|
|
Papa’nın iğrenç konuşmasına dair
Katolik Kilisesi’nin başı Papa 16. Benedikt, Almanya’da yaptığı bir
konuşmada Bizans İmparatoru Paleologus’un “Muhammed sadece kötü ve
insanlık dışı şeyler getirdi” şeklindeki hezeyanını nakledip,
“İslami cihad akla ve tanrıya karşıdır. ‘Dinde zorlama yoktur’ sözü
Muhammed’in güçten yoksun olduğu ve tehdit altında bulunduğu ilk
dönemlerine denk gelir. Daha sonra İslam kılıç yoluyla yayılmıştır”
dedi, Oldu olacak, bir de Papa 2. Urban’ın Haçlı Seferi çağrısını
tekrarlayıp “Bunu tanrı istiyor” deseydi bari!
Birinci Haçlı Seferi’ne katılan Raoul de Caen anlatıyor: “Bizimkiler
Maarra’da putperestlerin (Müslümanların) yetişkinlerini kazanlarda
kaynatıyor, çocuklarını şişe geçirip kızartarak yiyorlardı.”
Müslümanları afiyetle yiyen yamyam Haçlılar, ziyafet sırasında,
Papalık makamından feyz ile, “Bunu tanrı istiyor” demeyi de ihmal
etmiyorlardı. Kudüs Müslümanlarını mescitlerde ve Yahudilerini
havralarda diri diri yakarken, Doğu’nun Hıristiyanlarına işkence
ederken, Ortodoksluğu aşağılamak için Ayasofya Kilisesi’nde seks
partileri düzenlerken de “Bunu Tanrı istiyor” diyorlardı.
Kendilerinden olmayan hiç kimseye hayat hakkı tanımayan vahşi Haçlı
sürülerinin zulümlerini ve bu zulümlerin “Tanrı’nın isteği” olduğu
iddiasını değil de, bize dinimizden ötürü savaş açan ve bizi
yurtlarımızdan süren zalimlere karşı İslami cihadı “akla ve Tanrıya
karşı” olarak gören Papa 16. Benedikt’in aklına tüküreyim!
Neymiş? Kâfirleri cihad marifetiyle Müslüman olmaya zorlamışız!...
“Dinde zorlama yoktur” hükmü sadece Resul-i Ekrem Efendimiz’in
-sallallahu aleyhi vesellem- güçten yoksun olduğu ve tehdit altında
bulunduğu zamanlarda uygulanmış!.. Onun için Muhammed bin Kasım,
Hazret-i Peygamber’in vefatından 80 sene sonra fethettiği
Hindistan’ın Budist ve Hindu ahalisine nasıl davranacağını sorduğu
zaman Şam’daki halifeden “İslam devleti ile savaşmadıkları ve
vergilerini ödedikleri müddetçe onlara dokunmayın. Kendi dinlerinde
serbestçe ibadet edebilir, ibadethanelerini koruyabilir ve
hayatlarını inançlarının gereklerine göre sürdürebilirler” cevabını
almıştı? Onun için mi 20. yüzyıl başlarında İstanbul nüfusunun
yarısı gayri müslimdi? Onun için mi Osmanlı’nın 500 sene hüküm
sürdüğü Balkan toprakları hâlâ Hıristiyan kaynıyor? Onun için mi
Ortadoğu’nun Marunileri, Kıptileri ve diğer Hıristiyan toplulukları
varlıklarını sürdürmeye devam ediyor?
Haçlılar Antakya’ya, Kudüs’e, Endülüs’e geldiklerinde bu toprakların
Hıristiyanlarını ve Yahudilerini kendi dinleri üzre sıhhat ve
afiyette bulmamışlar mıydı? “Ya bizim dinimize girersiniz ya def
olup gidersiniz ya da sizi gebertiriz” diyen kimdi; Müslümanların
halifesi mi, yoksa Papaların ‘kutsadığı’ Kral Ferdinand’lar, Kraliçe
İzabella’lar mı? Endülüs’ün Müslümanları ve Yahudileri, mescitleri
ve kiliseleri nerede? Müslüman fatihlerin soyundan gelen İberya
Hıristiyanlarına bir sorun bakalım, dedeleri nasıl Hıristiyan olmuş?
