|
İçki eylemi... Türkiye
sarhoşlarındır, sarhoşların kalacak!
Ne zaman "içki" ve "Müslüman" kelimeleri yan yana
zikredilse; hep, "Papaz'ın hikâyesi"ni hatırlarım... Eski
okurlarımız zaten bilirler... "Yeni okurlarımız" da bilsin
diye, hikâyeyi tekrar anlatmak istiyorum...
Malûmlarınız olduğu üzre;
"Karga"nın biri, "kilise"ye musallat olmuş... Her nereye
uçsa; sonunda gelir, "kilisenin haçı"na konarmış!..
Hadi, konmakla kalsa, yine iyi!.. Bir de üzerine
pislermiş!..
Kilisenin papazı "Haç'ı temizlemekten" bîtap
düşmüş!.. Bir gün-iki gün değil ki; her gün böyle!.. Kur
merdiveni, çık çatıya, haçı temizle, in aşağıya!..
Ertesi gün yine pislik!..
"İllallah"
demiş papaz efendi;
"Bu kargadan bıktım, usandım!"
Aklına gelen bütün "çözüm yolları"nı denemiş, ama
nafile!..
En sonunda, gelene-gidene "akıl danışmaya"
başlamış...
Biri, şu tavsiyede bulunmuş:
"Haçın dibine bir peynir kalıbıyla, bir kadeh rakı koy!..
Peyniri yiyince içi yanan karga, su zannedip rakıyı içer ve
sersemler!.. Böylece; siz de onu yakalarsınız!"
Papaz efendi, aklına yatan bu fikri aynen uygulamış!..
Gerçekten de, "peynir"i yiyen karga, "su"
zannedip "kadehteki rakı"ya saldırınca, başlamış
yalpalamaya!..
Biraz sonra da; "Som" olmuş, pardon "zom"
olmuş olarak çatıdan yuvarlanıp, "papazın kucağına"
düşmüş!..
Papaz efendi, başlamış "karga"ya söylenmeye...
"Behey karga"
demiş;
"Müslüman olsan; haram olduğunu bilir, rakı içmezsin!..
Hıristiyan olsan Haç'a pislemezsin!.. Söyle bana, sen nesin
ey karga?!?"
İÇKİ SOFRASINDAKİ HAFIZ HAYDAR!
Dedim ya; ne zaman "içki"den söz edilse ve bu
muhabbette "Müslümanlık" da zikredilse; hep
"papazın sözleri" gelir aklıma;
"Müslüman olsan, rakı içmezsin!..
Hıristiyan olsan, Haç'a pislemezsin!"
Peki, "nesin, necisin" sen?..
Tabiî, papaz efendinin sorduğu mahlûk, bir "karga"dır!..
Zaten "Som", pardon "zom" olmuş karga, bu
soruya nasıl cevap versin?..
Aynı soruyu, meselâ Cumhuriyet yazarı Deniz Som'a
sormuş olsaydı, herhalde şöyle bir cevap alırdı:
"İçki içmek, Atatürkçülüktür!"
"İçki içmek, laikliktir!"
"İçki içmek, özgürlüktür!"
Papaz efendi, bunları duyunca, herhalde, "Bırak
laga-lugayı!.. Müslüman mısın, değil misin, bana onu söyle"
derdi!..
Deniz Som
da, bazılarının hep yaptığı gibi; başlardı "mezar taşının
altındaki sülâlesi"ni sıralamaya;
"Büyükbabam Üsküdarlı Kamil Bey, yüzbaşı rütbesinde alay
imamıydı!..
Babam Ali Haydar da, Üsküdar'da Hafız Haydar diye
tanınırdı... Babam Hafız Haydar, Atatürk'ün sofrasında içki
içme onuruna erişmiş bir adamdır!"
Papaz efendi; "içki içmek"le "hafızlık"
arasında bağlantı kurmakta hayli zorlanır ve herhalde
"Benim bildiğim İslâm bu değil" deyip, çeker giderdi!..
ERKEK ADAMMIŞ... SÖZÜNÜ TUTTU!
Efendim, olayı biliyorsunuz...
"Balık tutarken bira yudumlayan bir kişiyi cezalandırmanın
ortaçağ karanlığı"
olacağını!..
“Şeriat’ın usul usul geldiğini ve laikliği tehdit”
ettiğini!..
"Türkiye Cumhuriyeti'nde içki içmenin ve sarhoş olma"nın
suç olamayacağını!..
"Sahilde içki içmeyi yasaklayan Üsküdar Belediyesi'nin
zurnanın son deliği"
olduğunu söyleyip;
Buna “başkaldırı” olarak;
"Bugün Salacak sahilinde, İstanbul manzarasının keyfini
çıkardıktan sonra boş şarap şişesi ile plastik bardakları
bir torbaya koyup çöp kutusuna atacağım. Üsküdar Belediyesi
de çöpümü temizleyecek! İşte bu kadar!"
Diyen Deniz Som, önceki gün dediğini yaptı!..
Kutluyorum kendisini!..
"Erkek adam"mış
vesselâm!..
Hem, "erkek" dediğin adam;
"Cıgarasını içip dumanını savurmazsa, içki içip bağırmazsa"
nereden belli olacak erkekliği!?!
İçki içip "nara" atmalı ki; ortalıkta "erkek"
diye dolaşan "homoseksüel"lerden ve "bay"
görünümlü "gay"lerden farklı olduğu çıksın ortaya!..
