|
Her kim kabul edip alırsa Demakrasi adındaki ilmi yunanı, bilsin ki
inkâr etmiştir nuru Kur'anı!..
(Mustafa Çelik) |
|
"Kerametlerin en büyüğü kötü ahlâkını değiştirmendir." {Sehl b.Abdullah
R.a.} |
|
"Din ile Devlet ikizdir. Bunlardan birisinin kalkması; diğerinin de
kalkması demektir. Kökü olmayan yıkılmaya mahküm olduğu gibi bekçisi
olmayan temel de yıkılır, yok olur." {İsmail Hakkı Bursevî Rh.a.} |
|
"Bugün İslam adına ortaya çıkmış olan hareketlerle, saadet asrında
oluşan hizbullah arasında büyük tezatlar vardır. Bunun sebebi şudur:
Bugün İslam coğrafyasında ortaya çıkmış olan birçok İslamî grubun
zaafiyet ve sapıklığı devletleşme devrelerinin bulunmamasından ileri
gelmektedir. Bazıları tevhidden bahsediyorlar, ama devlet ve hilâfet
noktasında susmayı tercih ediyorlar, öte yandan içerisinde
yaşadıkları müşriki devletin yıkılmasından, tağutlaşan idarecilerin,
kralların ümmetin idaresinden uzaklaştırılmalarından hiç bahsetmiyorlar.
Dolayısıyla çalışma programlarına devletleşme devresini alamayan bu
grublar, Tağutların ve Kralların hakimiyeti altında cahiliyye devletine
katkıda bulunmaya, cahiliyye devletinin istek ve arzularına ortak olmaya
çalışan ruhsuz ve huysuz bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuşlardır.
Bu münasebetle diyoruz ki; devletleşme devresi olmayan hareketler,
Tağuti düzen için güvenlik sibobu olmaktan öteye geçemezler. {Mustafa Çelik} |
|
|
|
| İSRAİL ASKERİ
OLMAYACAĞIZ!
“Lübnan’da durum
değişmezse yine saldırırız..” İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi
Livni, Lübnan’da “durumun değişmemesi halinde bu ülkeye
yeniden saldıracaklarını” söyledi. Livni, Alman "Die Zeit"
adlı haftalık gazeteye yaptığı açıklamada, "İsrail,
Lübnan’ın normal ve bağımsız bir ülke haline gelmesi için
yardımcı olacak. Bu iyimser seçenek. Diğer seçenek ise, eğer
bir değişiklik olmazsa yeniden saldırırız" dedi. Her şey çok
açık ve net. İsrail barış gücünden tek bir şey istiyor.
Silah ambargosu ve silahları toplanması ve denetimi!
Öte yandan İsrail BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, "Lübnan’a
uyguladığı hava ve deniz ablukasını kaldırması" çağrısını
reddetti. İsrail, “7 haftadır süren ablukayı, ancak
ateşkesin tüm unsurları yerine getirilince sona
erdireceğini” bildirdi. “Tüm unsurlar”dan da kastı,
Hizbullahın silahsızlandırılması.
AK Partilileri uyarıyorum. Yanlış bir karar vermeyin.. Bundan
bölge, ülke ve siz zarar görürsünüz..
Resul Tosun “bölgeye ilgisiz kalamayız” diyor. Kimine göre
ise “Müslüman kardeşlerimizi yalnız bırakmamalıyız” gibi
laflar ediliyor. Kimine göre “ulusal çıkar”, kimine göre
“İnsani yardım” falan filan.. Bakın, yeni plan şu: Hani
bunlar Hizbullahın devre dışı bırakıp Suriyeye
saldıracaklardı ya. Arkadan vurulmak istemiyorlardı,
Suriyeye saldırırken. Şimdi, BM Barış gücü ile Lübnanı ve
Hizbullahı kontrol altında tutup, önce Suriyenin işini
bitirmek, arkasından tekrar Lübnana yönelmek istiyorlar..
Yani Lübnana giden BM Barış gücü, dolaylı şekilde İsrail
askeri durumuna düşecek.. ABD, İngiltere ve İsrail Suriyeye
saldırırken, BM barış gücünün görevi, Lübnanı ve Hizbullahı
izole etmek, kontrol altına tutmak olacak.. Kuşkusuz AK
Parti içinde de aklı selim ve feraset sahibi insanlar yok
değil.. Ama ötekilerin sesi daha fazla çıkıyor..
Şimdi Dürzilerle İsrailliler yakın dirsek temasına girdi.. İster
misiniz Velid Canbulat ya da bir Dürzi lidere bir saldırı
olsun ve suçu Suriyeye yıksınlar.. Ardından yine Mossadın
desteğinde Dürziler Lübnandan Suriyeye birkaç füze
fırlatsın. Gerekirse bunu da yapar İsrail.. Tıpkı Irakta Şii
ve Sünni mahalellerde karşılıklı olarak yaptıkları gibi.
Hani Lübnan ile Suriyeyi bir birine düşürmek ve Suriyenin
terörist faaliyetlerini belgelemek için bu tür komplolara
ihtiyaç duyabilirler..
Bu arada İsrail ateş kese rağmen Lübnana ve Filistine zaman zaman
saldırılarını sürdürüyor.. Ve tabi kimseden bir ses
çıkmıyor. İsrail BM karargahını vurdu, ses çıktı mı ki,
İsrail Lübnana ve Filistine saldırınca ses çıkartan olsun!
