|
Niyetler mühimdir
‘Vatan sevgisi imandandır’ emrini hatırlıyor, vatanı vatan yapan
oluşumları düşününce de söyleyip söylememekte çekiniyorum.
Müslüman için vatan; dinin yaşandığı, Kur’an’ın hüküm sürdüğü yerdir.
Yaşanmıyor, dışlanıyorsa, dinin yerine başka kavramlar konmuş
da, din istismar ediliyorsa, uğrunda ölenin hedefi din değil de
başka hedefler için ölünüyorsa, buna da şehit deniyor.
Beydavi, “Savaşa
katılmanın birinci hedefi şehit olmak değil, hakkı yüceltmek,
dini aziz kılmaktır. Bu hedefe giderken ölünürse, şehitlik
mertebesi verilir” hükmünü açıklamaktadır.
İnsanların ah-ı figan
ettiği, anaların ağladığı, sokakların yasa bağlandığı bir
ortamdayız. Aykırı düşünce serdetmenin zor olduğunu biliyorum.
Kendi fikrimizi söyleme zamanı değildir. Kan ve gözyaşının
toplumu kapladığı bir zamandayız. Ölenlerin, öldürülenlerin
hesabına girmeyelim. Niyetlerine göre ahiretteki yerlerini
Allah’ın Resulü’nden öğrenelim.
Zaman, Uhud zamanı...
Ashab elinde kılıcı,
düşmana amansız sallamaktadır. Bu arada bir atlı aralarına
katılıyor, safları yarıyor, önüne geleni deviriyordu. Cengaver
mi cengaver... Onun başarısını Allah’ın Resulü’ne haber
verdiler. Allah’ın Resulü: “İnsanların bazısı var ki, dış
görünüşüyle cennet ehline yaraşır, hayırlı işler yaparlar.
Halbuki onlar cehennemliktir” buyururken Kuzman’ın
cehennemlik olduğunu işaret buyuruyordu.
Sahabe bu işe
şaşırmıştı. Peygamber de boşuna söz söylemezdi. Katade b. Numan,
Kuzman’ı takip etmişti.
Savaş bütün hızı ile
devam ederken Kuzman amansız bir yara almıştı. Onun yere
yıkıldığını gören Katade b. Numan yanına geldi.
“Ne mutlu sana,
cennete gideceksin. Allah yolunda şehit oluyorsun” dedi. Kuzman;
“Şehadet mi dedin?
Benim maksadım cennet değildi. Benim savaşımda, İslâm dini
aklımdan bile geçmedi. Kureyş’in Medine hurmalıklarına zarar
vermemesi için savaştım” dedi.
Kuzman’ın yarası
ağırlaşmıştı, kurtulma ümidi kalmayınca da kılıcına yaslanarak
karnını deşti ve öldü.
Netice, Allah
Resulü’nün tarif ettiği gibi oldu. Allah için savaşan ashab
cennete, Kuzman cehenneme gitti. Herkes niyetinin
karşılığını aldı.
Allah Resulü:
“Kıyamet gününde üç
kişi ilk sorguya çekilenlerden olacaktır.
Birincisi:
“Cihat esnasında
ölen kimsedir. Allah’ın huzuruna getirilir. Nimetler kendisine
sunulur. O da bunlara nail olduğunu itiraf eder. Allah
kendisine:
‘Bu mazhar olduğun
nimetler için ne yaptın?’ diye sorar. O da;
‘Sen’in yolunda şehit
oluncaya kadar savaştım’ der. Allah Teâlâ;
‘Yalan söylüyorsun.
Sen ‘Yiğit’ desinler diye savaştın. Yiğit de dediler’ buyurur ve
meleklere ‘Bunu alın götürün’ diye emreder. Melekler de yüzüstü
sürüyerek cehenneme atarlar.
İkincisi:
İlim tahsil edip
başkasına öğreten, Kur’an okuyan kimsedir. Allah’ın huzuruna
getirilir. Allah, kendisine verilen nimetleri bir bir sayar, o
da bunları tasdik eder. Allah kendisine;
‘Bu nimetleri elde
etmek için ne yaptın?’ buyurur. O da;
‘İlim tahsil ettim,
ilmimi başkasına öğrettim. Rızan için Kur’an okudum’ der.
Allah-u Teala;
‘Yalan
söylüyorsun. Sen ‘alim’ desinler diye öğrendin, Kur’an-ı Kerim’i
‘güzel okuyor’ desinler diye okudun’
buyurur.
Meleklere, almalarını
emreder, yüzüstü sürüyerek cehenneme götürürler.
Üçüncüsü:
Allah’ın kendisine
bolluk verdiği, çeşitli mallar ihsan ettiği kişidir. Allah’ın
huzuruna çıkarılır. Kendisine verilen nimetler söylenir. O
bunların kendisine verildiğini ikrar eder. Allah da sorar:
‘Şu nail olduğun
nimetler için ne yaptın?’ O da;
‘Verilmesini
istediğin ne kadar yer varsa hep o yerlere dağıttım’ diye cevap
verir: Allahu Teâlâ;
‘Yalan
söylüyorsun. Sen bütün bunları ‘cömert insan’ demeleri için
yaptın. Sana da böyle dediler’ der. Allah meleklere almalarını
söyler, melekler de yüzüstü sürüyerek cehenneme atarlar.
Allah’ın Resulü, Ebu
Hureyre’nin dizine vurarak;
“Ey Ebu Hureyre!
Bu üç kişi kıyamet günü cehennemin aleyhlerinde kabaracağı
Allah’ın üç mahlukudur” buyurur. Her şey açık; biz ne
söyleyebiliriz?
Duran KÖMÜRCÜ 19 Kasım 2007 Vakit |