Hem sonra;
"Onurlu bir dâvâ"
adına yapıyor bunu!.. Salacak kıyısında, Kız
Kulesi'nin tam karşısında ve "Sahilde içki içmek
yasaktır" yazılı levhanın tam önünde; "kazan
kaldırır" gibi "kadeh kaldırıyor" ki; böylece,
"laikliğin kurtuluşu" yolunda ilk adım atılmış olsun!..
ATATÜRKÇÜLER ADINA, KADEHLER HAVAYA!
Gerçekten "erkek" adammış!.. "Atatürk'ün
hatırasını yaşatmak" diye, işte buna derim ben!..
Ne demişti Atatürk;
"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz!"
Deniz Som
da, "ilk hedef" olarak "deniz"i gösterdi:
"Ordular, ilk hedefiniz deniz kenarı!"
Sadece "hedef" göstermekle kalmadı, bir "komutan"
olarak, "Şişeciler Ordusu"nun başında, "deniz
kenarına çıkarma" yaptı!..
Gerçi ellerinde "silah" yerine "şişe" ve
"mermi yerine de "kadeh" vardı ama, o kadarcık
farklılık olsun!.. Ne de olsa, "çağdaş Türkiye savaşımı"
böyle verilirdi!..
Uzatmayalım... "Rakı, şarap ve bira" ile midelerini,
"boş şişe ve kutular"la da çöp kutularını
doldurdular!..
Dedim ya, "erkek" adamlarmış!..
Gerçi aralarında "feminen" ve "homo" tipler de
vardı ya, o kadarcık kusur, kadı kızında da olur!..
"Kurtardılar"
Türkiye'yi!..
"Türkiye laiktir, laik kalacak"
sloganını, hep bir ağızdan öyle bir höykürdüler ki, bu
bağırtıyı duyan vatandaşlar, "çil yavrusu gibi"
dağıldılar etrafa!..
Nasıl dağılmasınlar ki;
"Sarhoş"
birini görünce, "deli" bile "sopa"sını saklar;
"korku"sundan kaçacak delik ararmış!..
"Kaçışan"
insanları, İzmir Limanı'na koşuşan düşman askerleri"
zannetmiş olacak ki, Deniz Som, eşi Harika
hanıma dönüp; "Harika" demiş; "Nasıl, harika bir
zafer kazandık değil mi?.. Baksana, irticacıları kovduk,
meydan bize kaldı!"
LAİKLİK EŞİTTİR SARHOŞLUK!
Uzun lâfın kısası;
"Deniz Som ve Şişeciler Ordusu"
önceki gün müthiş bir "zafer" kazanarak döndüler
evlerine!..
Artık "kafalara kazıdılar" ki;
"Laiklik eşittir, içki şişesi!"
"Özgürlük eşittir, kadeh!"
"Çağdaşlık eşittir, sarhoşluk!"
Aslında, elleri değmişken "o sloganı" da
değiştirselerdi, "katmerli bir zafer" kazanmış
olurlardı!..
Hani, her platformda;
"Türkiye laiktir, laik kalacak"
diye bağırıyorlar ya; isterdim ki, o sloganı şöyle
değiştirsinler:
"Türkiye sarhoşlarındır,
Sarhoşların kalacak!"
Öyle ya;
Nasıl olsa, "laiklik" ve "sarhoşluğu"
birbirine eşitlediler!.. Evet, "laiklik eşittir, sarhoş
olma özgürlüğü" dediler!..
Önceki günkü eylemleriyle;
"Laiklik"
kavramını "içki"ye indirgediklerine göre, bence o
sloganı da değiştirmeliydiler;
"Türkiye sarhoşlarındır,
Sarhoşların kalacak!"
Öyle değil mi Deniz Som;
Böyle bir eylemin sloganı böyle olmalı değil miydi?!?
Böyle bir slogandan,
"Baban Hafız Haydar"
da çok memnun kalırdı!..
Bak, bu kıyağımı unutma!..
Bir dahaki eyleminde "Şişeciler Ordusu"yla birlikte
şöyle bağırın;
"Türkiye sarhoşlarındır,
Sarhoşların kalacak!"
Hakkınızdır böyle bağırmak!..
Ne de olsa;
"Birkaç kadeh"
içmekle, Türkiye'yi sadece "Ortaçağ karanlığı"ndan
kurtarmakla kalmadınız, aynı zamanda "laikliği" de
kurtardınız!..
Sadece "laikliği" de değil; sizin "içki eylemi"nizden
sonra, "enflasyon" düştü, "IMF'ye olan
borçlarımız" silindi ve hatta "alacaklı" duruma
geçtik!..
"İşsizlik"
sona erdi!.. "Uçak, tank ve top"larımızı İsrail'e
reorganize ettirmekten kurtulduk!..
"Uçak"
yaptık, "füze" yaptık, hatta “mollaların İranı”ndan
daha güçlü "nükleer silah" bile yaptık!..
Biliyor musunuz;
Türkiye "güllük-gülistanlık" oldu!..
Siz "laiklik" diye bağırdıkça, milletin midesi
"gıda" ile doldu!.. "Açlık" bitti, "sefalet"
bitti!..
Hasılı kelâm;
Kutlarım hepinizi!.. Bir "şişe" ile bitirdiniz işi!..
“Sorun”lara
ve “soru”lara son verdiniz!..
"Soruyorlardı, nedir laiklik!.. İşte son tarife:
Bir elde kadeh, bir elde şişe, dilde şerefe!"
Var mı itirazı olan!?!
HASAN KARAKAYA
21 Kasım 2006 Vakit |