|
Ve bir söz de İslamcılara!..
Büyük
Ortadoğu Projesi her alanda dökülüyor. Askeri projeler başarısız
oldu. Demokrasi paketleri ve model ülke arayışları başarısız oldu.
Silahsızlandırma çalışmaları ters tepki verdi. Devletler
zayıflatıldı ama ABD'nin karşısına çok daha zor düşmanlar çıktı,
çıkıyor. Büyük Ortadoğu coğrafyasında ABD'nin hiçbir kredisi
kalmadı. Bu krediye dayanan iktidarlar, geniş kitlelerin tarafından
yalnız bırakılıyor.
Irak'ta başarısız oldular. Ülke
bölünse ve iç savaş yaşansa da, ekonomik, siyasi ve askeri açıdan
bir ABD başarısı görmek neredeyse imkansız. Başarısızlık artık resmi
ifadelerle teyid ediliyor. Direnişi kıramadılar. Dahası giderek güç
kazanmasının önüne geçemediler. Son olarak Kadiri tarikatı toptan
direnişe katılma kararı aldı. Dünya genelinde sufileri yanına çekmek
için “Sufi Müslüman Konseyi” kurdular, neoconlarla bazı tarikatler
arasında güçlü ilişkiler tesis etmeye çalıştılar, Türkiye'de de iyi
bilinen bazı isimler üzerinden bu projeyi İslam dünyasına
pazarladılar. Ama başarısız oldular.
Lübnan'da da başarısız oldu ABD.
Yoğun saldırılara, suikastlere, entrikalara, bombalı saldırılara ve
“renkli devrim” panayırlarına kadar denenmedik yol kalmadı. Sonuç
bir hiç.
İran ve Suriye'ye yönelik baskı ve
tecrit süreci başarısız oldu. Dahası, İran krizi dünyayı iki ayrı
kampa ayırdı. Krizden şu ana kadar Tahran yararlandı. Daha güçlendi,
etkinlik alanını genişletti, ABD'ye karşı kartlarını güçlendirdi,
ABD karşısında küresel blok oluşturmayı başardı.
Bu yazının konusu olan Afganistan,
yepyeni bir başarısızlık anıtı olarak öne çıkıyor şimdi. 11
Eylül'den hemen sonra saldırıya uğrayan, Taliban ve El Kaide
nedeniyle dünyanın alkışları ve kitlesel kıyımlar arasında işgal
edilen, “terörle mücadele”nin en güçlü kalesi haline getirilen,
gizli işkence merkezlerinin ilk modellerine ev sahipliği yapan,
masum insanların kanı üzerinden bir demokrasi abidesi olarak dünyaya
sunulan Afganistan'da her şey ABD ve müttefiklerinin aleyhine
gelişiyor.
Irak'ta ABD kaybediyor,
Afganistan'da NATO ve Avrupa ülkeleri. Son aylarda tırmanan direniş,
hem ABD'yi korkutuyor hem de NATO'yu çok ciddi bir başarısızlık
sınavına tâbi tutuyor. ABD ve NATO'nun işgali altındaki ülkenin
başkentinde kurulan ve diğer hedef ülkelere model olarak gösterilen
kukla yönetimin, ABD ve NATO'nun askeri desteğine rağmen Kabil
dışında hiçbir etkinliği yoktu. Askeri karargahların dışında
Afganistan'ı kontrol edemiyorlardı. Şimdi ise, ABD, Hamid Karzai
yönetimi ve NATO güçlerine karşı çok şiddetli bir mücadele başladı.
Sovyetler'e karşı verilen direnişin bir benzeri. Ama bu sefer,
geleneksel Afgan taktiklerinin yanında Irak'taki gerilla savaşının
örneklerini de görüyoruz. Her ne kadar kabul edilmese de
öngörülemeyen bir direniş dalgası bu.
NATO Operasyonlar Komutanı James
Jones, ittifakın bir sürprizle karşı karşıya olduğunu söylerken
Afganistan'daki İngiliz komutanlar ise, direnişin yoğunluk ve şiddet
bakımından Irak'tan daha şiddetli olduğunu söylüyor.
Afganistan; 100 bin Sovyet
askerine ve onun kontrolündeki Afgan ordusuna, Sovyet komandolarına
karşı verdiği mücadeleyi şimdi ABD ve müttefiklerine karşı
başlatıyor. Ülkedeki 20 bin ABD askeri, hemen bir o kadar NATO
askeri, 42 bin Afganistan askeri, direniş karşısında çaresiz. Sadece
ağır silahlar ve hava saldırılarıyla ölçüsüz saldırılar düzenliyor,
çok sayıda sivilin ölümüne neden oluyorlar. Ama giderek yayılan
direniş karşısında daha fazla asker istemekte başka yapacak hiçbir
şeyleri yok. Nitekim bu çağrıya, Türkiye, Fransa, Almanya ve İtalya
olumsuz cevap verdi. Olumsuz bakışın nedeni asker sıkıntısı değil,
Afganistan'da bambaşka bir gerçeğin ortaya çıkması ve hiçbir ülkenin
bu gerçekle yüzleşmek istememesi.
Pakistan Taliban'la anlaşma yapmak
zorunda kaldı. Afganistan'da Pakistan istihbaratının etkisi yeniden
yayılıyor. Devlet Başkanı Perviz Müşerref'in son ABD ziyareti,
Pakistan liderinin siyasi geleceğinin o kadar da güvende olmadığını,
ABD-Pakistan ilişkilerinin o kadar da yolunda gitmediğini, kayıtsız
şartsız teslimiyetin Pakistan içinde ciddi sıkıntılara neden
olduğunu, ülkenin siyasi bütünlüğünün tehdit altında olduğunu ayyuka
çıkardı.
ABD Temsilciler Meclisi çoğunluk
lideri Bill Frist, Afganistan ziyareti sonrası özetle şunu söyledi:
“Gerillalar askeri olarak kesinlikle yenilgiye uğratılamaz. Bu
nedenle bir an önce kendilerini Taliban olarak tanımlayan insanları
iktidara getirmek gerekiyor.”
Büyük Ortadoğu Projesi yepyeni bir
aşamaya girdi. Artık yerel direnişin gücünü göreceğiz. ABD ve proje
ortakları bundan sonra her cephede son derece sert bir direnişle
yüzleşecek.
Ve bir söz de İslamcılara!..
Afganistan'da ABD değil de Rusya
ya da Çin olsaydı böyle susar mıydınız! Taliban dediniz, El Kaide
dediniz. Bir ülke işgalini içinize sindirdiniz. Hâlâ susuyorsunuz.
Bugünkü direniş Rusya ya da başka bir ülkeye karşı olsaydı ayağa
kalkmayacak mıydınız? Peki şimdi neden susuyorsunuz! Zihinlerimizi
yoklayalım. Aslında neye inandığımıza ibretle bakalım!...
İbrahim Karagül 4 Ekim 2006 Yeni Şafak |