| |
Konya’daki patlama... Dinle beni,
bre laikçi hödük!
Biliyorum ki; sen yine "şeytanın gör dediğini" görecek ve beni "geri
kafalılık"la, "yobazlık"la, "bağnazlık"la, "irticacılık"la ve
"örümcek beyinli" olmakla suçlayıp, susturmaya çalışacaksın!..
Biliyorum ki; "kuş beyinli" olduğun için, "geçmişte olanları" yine
hatırlamayacak ve "aldığın maaşı haketmek" için "Saldır Co" görevini
ifade edecek ve yine bana saldırmaya devam edeceksin!..
Saldır, saldırabildiğin kadar!.. "Diş"lerini göster, "ağzından
salyalar akıt" ve "kulaklarını dikleştir", hiç umurumda değil!..
Havla, havlayabildiğin kadar!.. Ama yorulup da, havlamayı kestiğin
anda, "dikleşmiş kulak"larını bana çevir ve söyleyeceklerimi
dinle!..
Malûm, "17 günahsız küçük kız" ve bir "eğitmen"in can verdiği
"Konya'daki patlama"yı konuşuyoruz... Sen diyorsun ki; "Patlamanın
sebebi, çarpık dindarlık anlayışı"dır!..
Diyorsun ki;
"Neden tedbir alınmadı?.. Neden denetimsiz kurs açıldı?.. Neden
izinsiz işler yaptılar?.. Koruma altında tutulan küçük kızların can
güvenlikleri niye sağlanmadı?"
İLK SORU: NİYE İZİN VERİLMİYOR?
Bu soruları, elbette soralım... Ama, şunu bilelim: O yurt,
"izinli"dir!.. Velev ki, izinli olmasın!.. O zaman, sorulması
gereken ilk soru, şu değil midir;
"Bu ülkede Kur'an eğitimi niye yasak?.. Bale, spor ve yabancı dil
gibi her türlü eğitim/öğretim serbest iken, Kur'an eğitimi almak
niye yasak?..
Çocuklarının Kur'an eğitimi almasını isteyen anne-babalar, niye
kaçak-göçek işler yapmak zorunda kalıyor?.."
Heyy "laikçi" vatandaş;
Sorulması gereken asıl soru bu değil mi?..
Ama sen ne yapıyorsun?..
"Ortada kuyu var, yandan geç" misali, olayın "bam teli"ne
dokunmayıp, etrafında geziniyorsun!..
Erkekçe sorup, desene;
"Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman denilen bu ülkede; Hıristiyan ve
Musevi çocuklar; hiçbir engellemeye ve hiçbir sınırlamaya tabi
olmadan dinlerini öğrenebiliyorlarken; bu hak, Müslüman
çocuklarından niye esirgeniyor?"
Önce bunu sor!.. Bunu sor ki; "izinsiz kurs" veya "kaçak yurt"
meselesini daha sonra konuşalım!..
AZINLIKLARA VAR, MÜSLÜMAN’A YOK!
Ama sen bunu sormazsan, ben sana sorarım: İbrahim Tatlıses'in,
"Şanlıurfa'da Oxford vardı da biz mi okumadık?" demesi gibi;
Türkiye'de "Kur'an kursu serbest"tir de, Müslümanlar mı "kaçağa"
yöneliyor?!?..
Heyy "laikçi" vatandaş;
Sen de gayet iyi biliyorsun ki; bu ülkedeki bütün "kanun" ve
"yönetmelik" gibi düzenlemeler "azınlıkların haklarını korumaya"
yöneliktir!..
"Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" denilen bu ülkede yaşayan insanların
"azınlıklar kadar hakları yok"tur!..
Evet, yoktur!..
"Halkı Müslüman" bu ülkede; Museviler için "Cumartesi" günleri,
Hıristiyanlar için "Pazar" günleri "tatil"dir ve onlar
"havra"larına, "kilise"lerine rahatlıkla gidip "ibadet"lerini
yaparlar da, "işçi" veya "memur" olan bir Müslüman, elini-kolunu
sallaya sallaya "Cuma Namazı"na gidemez?..
Niye gidemez?..
Çünkü, "Cuma günü tatil değil"dir!..
