların güneşin ışığından ısınıp yandıkları gibi yandıklarından
dolayı bu adı almıştır. (El-Cami-u Li Ahkâmi’l Kur’an/Kurtubî, C:2,
Sh:291, Beyrut/1965) Ahiretimizin bayram olmasını istiyorsak,
Ramazan ayında yemeden, içmeden kesildiğimiz gibi, ömür boyunca
günah işlememe, harama bulaşmama orucunu da tutmalıyız. Ömrümüz
Ramazan olursa, âhiretimiz bayram olur. Ahirette bayram edenler;
satırdaki âyetlerle sadırdakileri, tohumla toprağı, etle
tırnağı, anayla evladı, bülbülle gülü buluşturur gibi buluşturmayı
gerçekleştirenlerdir. Hayatlarının vahiy tarafından inşaa olunmasına
razı olmayanlar, Kur’an’ın satırlarındaki ayetlere kendi
sadırlarında mezar kazanlardır. Onların ne bu dünyada, ne de öbür
dünyada bayramları olmaz.
Kur’an’a ihanetin olduğu
yerde yas olur ama bayram olmaz. Ramazan, Kur’an’a sadâkatin
tazelendiği, hayatın yeniden Kur’an’a programlandığı, Kur’an
ayetleriyle şekillendirildiği kutsal zaman diliminin adıdır.
Ramazan; vahye göre yaşamanın pratik provasıdır. Günahları
sevaplarla protesto etmenin, veto etmenin adıdır. Hayatlarını
Ramazan'a dönüştürenler, doğrular adına hayatlarından yalanları ve
yanlışları silenlerdir. Hayatlarıyla haramlara, günahlara,
yanlışlara ve yalanlara silgi olanlar, âhiretteki bayrama bilgi
olanlardır. Onların hayatı bize âhiretteki bayramı salık verir.
Gerçek bayram; ferd,
aile, toplum ve devlet seviyesinde Kur’an ayetlerinin gönle, güne ve
gündeme taşındığı gündür. Bu dünyada bunu başarmış olanlar,
gerçekten âhiretlerini bayram edenlerdir. İnsanoğlu Kur’an
karşısındaki duruşu ve tavrıyla âhiretini hem bayram, hem de berbat
edebilir. Kur’an’a çöl kanunu muamelesi yapanlar, âhiretlerini
berbat, ona günlük hayatın direktifler kaynağı muamelesini yapanlar
da âhiretlerini bayram ederler. İşte Ramazan, Kur’an ayetlerini
günlük hayatın direktifi hale getirme ibadetidir. Ramazan ayında
oruç tutmakla beraber günlük hayat direktiflerini Allah’ın ayetleri
yerine Avrupa Birliği’nin kriterlerinden, kul kaynaklı
ideolojilerden, sistemlerden almaktan zevk duyanlar, hiçbir mahzur
görmeyenler, âhiretlerini berbat edenlerdir. Kısacası; ömrü
Ramazan'a dönüştürmek, hayatın her karesini vahiyle buluşturmaktır.
Günahsız geçirdiğimiz her gün Rabbimize kalbi selim ile gittiğimiz
gündür. Ömürleri Ramazan olmayanların âhiretleri bayram değil,
berbat olur.
MUSTAFA ÇELİK 3 Eylül 2008 Vakit |
|