|
İman mı, sistem mi?
İnsan, Allah'ın yarattığı en şerefli
mahlûktur. Şerefini de, Allah'ın halifesi, kâinatın efendisi
olmasından alır. Bu vasıf kulluk vasfıdır. Allah emredecek, kulu
yerine getirecektir.
Günümüz sistemlerinden
ayrılan en bariz vasfı da budur. Allah'a kul olmak, Allah'ın
dışındaki bütün sistemleri şeytani görmek, put görmek, tağut
görmektir.
İslâmiyet devletle dini
ayırmaz, her ikisi de aynı beden gibidir. Birbirini tamamlar. Din
ayrı devlet ayrı olmaz, olursa adı İslâm olmaz.
Dünyadaki beşeri sistemlerin
başlıca özelliği, devlet ile dini ayırmaktır. Tanrı tanımazlıktır.
Allah'ı tanırız derlerse de hâkimiyetini kabul etmezler. Bunun en
güzel örneği demokraside görülür. Bir taraftan Allah diyenlere ses
çıkarmazken, diğer taraftan tağutun özelliklerini mecbur kılar.
Allah'ın: "Onlar ki,
Allah ile beraber başka ilah kabul ederler." (Hicr 90) ayetinde
buyurduğu gibi başka ilahlara tapınmayı mecbur kılarlar.
Bir başka deyişle,
demokrasiyle İslâm farklı farklıdır. İslâm, kaynağını Allah'tan
alır. Müslüman olan da ona uyar. Vahiy gölgesinde yaşarlar.
Demokrasi halkın idaresi
olduğuna göre dayanağı insandır, insanın aklı ve beynidir. İnsanoğlu
kendi idaresini kendisi yapmaktadır. Hâkimiyet de kendisini idare
edenlerdedir.
İslâmiyet'te ise
hâkimiyet Rabb'e aittir. Kul olanlar O'na tabi olurlar. Allah'ın
hâkimiyetini sağlamaya çalışırlar.
Sistemlerin arasında
benzerlik olsa da aynı değillerdir. Beşeri sistemlerin hedefi ile
İslâm'ın hedefi başkadır.
Demokrasiyi hedefliyorsa,
hedefe gidiş yollarındaki pürüzleri giderir. En büyük engel de
İslâmiyet'tir.
Ya yok kabul ederek, ya
sevenlerine payeler vererek, ya da ‘biz birbirimizle uyuşuruz’
diyerek kırılma noktalarını yumuşatıp kendi koyduğu kurala adapte
eder.
Allah'ın Resûlü:
"Onlar ki, hahamlarını,
rahiplerini, Meryem oğlu İsa'yı Allah'tan ayrı Rab edindiler.
Hâlbuki onlar bir tek ilaha ibadet etmeleri için emrolundular. Ondan
başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeyden
münezzehtir"
(Tevbe, 31) ayeti kerimesini ashabına okudu da içlerinden yeni
Müslüman olan Adiy b. Hatim:
"Onlar onlara ibadet
etmiyorlar ki!" deyiverdi. Allah'ın Resûlü:
"Onlar Allah'ın helal
kıldığı şeyi haram kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?"
diye sordu.
Adiy b. Hatim "evet"
deyince, Resûlullah:
"İşte böylece onlara
ibadet ediyorlar" buyurdu. Allah da:
"Ey mü'minler, eğer
imana karşı küfrü seviyorlarsa, babalarınızı, kardeşlerinizi veliler
edinmeyin."
(Tevbe, 23)
"Bunlar Rabbin sana
vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile beraber başka bir ilah edinme!
Sonra kınanmış, kovulmuş olarak cehenneme atılırsın"
(İsra 39) buyuruyor.
Diyeceğimiz o ki, sen
onlara tabi olmasan da, onların haram kıldıklarını haram, helal
kıldıklarını da helal sayarak iştirak etmen onlara ibadet etmek
değil midir?
Hâkimiyet, particilik ve
oy verme demokrasinin vazgeçilmezi değil midir? Onlara iştirak
ederek unsurlarını ayakta tutmak değil midir? Demokrasiyi yaşatmak
değil midir? Dini dışlama demokrasiyi tercih değil midir?
Bütün bunları düşünmek
üzerinize vazife değil midir?
“İman mı, sistem mi?”
ikileminde kalınmıyor mu?
Duran Kömürcü 2 Nisan 2007 Vakit |