Evet evet;
Musevi için Cumartesi, Hıristiyan için Pazar günleri tatildir ama,
Müslümana Cuma günleri tatil olmadığı için; "işçi" veya "memur" olan
bir Müslüman, "şef, amir, müdür veya patron"un önünde iki büklüm
eğilip, "Cuma Namazı için izin istemek" mecburiyetindedir!..
Verirlerse, ne âlâ!..
Vermezlerse, "Cuma Namazı"na gidemezler!..
Hele söyle bana "laikçi" vatandaş;
"Halkı Müslüman bir ülke"de, bir Müslüman'ın "namaz izni" istemek
gibi "şapşalca bir uygulama"ya boyun eğmek zorunda kalması, abesle
iştigal değil midir?
27 MAYIS, ÖYLE BİR İHTİLÂL Kİ!
Gel, otur dizimin dibine... Otur da, sana biraz "tarih" biraz da
"insanlık dersi" vereyim!..
Hani, geçenlerde aktarmıştım ya... Hani, "1961 Anayasa'sının nasıl
ve hangi şartlarda kabul edildiği"ni Kurmay Albay Talat Aydemir
şöyle anlatıyordu ya;
"Giresun'da Garnizon kumandanıyken, jandarmaya, vatandaşların
göğüslerinde sigara söndürterek zorla kabul ettirdiğim Anayasa'yı
ihlal ettiğim iddiasıyla yargılanıyorum!"
"Vatandaşların göğüslerinde sigara söndürülerek, zorla kabul
ettirilen" 1961 Anayasası için, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan,
hâlâ; "Halkın coşkuyla karşıladığı bir devrim!!!" ifadesini
kullanıyordu ya...
Hepsi bir yana da;
"Kanlı 27 Mayıs ihtilâli"ni yapıp, "bu milletin seçtiği Başbakan ve
iki bakanını idam edenler" daha başka ne yaptılar biliyor musun?..
Tek cümleyle ifade ediyorum;
"Musevi çocuklarının, hem de sinagoglarda dinî eğitim almalarını
serbest bıraktılar!"
Evet, evet;
"Müslümanların çocukları"nın Kur'an eğitimi almasına "yaş
sınırlaması" getiren zihniyet, "Musevi çocukları"nın önünü açtı!..
29 HAZİRAN 1960 TARİHLİ BELGE
Nasıl mı?.. Al sana belge:
Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu; bundan 48 yıl önce,
yani 21 Haziran 1960 tarihinde "17 sayılı" bir karar almış...
"Musevi çocukların dinî eğitimine izin" verilen bu karar, 29 Haziran
1960 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmış!..
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından da "uygun" bulunup onaylanan
"karar" aynen şöyle:
"İlkokullara devam eden Musevi çocuklarına; okul programları ve
kanunen okula devam mecburiyeti işi aksattırılmamak şartıyla,
sinagoglarda değişik müfredata göre din dersleri verilmesi hususu
Vekâlet Yüksek Makamı'nın tasvibine arz olundu."
Haa, unutmadan hatırlatayım:
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından, altına "uygundur" imzası
atılan yukarıdaki karar, "Hahambaşılığın 2 Şubat 1960 tarihli ve
34-M-28 sayılı talebi üzerine" alınmış, iyi mi?.. Ve bu karar, halen
"yürürlükte"dir!..
Anladın mı aslanım?..
Gördün mü "zihniyeti?"
"Vay beee!" diyecek misin şimdi;
"Vay beee!.. 27 Mayıs darbesi, Musevîlerin Tevrat'ını serbest
bırakmış, 28 Şubat darbesi de Müslümanların Kur'an öğrenmesini
yasaklamış!!!"
Heyy laikçi hödük;
Şimdi anladın mı, "Konya'daki patlama"nın altında yatan sebepleri?..
Bu ülkenin "yüzde 99'luk dilimi" içinde yer alan "Müslüman"ların
niye "izinsiz" iş yapmak zorunda kaldıklarını, şimdi kavradın mı?..
"Kur'an öğrenmek bir ihtiyaç" ise ve bu ihtiyacın önü "laikçi
zorbalar" tarafından kesilmiş ise, ne yapacak bu insanlar?..
"Teslim" mi olacaklar,
Yoksa "ölümüne" direnecekler mi?..
Hele de;
Kendisinin "çoğunluk" olduğu bir ülkede, "azınlıklar kadar bile
hakkı yok"sa ve "parya" muamelesi görüyorsa!!!
NİYE İPRAGAZ’A YÜKLENMİYORSUN?
