|
|
S.O.S., durum kritik!
Bana sorarsanız, İsrail’in
Mescid-i Aksa’ya yönelik son saldırıları, bölgede önü alınamaz
olayların gelişmesine sebeb olacak gibi.. Eğer korkulan olursa bu
günümüzü ararız..
Ne Sünnileri, ne de Şiileri tutabilirsiniz o zaman.. Herkes El
Kaideci olur!
Mescid-i Aksa’yı kaybedersek, sıra Mekke ve Medine’ye gelir.. Suudilerin
Filistin konusunda ilgilerinin arkasında yatan gerçek bu.. ABD, El
Kaide bahanesi ile bu planlar için Somali’yi bir sıçrama tahtası
olarak kullanmak istiyor..
El Kaide’nin Suudi Arabistan’da geniş çaplı bir saldırıya hazırladığını
haberleri de boşuna değil.. ABD sanki El Kaide sempatizanlarını
provoke etmek ister gibi. Hem onları kışkırtmak, sonra da ortaya
çıkartıp bastırmak istiyor.. Bir yanda da mezhebi ve etnik
ihtilafları çatışmaya dönüştürerek Müslümanların rüzgarını kesmeye
çalışıyor..
Bu arada İran’dan da, ABD’nin İran’a yönelik tehditlerine karşı sert bir
uyarı geldi.. “Saldırıya uğrarsak ABD'yi vururuz” diyen Ayetullah
Ali Hamaney, gerekirse ABD hedeflerini vuracaklarını söyledi. İran
nükleer programı sebebi ile ABD ve Kudüs, Filistin, Lübnan sorunu
çerçevesinde İsrail’le çatışma riski taşıyan bir ülke..
Aslında Şii-Sünni ihtilafı, gündemin ilk maddesine oturacak gibi. Kürt
sorunu, Türkiye, Irak, İran üçgeninde odaklanan bir sorun. Şii
konusu tüm İran’ı, Suriye’yi, bir yönü ile Türkiye’yi, Lübnan’ı,
Körfez Ülkelerini, Suudi Arabistan’ı, hatta Afganistan’ı,
Pakistan’ı, Azerbaycan’ı da içine alan bir sorun.. Hem Kudüs’te hem
Irak’ta, hem Körfez’de, hem İran ve Afganistan arasında sorun
çıkartabilir.. Hatta İran Şiası bu süreçte, Huzistan üzerinden Irak
ve öteki Arap Şiası ile de ayrışabilir. En azından ABD’nin umudu bu.
İran Şiası Arap Şiası ile ayrışırken Arapları de tekrar kendi
arasında Şii-Sünni olarak ayrıştıracak.. Yine ABD’nin üzerinde
yoğunlaşmaya çalıştığı bir diğer Şii topluluğu Azeriler.. Azad
Azarbeycan hareketi, Şia konusunda bir Türki boyut ekleyecek..
Türkiye’yi Azeriler üzerinden sürece müdahil etmeye çalışacak gibi.
Düşünebiliyor musunuz, tam da böyle bir zamanda İsrail Başbakanı
Türkiye’ye geliyor. Al başına belayı!. Son El Kaide operasyonu bu
konu ile ilgili de olabilir.. Birtakım anti Amerikancı, anti
siyonist, sempatizan grublar hedef seçilerek, aslında belki de ABD
ve İsrail’in beklentilerine cevap verilmek isteniyor olabilir.. Bu
operasyonlarda ABD, İngiliz ve İsrail istihbaratının bilgi aktarması
da sözkonusu olabilir..
İsrail yönetiminin Türkiye ziyareti öncesi Kudüs’e yönelik kışkırtıcı
eylemleri, Ankara’yı test etme amacı güdüyor da olabilir..
Kuzey Irak ve PKK sorunu çerçevesinde Ankara’nın ABD’den beklentilerinin
Dışişleri ve Genelkurmay seviyesinde dile getirildiği bir zamanda,
üstelik Ermeni soykırımı yasasının gündemde olduğu, Ankara’nın
Yahudi lobisinin desteğini istediği bir dönemde, Ankara’nın İsrail’e
karşı sesini yükseltmesi kolay olmayacaktır..
ABD’nin Ankara’ya karşı tavrı bana kalırsa oyalayıcı ve alaycı. Öyle
“mahcup” falan oldukları da yok. Kuzey Irak'taki Süleymaniye
kentinde görev yapan 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek iki
ülke arasındaki ilişkilerde kötü bir iz bırakan ABD’nin "çuvalcı
albayı" William Mayville, önce terfi ettirildi. Şimdi de Türkiye'nin
de bağlı olduğu “NATO Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’ne
yönetici atandı. Bu tutumları, genel olarak zihniyetlerini
göstermesi bakımından önemli.
Filistinli gruplar, Mescid-i Aksa’da yıkıma başlayan İsrail güçlerine
karşı direniş çağrısında bulundu. Grubun sözcüsü Zahi Nugaydat, El
Aksa’yı korumak için “Bütün Arap ve Müslümanların İslâm dünyası için
çok önemli olan bu caminin korunması için düzenlenen direnişi
desteklemelerini istiyoruz” dedi. Kudüs Müftüsü Muhammed Hüseyin’in
Arap ve İslâm ülkeleri liderlerini, ilgili devlet ve hükümet
başkanlarını ve özellikle de UNESCO’yu İsrail’in kazı çalışmalarını
durdurmak için harekete geçmeye çağırdı. Uluslararası İslâm Âlimleri
Birliği de bütün Müslümanları bu direnişe katılmaları yönünde
çağrıda bulundu. Yayımlanan bildiride “El-Aksa’ya verilecek herhangi
küçücük bir zarar bile İslâm Dünyası’nı ayağa kaldıracak ufacık bir
kıvılcıma neden olur” denildi. Birlik, düzenlenen Arap Zirvesi’nde
İKÖ, BM ve AB’nin, İsrail’in bu saldırılarına ve yıkımlarına bir son
vermesi için müdahale etmeleri gerektiğini vurguladı. Ürdün Kralı
II. Abdullah ve Fas Kralı 6. Muhammed de Kudüs’ün İslâmi kimliğine
sürülmüş bir leke olduğunu söyledi. Şeyh Seyyid Muhammed Tantavi dün
dünyadaki Müslümanları El-Aksa’yı korumaya çağırdı.
Eğer Mescid-i Aksa ya da İsra’nın gerçekleştiği mekan üzerine kurulu Ömer
Mescidi yıkılırsa, bu Müslümanların onurlarının ayaklar altına
alınması demektir.. Mescid-i Aksa’dan sonra Mekke ve Medine
tartışılmaya başlayacaktır.. İslâm’a ve Müslümanlara karşı böyle bir
tehdide karşı İslâm dünyasının vereceği cevap açık ve nettir:
Küresel bir intifada.
ABD ve İsrail’in en büyük umudu ve bizim için en büyük tehdit Müslümanlar
arasındaki mezhebi, etnik, ideolojik ve politik tefrikalar olarak
önümüze çıkmaktadır..
Herkesi uyarıyorum. Bölgeyi yakacak bu ateş, sadece dindarları değil, bu
coğrafyada yaşayan sağcı, solcu, liberal, ateist herkesi yakabilir.
“İman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden gerçekten iman
etmiş sayılmazsınız.” “Bir topluluğa olan düşmanlığınız sizi onlar
hakkında adaletsizliğie sevk etmemeli.”
Selâm ve dua ile.
ABDURRAHMAN DİLİPAK 10 Şubat 2007
|
|