|
Türkiye-Hizbullah Askeri İşbirliği Anlaşması
imzalansın!
İsrailli
pilotların Türkiye semalarında eğitilmesini sineye çeken
hükümetimiz, Lübnan’a insani yardım ile vicdanını rahatlatıyor...
Rahatlatabiliyor mu?
Kana’nın
çocuklarını hunharca katleden o İsrailli pilotların Türkiye’de
eğitilmiş olduğunu bile bile rahat uyku uyuyabiliyor mu
idarecilerimiz?
Meclis’teki
İsrail Dostluk Grubu’na kaydolan sayısız Ak Parti milletvekili,
İsrail’e verdikleri bu inanılmaz desteğin Filistin ve Lübnan’da
yaşanan mezalimde pay sahibi olduğunu bile bile aynaya bakabiliyor
mu?
Hiç
utanmıyorlar mı?
A, evet,
birçoğu İsrail Dostluk Grubu’ndan istifa etti…
“İsrail’in
zulmünü protesto ediyoruz” dediler, sağ olsunlar.
Sağ olsunlar,
ama bu zulüm yeni değil ki.
Onlar o gruba
girerken de zalimdi İsrail.
O zaman da
çocukları öldürüyordu.
Yeni mi
uyandılar?
Uyandılar mı
gerçekten?
Uyandılarsa,
İsrail Dostluk Grubu’ndan ayrılmakla yetinmesinler, derhal İsrail
Düşmanlık Grubu kursunlar!
İsrail’e
karşı yiğitçe, erkekçe, delikanlıca bayrak açsınlar. Ve hükümetin de
bayrak açması için gayret sarf etsinler.
Desinler ki:
“Sayın Başbakan, Sayın Dışişleri Bakanı! Bu toprakların tapusu bizde
diyoruz, ama dünyanın öbür ucundaki Chavez kadar sahip çıkmıyoruz bu
toprakların istiklal davasına, işgalcilere doğru dürüst tavır
almıyoruz, Telaviv’deki büyükelçimizi geri çekmeye bile
yanaşmıyoruz, kurtuluş savaşçılarına mesafeli duruyoruz,
emperyalizmin er veya geç Türkiye’yi parçalamaya kalkışacağını bile
bile yerimizde oturuyoruz, böyle bölge siyaseti olmaz, böyle Türkiye
olmaz, çocuk katili İsrail’le diplomatik ilişkilerimizi derhal
keselim ve bütün ikili anlaşmaları çöpe atalım, soylu bir mücadeleye
atılalım Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…”
Evet; Sayın
Başbakan, Sayın Dışişleri Bakanı!
Bırakın bu
denge siyasetini, dengesi mengesi kalmadı dünyanın!
Açıkça ve
fiilen isyan edin masum çocukların kanıyla beslenen bu kahpe dünya
düzenine!
Filistinli ve
Lübnanlı kurtuluş savaşçılarıyla safları sıklaştırın, İran’la
safları sıklaştırın, Cezayir’le safları sıklaştırın, Venezüella ile
safları sıklaştırın, Suriye ile bütünleşme sürecini yeniden
hızlandırın!
Mevcut dünya
düzeni çatırdıyor, Amerika ve İsrail marjinalleşiyor, yeni bir dünya
kuruluyor; bu süreci hızlandırın!
Bütün
riskleri göze alarak soylu bir mücadeleye atılın.
Risk…
Mesela
ambargo…
Öpüp
başınızın üstüne koyun ambargoyu!
İran’ın
ambargo sayesinde şahlandığını unutmayın!
İran yapımı
uzun menzilli füzeler, İran yapımı uçaklar, İran yapımı hücum
botları, İran’ın nükleer enerjisi, İran’ın dik duruşu, İran’ın
karizması, İran’ın caydırıcı gücü hep ambargoyla gelen nimetler.
Türkiye’nin
imkânları İran’dan daha çok ve daha büyük; Amerikan-İsrail ambargosu
özkaynaklarımızı bütün haşmetiyle harekete geçirecektir, sanayimizi
kuvvetlendirecektir, tarımımızı tabiileştirecektir, ekonomimizi
sahicileştirecektir, birlik ve beraberliğimizi pekiştirecektir, para
/ futbol / seks / şiddet bataklığına saplanan insanlarımızı bu
bataklıktan çıkarıp kirlerinden arındıracaktır, bizi biz yapan
değerleri ihya edecektir, bizi yeniden Nizam-ı Alem davasına
kazandıracaktır, bizi yeniden soylu ve yeniden özgür kılacaktır.
Emperyalistlere meydan okumak bize zincirlerimizden başka bir şey
kaybettirmez, ama bize şan ve şeref kazandırır.
Allah
korkusundan başka bütün korkuları aşalım, ambargo ve askeri müdahale
dahil bütün riskleri göze alarak uluslararası bir devrimin
liderliğine soyunalım.
Korkmayalım;
cân-ı gönülden Allah dediğimiz takdirde dünyanın bütün şeytanları
başımıza toplansalar bize zarar veremezler.
Evet, en kötü
ihtimal -emperyalistlerin bir punduna getirip Türkiye’ye
saldırabilecekleri ihtimali- bile zannedildiği kadar korkunç değil.
Bir avuç
Hizbullah savaşçısıyla baş edemeyen İsrail ve ağa babası Amerika,
koca Türk ordusuyla baş edebilir mi?
Yeri
gelmişken: Şu Türkiye-İsrail Askeri İşbirliği Anlaşması derhal iptal
edilsin ve onun yerine Türkiye-Hizbullah Askeri İşbirliği Anlaşması
imzalansın!
Hakan Albayrak 21 Ağustos 2006 Milli Gazete
halbayrak@yahoo.com |