Bak aslanım!.. Sen, "Sadist bir laikçi" olabilirsin!.. "Postal
yalayıcısı" olmaktan zevk alıyor da olabilirsin... "Salman
Rüşdi"liğe, "Turan Dursun"luğa veya "M. İlmiye Çığ"lığa da
soyunabilirsin!..
Ama, "başkalığa" soyunmadan önce, "aklını kuşansan" iyi olur gibime
geliyor!..
Çünkü, omzunun üzerinde "fıçı" büyüklüğünde bir "kafa" var ama,
içinde "akıl" ve "mantık" yok!
Eğer birazcık aklın ve mantığın olsaydı; herhangi bir binanın
"çökme"sinden dolayı; "binanın kaçak olup olmadığını" değil, ilk
önce "çökme sebebi"ni sorgular ve İpragaz'ı karşına alıp, şu
soruları sorardın:
- Söz konusu patlama öncesinde, ortamda büyük oranda gaz kokusu
alınmasına rağmen gaz neden kesilmemiştir?
- Yurt binasına tank kurulumu yapılırken, ‘gaz kaçağı algılama alarm
cihazı’ takıldı mı?
- Takıldıysa, olay esnasında neden ‘gaz algılayıcı sensörler’
devreye girmedi?.. Yoksa bu cihaz takılmadı mı?..
- Valf, gazı neden kesmedi?
- Tankın yıllık periyodik kontrolleri ve bakımı yapıldı mı?
Evet kendin "hödük", aklın "güdük" olmasaydı bu soruları sorar ve
İpragaz firmasının, "sırf 300-500 YTL daha kâr elde edebilme
hırsı"yla bir "facia"ya yol açtığını görürdün!..
Ama sen hem kör, hem de önyargılısın!..
ASKERİ LOJMANLAR DA MI KAÇAKTI?
Eğer "önyargılı" olmasaydın, "gaz sıkışması"ndan kaynaklanan "tek
patlama"nın Konya'da meydana gelmediğini, benzeri bir olayın 11
Aralık 2006 tarihinde "Diyarbakır'daki askerî lojmanlar"da da
meydana geldiğini hatırlardın!..
Bre gafil laikçi... Gir arşive de, 12 Aralık 2006 tarihli
Hürriyet'te yer alan "Bomba değil, kazan" başlıklı haberi oku!..
Bak, ne yazıyor o haberde;
"Diyarbakır'ın Ofis semtindeki 7. Kolordu'ya ait lojmanlardaki
Şahinkaya Apartmanı'nda kalorifer kazanının patlaması sonucu, 4'ü
çocuk 7 kişi hayatını kaybetti.
Enkazdan 8 kişi yaralı çıkarıldı, 1 kişiyi arama çalışmaları
sürüyor. Subaylar ve öğrencilerin patlamadan yarım saat önce
servislerle binadan ayrılması, facianın büyümesini önledi.
Şiddetli patlamada 5 katlı, 10 daireli binanın bir bloktan oluşan 5
dairesi yerle bir oldu. Binanın ön yüzündeki mutfak bölümleri çöken
duvarlar nedeniyle tümüyle açıkta kaldı.
Mutfaklardaki tencereler, su bidonları, tabaklar olduğu gibi
göründü.
Enkazda yapılan ilk incelemelerde kalorifer kazanının su
sirkülasyonunu sağlayan devridaim vanasının kapalı olduğu
belirlendi. Kazandan kalorifer peteklerine giden suyun
sirkülasyonunu sağlayan vananın açılmaması nedeniyle, aşırı derecede
ısınan suyun, buhar basıncı ile kazanı patlattığı anlaşıldı. Kazanın
daha önce de birkaç defa arıza yaptığı ve onarıma alındığı, son
onarımın da önceki akşam yapıldığı belirtildi."
Demek ki, neymiş?..
Bu tür "ihmal"ler veya ihmalden kaynaklanan "kaza"lar sadece
"kaçak(!) öğrenci yurtları"nda değil, "askerî lojman"larda da
olabiliyormuş!..
Ama senin gözlerin "kör" ve beynin "önyargılı" olduğundan sadece
Konya'yı görüyorsun!..
"Müslüman"lara karşı ağzına geleni söyledin, beyninin içindeki bütün
kin ve öfkeyi kustun ama "askerî lojmanlardaki kaza" için ağzını
bile açmamış, o zaman "dut yemiş bülbül"e dönmüştün!..
