|
Hıristiyan-severlerden cevap
ricasıyla...
Türkiye’de bir zamanlar “İngiliz
muhibleri/sevenleri”nin, aynı isimde dernekleri vardı. Şimdikiler
onları geçti. Onlar sadece İngilizleri seviyorlardı, şimdikilerin
sevgisi toptan bütün Yahudi ve Hıristiyanları kaplıyor.
Kur’an’ın, Hıristiyan ve Yahudiler hakkındaki sert ifadelerine
itiraz edemiyorlar ama meseleyi sündürüp şimdikileri temize
çıkarmaya çalışarak şöyle diyorlar: “Bu âyetlerin Kur’an âyeti
olduğu kesindir. Fakat o âyetlerin ilk günden bu yana her Yahudi ve
Hıristiyanı içine aldığı kesin değildir.”
Ondan sonra sıra geliyor
zamanımızdaki Hıristiyan ve Yahudileri açıktan açığa temize
çıkarmaya. Bakın:
“Geçmiş dönemlerde, belli
Hıristiyan ve Yahudilerin apaçık gerçek karşısında gösterdikleri
inat, ayak direme ve düşmanlığı ifade için, Kur’an’ın kullandığı
aynı üslup, bugünün Yahudi ve Hıristiyanları için de kullanılacak
diye bir şart, bir mecbûriyet olamaz.”
Allah Allah! Allah Allah!.. Niçin olmayacakmış!..
Eski gâvurlar apaçık gerçek
karşısında ayak diriyorlardı da şimdikiler imana mı geldiler? Îman
edenler zaten artık Hıristiyan değil Müslümandır. Oysa, iman
etmemeleri bir tarafa, İslâm’a ve onun aziz Peygamberine tahammül
edilemeyecek hakaretler etmediler mi? Hâlâ oluk oluk Müslüman kanı
dökmüyorlar mı!
Hayret ki, bu apaçık hakaret
ve katliâmı görmezden gelmekte direnerek, hâlâ şöyle denebiliyor:
“Kanaatıma göre, târihî
hâdiseleri kendi târihsellikleri içinde ele almalı, her hâdiseyi
kendi şartları ve konumu içinde değerlendirmeli ve bugünkü
davranışlarımızda da bugünkü tavırları esas almalıyız.”
Hay hay! Buyurun öyle
yapalım. Şimdiki ehl-i kitabın şimdiki tavırlarını ele alalım.
Öyleyse söyleyiniz:
Kur’an’ın açıktan açığa
kâfir olduklarını söylediği ve birçok peygamberi haksız yere öldüren
eski Yahudilere göre şimdikiler daha mı iyi? Temiz İslâm inancını mı
benimsediler? Katliâmdan mı vazgeçtiler!..
Sadece şu var ki,
şimdikiler öldürecek peygamber bulmadıkları için sıradan
Müslümanları öldürüyorlar...
Hıristiyanların
yaptıkları katliâm zaten ortada, İslâm’a hakaretleri ise inançta
daha da azdıklarının isbatı.
ŞİMDİKİ HIRİSTİYANLAR
Bir de İslâm’a hakaret
etmeyip, zamanımızda kendi hallerinde Hıristiyanca yaşayanlara
bakalım. İnançları yukarıdaki iddia sahiplerinin dediği gibi
eskilerden farklı mı yoksa bunlar da eski Hıristiyanlar gibi mi
inanıyor?
Ermeni Patriği II. Mesrop
Mutafyan’ın, Hrant Dink’in ölümünde 23/1/2007 tarihinde Meryemana
Kilisesi’nde yaptığı konuşma gösterdi ki, şimdiki Hıristiyanlar da
aynen eskileri gibi. İşte Mutafyan’ın sözleri:
*
“Merhumun eşine yaptığım tâziye ziyareti esnasında, Hrant’ın,
Mesih İsâ efendimizi kurtarıcı ve rabbi olarak
kabul ettiğini
memnûniyetle öğrendim. Biz Hıristiyanlar için kurtuluş işte
budur. İsâ’nın rab olduğunu ağzından açıkça söyler ve Allah’ın
onu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen kurtulacaksın.
* “…biz daha
günahlarımız içindeyken rab İsâ Mesih bizim için öldü.”
*
“İsâ Mesih efendimiz bir keresinde aziz havârî Tomas’a şöyle
demişti: Yol, gerçek ve yaşam benim. Benim aracılığım olmadan
göklerdeki pedere kimse gelemez.”
*
“Bu nedenle biz Hıristiyanlar İsâ Mesih’i şahsen rabbimiz ve
kurtarıcımız olarak kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü kendisini kabul
edip adına iman edenlerin hepsine Allah’ın evlatları olma
hakkını verdi.
Onlar, ne kandan,
ne beden, ne de insan isteğinden doğdular. Tersine, Allah’dan
doğdular.”
* “Rab İsâ Mesih
yüreklerimizin kapısında duruyor ve sesleniyor: İşte kapıda durmuş
kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı çalarsa onun yanına
gireceğim. Ben onunla o da benimle birlikte yemek yiyeceğiz.”
BU DURUMDA…
Bilenlerin bildiği gibi,
Mutafyan’ın sözleri, Kur’an’ın inzal edildiği zamandaki
Hıristiyanların inancının aynısını aksettiriyor. Hem Hz. İsâ’ya
“Rab” diyor hem de onun öldüğünü söylüyor. Hz. Allah hakkında,
“Göklerdeki peder” ifadesini kullanarak, “Allah’ın
(hâşâ) baba olduğunu” söylüyor. “Allah’ın evlatları”
diyor. Hıristiyanlar hakkında, “onlar Allah’dan doğdular”
ifadelerine yer veriyor.
Bu sözlerin her biri,
Kur’an’a/İslâm’a göre başlı başına bir küfür ve şirktir… İslâm’ı
bilen bir kimse, bu sözlere rağmen nasıl, “Âyetlerin ilk günden
bu yana her Yahudi ve Hıristiyanı içine aldığı kesin değildir”
diyebilir! Madem, “Her hâdiseyi kendi şartları ve konumu içinde
değerlendirmeli” diyorlar, buyursunlar 23 Ocak’ta söylenen
yukarıdaki cümleleri konumu içinde beraber değerlendirelim…
“Hıristiyanlarla
Âmentü’de/îmanın
şartlarında ittifakımız/ortaklığımız var” diyenler,
acaba Mutafyan’ın yukarıdaki sözlerinin hangisinde Hıristiyanlarla
ortaklık bulabileceklerdir? Hz. Allah’a, “Göklerdeki peder”
demekte mi? “Allah’ın (hâşâ) baba olduğunu” söylemekte
mi? “Allah’ın evlatları” olduğunu söylemekte mi?
Hıristiyanlar hakkında “Allah’dan doğdular” demekte mi?
Hangisinde? Buyursun cevap versinler, hangisinde
Ali EREN
1 Mart 2007 Vakit |