|
İran Başörtülülere Sahip
Çıkıyormuş!
Bak hele sen şu işe.
Olacak şey mi şimdi bu.
İran çok olmaya başladı. İrtica işte böyle..
Ciddi ciddi bunları yazıyor, bir kısım media..
Ya hu, Avusturyada ya da Ukraynada hatta Romanyada İrandaki Türk
öğrenci sayısının 10 katı öğrenci okuyor, kimsenin sesi çıkmıyor
da, birkaç öğrenci de İrana gidince ne oluyor. İsrailde okuyan
Türk vatandaşı İrandaki Türkten daha çoktur. Mısır, Suriye,
Suudi Arabistan da öyle..
Kaldı ki, Türkiyede sayıları yüzbinlerle ifade edilen Caferi,
milyonlarla ifade edilen alevi insan yaşıyor. İran Caferilerin
merkezi.. Tüm şia üleması Kum ve Neceften yetişir..
Türkiye’den Caferilerin İrana İlahiyat öğrenimi için gitmesinden
daha tabii ne olabilir..
İran üniversitelerinde okuyan yine onlarca öğrenci var, doktora
yapan var. İran 70 milyonluk bir ülke. Büyük bir bölümü Azeri.
İranın beş büyük eyaletinden biri de Kürdistan.. Huzistan
bölgesinden Araplar yaşar.. Fars edebiyatı için orada araştırma
yapanların sayısı az değil.
İrana sadece okumak için değil, mesela tedavi olmak için giden o
kadar çok hasta var ki. Kimi ilaç almaya gidiyor, kimi tedavi
olmaya. İranda tedavi ücretleri, bizim katkı payından daha
düşük..
Yine bir çok kitap, İranda dünyadaki satış fiyatlarının
yarısından daha ucuz..
Başörtüsünün zorunlu olduğu bir ülkede başörtülülere sahip
çıkmaktan daha tabii ne olabilir.
Ama gel sen bunu bizim Laikçilere anlat..
İlhan Selçuk Başörtüsünün bir insan hakkı sorunu olduğunu
anlamadıktan sonra onun yazılarını okuyarak bu fikirlere
şartlanmış kafalara ne anlatacaksın ki!
Kadının özgürleşmesi, onun 2. sınıf insan konumuna indirgenmesi
imiş. Öyle diyor. Ama olaya İnsan haklarının temel unsurlarından
biri olan İnanç özgürlüğü penceresinden bakmıyor. Bakmıyor,
çünki işine gelmiyor..
İran Üniversitelerinden haberleri yok bunların. İrandaki
Üniversiteler Türk Üniversitelerinden daha başarılı. Daha fazla
bilim öğretiyorlar. Bilim adamları da daha başarılı. Daha çok
buluş yapıyor, daha fazla makale yazıyorlar. Daha özgür bir
ortamda eğitim görüyorlar..
Hem İran üniversitelerinde sadece Türkiyeden, ya da sadece İslam
ülkelerinden değil, batılı ülkelerden, Çinden çok sayıda öğrenci
eğitim görüyor..
İrana Türkiyeden öğrenci sadece bu gün değil, her dönemde gitti.
Gitmeye de devam ediyor.. Ezhere giden öğrenci sayısı da az
değil.. YÖK onları tanımasa da ne yazar. Zaten kim YÖK ü tanıyor
ki!
Bazılarının dünyadan haberleri yok. Bazıları kendileri batıda
eğitim görmelerine rağmen, batıdan da haberdar değiller.. İranı
ise bilmedikleri halde, kesin kanaatlere sahiptirler..
Beyni yıkanmış bunların. Ya da siyasi bir ipnoz altındalar.
Belki de kendi kendilerini ipnotik bir etki altına alarak bir
fobi haline getirmişlerdir bu konuyu..
Bunların İrana düşman olmaları için çarşaflı kadınlar, sarıklı
adamlar yetiyor da artıyor bile..
Bizim medianın İrana okumak için giden öğrencilerle ilgili
sansasyon yapma gayreti, Kurban bayramının Hac mevsimine denk
gelmesi ya da bir gazetecinin, İsmet Paşanın gösteriş olmasın
diye Cuma namazını evde kılması iddiası gibi bir şey..
Bunların İsfahandan, Şirazdan, Tahrandan, Kumdan, Rey şehrinden,
Mediadan haberleri yok.. Gözleri var görmüyorlar.. Kulakları var
duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar..
Önce insanları sistematik geri zekalı hale getirdiler. Biyonik
robot bir gençlik yetiştirdiler. Şimdide onların cehaletine
kendi cehaletlerini ekleyip eğleniyorlar.. MEB ve YÖK ne yapıyor
ki!
Ellerinden gelse dini yok edecekler. En azından dini reforme
edip içini boşaltmak istiyorlar.
Camiye gideceklerinden değil ama, camilere sıra koyup, konser
düzenleyerek, resim sergileri açarak çağdaş bir Müslüman tipi
üretecekler.. Kur’andan ayetler okunan bir cami değil, Nutuktan
parçalar okunan bir mabed.. Girişe bir Atatürk büstü, içerideki
Arapça levhaları söküp yerine Atatürkün resimleri ve
vecizeleri..
Bunun hayalini kuran tek Osman Nuri Çerman değildi. Bu gün de
YÖK ün içinde bu kafada adamlar var.. Başörtüsü, İmam-Hatip,
Kur’an Kursu karşıtlığının arkasında yatan asıl sebeb de bu..
Ama artık deşifre oldular ve asıl niyetleri de apaçık ortada..
Arkalarında kim var o da belli. BOP, ya da Siyonistlerin
planları da bu noktada örtüşüyor.
Hamas’a, Hizbullah'a niye düşmanlık duyuyorlarsa, Başörtüsüne
karşı da aynı sebeblerle karşı çıkıyor bu çevreler.. Dini ve
dindarları, abuk sabuk gündemlerin içinde tartışma konusu
yaparak akıllarında Müslümanları küçük düşürmek istiyorlar. Ama
artık kabak tadı vermeye başladı. İranın başörtülülere kapısını
açması üzerine üretilen senaryolar da bunlardan biri gibi sanki.
Siz en iyisi Beyaz hocayı çağırın balıktan kurban olur mu
tartışmasına devam edin?!
Sahi mesela Kurbağadan da kurban olur mu?
Selam ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak 27 Ağustos
2006 Vakit |