Eee, ne de olsa, sen "postal yalama"yı seversin!..
GÜVENLİK, İPRAGAZ’IN İŞİ DEĞİL Mİ?
Hele şimdi söyle bana;
Askerî lojmanda, "bomba gibi patlayan kazan"ın bulunduğu binada da
mı "can güvenliği" sağlanmamıştı?.. O binada da mı, "barınma
koşulları" yerine getirilmemişti?.. Orada da mı "doğru dürüst hiçbir
önlem" alınmamıştı?!?..
Elbette hayır!..
"İnsan eli" değen her yerde bu tür "kaza"lar olabilir!.. Ama bu
kazalardan yola çıkıp, "laiklik histerisi"ne kapılan "hödük"leri
görünce, kendimi tutamıyorum işte!..
"Kendisi hödük, aklı güdük" bu laikçi vatandaş diyor ki;
"Senin sorumsuzluğuna, vurdumduymazlığına, ahlaksızlığına, çarpık
kader anlayışına da şiddetle karşı çıkacağım elbet."
Ulan laikçi düdük;
"Sorumsuz" kimdir?.. "Vurdumduymaz" olan kimdir?.. "300-500 YTL'ye
tamah eden" kimdir?..
O yurdun yöneticileri "teknik detay"ları ne bilir?.. "Valf" takılmış
mı, "gaz alarmı" var mı, nereden bilsinler?..
Onu yapması gereken, "gaz tankı"nı oraya monte eden "İpragaz
firması" değil mi?.. Onlar "300-500 YTL'ye tamah" edip de o
cihazları takmadılar ve "patlama"ya zemin hazırladılarsa, "yurt
yöneticileri" ne yapsın?!?..
Hani, neredeyse, "iyi ki patlama olmuş" diyesi geliyor insanın!..
Eğer "patlama" olmasaydı var ya; "tanktan sızan gaz" bütün odalara
yayılacak ve Allah bilir ya, "yurttaki herkesin gazdan zehirlenip
ölmesine" yol açacaktı!.. O zaman "şehit" sayısı 18 değil, belki de
40-50 olacaktı!..
Daha beterinden Allah korudu!..
Ama; "din"le, "İslâm"la bütün bağlarını koparan ve bütün mesaisini
"Müslümanlarla mücadele"ye ayıran "laikçi düdük"ler bunları
düşünmez!..
Çünkü düşünecek "beyin"leri, mantık yürütecek "akıl"ları yoktur!..
Onun içindir ya;
"İslâm akıl dinidir!"
Aklı olmayana sorgu-sual yoktur!
Tamam mı, "laikçi hödük"
Önce bunları konuşmaya ne dersin?!?..
=====================
Sağım-solum, önüm-arkam yasak!
Ne yapsın bu "Müslüman"lar?.. "Kur'an Kursu" veya "öğrenci yurdu"
açmak istediklerinde "olmaz" diyorlar; "12 yaşından küçük çocukların
Kur'an Kursu’na gitmesi yasak!"
Çocuklarının "Kur'an öğrenme ihtiyacı"nı herhangi bir şekilde yerine
getirdiklerinde de, "yaygara"yı basıp, "höykürme"ye başlıyorlar:
“Yasağı dinlemediler!"
Dünkü Vakit'te yer alan haberi okumuşsunuzdur, şöyleydi:
"Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün başarılı öğrenciler için her
yıl düzenlediği ‘Gençlik Kampı’nda bu yıl büyük bir skandala imza
atıldı. Gümüşhane Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan 16 yaşındaki Havva Y.
ile Sultan Ç. adlı kız çocukları, başörtülü oldukları gerekçesiyle
İzmir Çeşme'de gerçekleştirilen kampa alınmadı."
Bu çocukların aileleri ne yapsın şimdi?..
Çoluk-çocuklarını alıp, bir deniz kenarında "kamp" kursalar,
"yaygara" hazır: "Sahilleri şeriatçılar işgal etti!"
Be adamlar, ne yapsın bu insanlar?
"Sağım-solum, önüm-arkam yasak!" ise, ne yapsınlar?..
Çare yok; ya "yasak"ları kaldırın, ya da "zırlama"yı kesin!..
HASAN KARAKAYA 5 Ağustos 2008 Vakit |
|