Türkiyenin bölgeye asker göndermek istemesinin tek sebebi
var, ABD nin talebi.. ABD İslam coğrafyasındaki
operasyonlarında Türkiyeyi yanına alarak İslam ülkelerinin
tepkilerini kırmak istiyor.. ABD şimdiden Türkiyeyi sürece
dahil etmek istiyor. Çünki yarın İskenderun Amanos, Amik
Ovası, Hatay koridoru konusunda destek isteyecek ve yine
Irakta devriye görevi için Türk Barış gücüne ihtiyacı
olacak. Suriyenin işi bittikten sonra Türk barış gücünü kısa
süre için İşgal atlındaki Suriyeye, daha sonra da Iraka
çekmek zor olmayacak o zaman onlar için..
Ankaranın bu konuda ABD ye direnememesinin sebebi PKK konusunda
yapılan pazarlıklar olabilir mi? Bana kalırsa ABD PKK ile
Hizbullahı karşı karşıya koyarak Ankara ile pazarlık
yapıyor. Ankara Hizbullah konusunda ABD ye destek verirse,
ABD de PKK konusunda Ankaraya destek verecek..
İşin geri kalan kısmı kandırmaca.. Belki bunun için Erdoğan
“Ulusal Çıkar”larımızdan sözetme gereği duyuyor olabilir.
Ankarayı uyarıyorum:ABD ye inanmayın. ABD Saddama verdiği
hangi sözde durdu ki. Onların ilkeleri yok, çıkarları var..
Yarın BM de yeni bir karar çıkartır ya da bazı eski
kararları hatırlayıp, Barış gücüne yeni görevler vermeye
kalkabilirler.. Hizbullahı ve Haması terörist ilan edip
silahsızlandırılması için hareket emri verebilirler.
Eğer Hizbullah kontrol altına alınıp İsrail sebest kalacaksa, bu
mazlumu tutup/bağlayıp zalimi serbest bırakmak anlamına
gelecektir.. İsrailin bir sonraki hedefi belli. Suriye!
Suriye düşerse Filistin ve Lübnan direnişini sürdürülmesi
imkansızlaşır. O zaman bölgede kapsamlı bir savaş için
kritik eşik aşılır ve yeni hedefe yönelirler. Yeni Hedef
İrandır. İrana saldırmadan önce Kudüs ve Mescidi aksa, Mekke
ve Medine tehdit altında kalır.. Bölge cehenneme döner.. Bu
tezkere de bir önceki gibi meclisten geçmemeli.. Bu eylem,
Kudüs, Mekke ve Medineye giden yolda İsrailin önünü açmak
demektir.
Lübnan düşerse savaş güney cephemizi boydan boya kaplar. Iraktaki
Ebu Gureyblerin benzerleri Suriyede kurulur! ABD yeni
Guantanamolar inşa eder..
1.Dünya savaşında Osmanlı, Braslav ve Goben olayı ile ne hallere
düştü ise, bu günki oyunu engelleyemez ya da durduramaz isek
TC de aynı akibeti paylaşabilir.. Dün İstanbul boğazından
geçen Alman gemileri ile bu gün Amanos koridorunu bizden
isteyecek Amerikan güçleri aslında aynı şeyi istiyorlar..
Türkiyenin yapması gereken, İslam ülkeleri ve Arap ülkeleri ile
birlikte kendi barış planlarını masaya koymak, İsrailin
saldırgan politikalarını caydırmaya yönelik bir siyaset
izlemektir, ama, ah!.. Nerdeee.! Türkiyenin bölge devletleri
ile yakın ve sıcak temas kurarak Barış gücüne asker veren
ülkelere kendi çözüm önerimiz ve sorunun asıl kaynağı
konusunda bilgilendirme rolü üslenebiliriz belki.. Ve
Türkiye mutlaka orada olmak istiyorsa, kendi adına 100 kişi
ile ya da , İslam ülkeleri adına her İslam ülkesinden 100
kişi olmak üzere daha etkin bir birlikle katılabilir.. Yoksa
bu şartlarda Lübnana asker göndermek İsrailin saldırgan
emellerini hizmet etmekten başka bir anlam taşımayacaktır..
Türkiyenin bu tavrı sadece kendine ve bölgeye değil, bu konuda
karar verecek olan diğer İslam ülkeleri yöneticilerinin
ilgisizlikleri için bahane ve sebeb/gerekçe oluşturacaktır..
Türkiye böyle bir kanlı ve kirli oyunda, Lübnanda açık bir
hedef olabilir.. Birileri, birilerinin kimliğini kullanarak,
“Ankarayı hizaya getirmek” için Türk askerlerini hedefe
oturtabilir! Bizimkiler bu işleri kimlerden öğrendi!
Müslümanların izzetleri üzerinde ağır bir baskı oluşturacak bu
olayın iç politikadaki faturası ağır olacaktır.. Lübnana
barış için giderken biz savaşın ve terörün içine
sürüklenebiliriz..
Selam ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak Vakit'ten iktibas |
|
|
|
|
|
|
Linkler |
|
"EY MÜSLÜMANLAR! İslam'ın meselelerini saklamayın, tahrif edip de
değiştirmeyin. İslam'ın düşmanlarına yaranmak, yağ çekmek veya talep ve
arzularını yerine getirmek, makam ve mevki elde etmeyi, mevcut makam ve
maaşı elden kaçırmamayı göz önüne getirerek, taviz verir müsamaha
gösterirseniz davayı kaybedersiniz!" |
|
"Allah davasını savunanlar hep hakkı tebliğ etmişler, tağutu savunanlar
ise hakkı tebliğ edenlere hep işkence edegelmişlerdir!" |
|
Ey bu vatan
gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri
hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl
efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?
Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak
onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i’dam
ediyorsunuz.
Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında
yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı
bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır.» (Saidi Nursî, Lem’alar sh: 120) |
|