|
Rahmet ve selâm
Gündemi, "gayrimüslime
dua edilir mi, selâm verilir mi?" soruları aldı. Bu mesele
Müslümanların meselesidir. İslâmı yaşamamış, inanır görünenlerin
meselesi değildir. Ölüm anında hatırlayanların, inancı hafif
gösterme gayretinde olanların meselesi içine girmez, ama soranlar da
onlar.
Sebepleri belli, niyetleri
bellidir. İnananların iman köküne şüphe düşürmektir.
Yaşadıkları hayatı dinin
içine sokmak, ‘ben de Müslümanım’ demek içindir.
Dinimizin değişmez kuralları
vardır: Kur'an ve sünnet. Müslümanın hayatı bunlarla şekillenir.
İmanı; bununla ispat edilir.
Bu iki kaynağa göre,
gayrimüslime rahmet dilemek ve dua etmek yoktur. Dua ve rahmet
dilenmeyeceğine örnek çoktur. En güzel örneği de, Abdulmuttalib'in
ölümü ile şekillenir.
Allah'ın Resulü (sav)'ın,
Abdulmuttalib'e, "Sen iman etmesen de sana rahmet dileyeceğim"
isteğine;
"Allah'a inanmayana sen
rahmet edemezsin"
ikazında kendini bulur, kâfire dua edilmeyeceğini beyan eder.
Selâm meselesine gelince;
İslâmî bir selâm, Müslümanlara bir alemdir. Rahmet vesilesi bir
duadır. Kardeşini Allah'ın rahmetine çağırmadır, berekettir,
şefkattir, muhabbettir. Müslümanla gayrimüslimi ayıran işarettir.
Müslüman gayrimüslime, Müslümanca selâm veremez.
Aradaki ilişkiler içinde
yapılırsa, sadece onların verdiğine karşılık “Vealeykümselâm”
denilir. "Bu size de" kelimesi, gayrimüslimin niyetine göre
bir cevaptır. İyiyi istiyorsa onlara da iyilikle cevap vermedir.
Kötüyü de istiyorsa; onlara
göre selâmda "size de" diyerek karşılık vermektir.
Dinimiz, rahmet ve merhamet
üzerine kurulmuştur. Bütün insanların rahmet üzere olmasını ister.
Onlar kötülük düşünürlerse, kötülüklerine cevap da kendi dillerince
olur.
İslâm hiçbir insana kötülük
düşünmez, kötü düşünenlere de merhametle bakar. Bir örnekle bunu
delillendirelim.
Allah Resulü'nün, ashabı ile
beraber olduğu zamanda bir cenaze geçer. Allah'ın Resulü hemen ayağa
kalkar. Ashabın;
"Ya Resulallah, o bir
gayrimüslim cenazesidir"
demelerine Allah Resulü’nün cevabı şöyledir; "O, insan değil mi?"
Bu hadiseler, Müslümanın
hakim olduğu devirlere örnektir. Müslümanın gayrimüslim idareler
altında iken takınacağı meselelerdir. Her halükârda Müslüman,
inancının duruşundadır. Allah ve Resulü'nün emrindedir.
Bugünkü hayatımızda din
yoktur. İdare şekli inkarcıık üzerine kuruludur. Yaşayanları dindar
değildir. Yeni şekli ile hümanisttir, insancıldır, ama inancı kabul
etmez. İnanır görünse de her fırsatta inancı ve Müslümanları
irdelemektedir.
Her dine inanır, ama hiçbir
dinde değildir. Her ölünün arkasından gider de kendi gideceği yeri
düşünmez.
Unutulmaması gereken bir şey
var: İnananların da inanmayanların da bu toprağın altına gireceği,
ölüm denen gerçeği göreceğidir.
Bu gerçeğe inanmayan,
Allah'ın hesabını düşünmeyenlere, bütün insanlık dua etse de faydası
yoktur. Orada, imanı ile baş başadır, inancı ile yüz yüzedir.
Deriz ki; ölmeden önce
öleceğini, yaşanan hayatın sonsuz olmadığını değerlendirirsen;
rahmetin ve selâmın o zaman faydası vardır, yoksa gökkubbeyi başına
geçirsen de faydası yoktur.
Duran KÖMÜRCÜ 5 Şubat 2007 Vakit |