Hatemu’l Enbiya Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi vesellem-
“sadece kötü ve insanlık dışı şeyler” getirmiş olsaydı (yüzbin kere
haşa), Hıristiyanlar, Yahudiler, Budistler ve Hindular İslam bayrağı
altında barış ve huzur içinde yaşayabilirler miydi?
Papalık sadece iyi ve insani şeyleri savunduğu için mi Haçlı
orduları Müslümanları, Yahudileri ve hatta farklı mezheplerden
Hıristiyanları aşk ve şevk ile katliamdan geçirdi? Bunun için mi
Amerika kıtasının yerlileri güya “İsa Mesih ve 12 havarisinin
şerefine” 13 kişilik gruplar halinde boyunlarına ip geçirilerek ve
altlarında ateş verilerek “Tanrı öyle istiyor” naraları eşliğinde
vahşice katledildi? Bunun için mi deri rengi siyah olan insanların
köleleştirilmesine, ölesiye çalıştırılmasına ve yeterince ‘randuman’
vermedikleri takdirde dövülmelerine hatta öldürülmelerine Vatikan’ın
papazları tarafından cevaz verildi? Bunun için mi Katolik
misyonerliği Güney ve Orta Amerika ile Afrika’nın
sömürgeleştirilmesine hizmet etti? Bunun için mi Papalık makamı
Nazilerin Yahudileri katletmelerine göz yumdu ve 2. Dünya
Savaşı’ndan (daha doğrusu emperyalist paylaşım savaşından) sonra
Nazi subaylarını ve bürokratlarını korumaya aldı? Bunun için mi
Ruanda’da Fransız emperyalizmine uşaklık eden Hutuların zulmünden
kaçarak Katolik kiliselerine sığınan Tutsiler bunun için mi
Vatikan’ın emriyle Hutuların ölüm mangalarına teslim edildi? Sahi,
1994’te cereyan eden bu korkunç hadiseyle ilgili soruşturma ne
alemde? Benedikt, Müslümanlarla uğraşmayı bıraksın da, Katolik
Kilisesi’nin Tutsi soykırımındaki sorumluluğundan haber versin!
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sapık televizyon vaizlerine
(İslam’a sövüp duran Protestan Fundamentalist Franklin Graham, Jerry
Falwell, Jimmy Swaggart, Benny Hinn vs, vs, vs) özenerek ABD Başkanı
George W. Bush’un ilan ettiği Haçlı Seferi’ne ‘manevi destek’ veren
Benedikt, Vatikan’a yakışanı yapmıştır. Unutmayalım ki Vatikan,
Haçlı Seferleri’nden zarar gören Yahudilerden ve Doğulu
Hıristiyanlardan özür dilemiş, ama Müslümanlardan özür dilemeye
yanaşmamıştır. Hiçbir Papa, temelde İslam dinini ve Ümmet-i
Muhammed’i hedef alan Haçlı Seferleri’nin meşruiyetini sorgulamamış,
bu zulüm kampanyalarını mahkum etmemiştir. Demek ki Papalık makamı,
Müslümanların yetişkinlerini kazanlarda kaynatıp çocuklarını şişte
kızartarak yemenin, Müslümanları mescitlerde diri diri yakmanın,
Müslümanlara “ya Hıristiyan olursunuz ya def olup gidersiniz ya da
ölürsünüz” diye dayatmada bulunmanın “Tanrı’nın isteği” olduğuna
hâlâ inanıyor!
Benedik’in, sarf ettiği o iğrenç sözler için özür dilemesini
beklemiyorum. Özür dilediği takdirde de zaten şöyle diyeceğim: O
özrü al da başına çal! Haçlı Seferleri için özür dilesen ne yazar?
Ümmet-i Muhammed’in canına okumak için en az Haçlı ataların kadar
yanıp tutuştuğunu bile bile “oh ne güzel, diyalog kapısı açıldı”
diyecek değilim herhalde!
Kininizde boğulursunuz inşaallah!
Hakan Albayrak 15 Eylül 2006 Milli Gazete
|
|