|
Hangi medeniyetle
ittifak?
Bir “Medeniyetler İttifakı”
lafıdır gidiyor.
Fena da olmuyor, çünkü batı medeniyetinin yönetici aktörleri
tarafından dünyanın ne hale getirildiğini şöyle bir düşünüp
nefes aldıktan sonra “gülümsüyorsunuz” en azından.
Acı acı da olsa
gülümsüyorsunuz.
Hele ittifak lafı
dünya sistemi üzerinde hiçbir gücü ve etkinliği olmayan ve
güçlülerin “ezilecekler” listesinde yer alan bir
ülkenin yöneticisi tarafından telaffuz ediliyorsa,
gülümsemeniz iyice acılaşıyor ve drama dönüşüyor adeta.
Çünkü zayıfın
güçlüye “Gel ittifak yapalım” demesinin, bir öneriden
ziyade, asla kaale alınmayacak bir “yalvarış”
içerdiğini göremeyecek kadar kör değilsiniz ki!
Bir medeniyet ki,
onlarca medeniyeti, -Bunların bazılarını da bir daha hiçbir
izine rastlanmayacak şekilde soykırıma uğratarak- tarih
sahnesinden çıkarmış.
Bir medeniyet ki,
onun en büyük dini önderi sayılan bir adam kalkıp bir başka
medeniyetin Peygamberiyle ilgili olarak “Yeryüzüne
kötülükten başka bir miras bırakmadı” diye hakaretler
savurabiliyor .
Bir medeniyet
ki; halen elinde bulundurduğu refah ve zenginlik de dahil
bütün varlığını ve dinamizmini, sürekli bir düşman tasavvur
ederek onunla çatışmaya ve bu vesileyle ortaya çıkan
şartların sağladığı çıkarlara endekslemiş.
Böyle ayakta
duruyor, böyle nefes alıyor, kendisini ancak böyle
tanımlayıp böyle anlamlandırabiliyor.
Cümle âlem
biliyor ki, doğu blokunun ve ona şekil veren ideolojinin
ortadan kalkmasıyla birlikte yeni düşman arayışına giren
batı dünyası, ekonomik, siyasi ve kültürel çıkarlarının
önünde tehdit olabilecek ve kendi kirli medeniyetine karşı
alternatif bir söylem geliştirme potansiyeline sahip yegâne
güç olarak İslâm’ı belirledi.
Bu “düşmana”
karşı vereceği mücadeleyi enternasyonal zeminde meşru ve
haklı göstereceğini umduğu 11 Eylüller, İslâm eşittir
terör propagandaları vs her türlü fiili ve kuramsal
altyapıyı da hazırladıktan sonra, İslâm topraklarının
üzerine çullandı.
Bu işin sırf “kör
gözüm parmağına” yöntemlerle kotarılması rasyonel olmazdı
tabii.
Bir yandan İslâm
dünyasını kan ve gözyaşına boğup şehirlerini talan,
kaynaklarını iç ederken, öte yandan da bu coğrafyalarda bazı
süslü, gönül okşayıcı, yumuşatıcı ve insancıl aktivitelerin
yürürlüğe sokulması fena olmazdı.
İşte, Büyük
Ortadoğu Projesi kapsamında faaliyete geçirilen
“Medeniyetler İttifakı Girişimi” bu anlayışın bir
uzantısından başka hiçbir şey değildir.
Ne âlâ iş!
Bir yandan İslâm
dünyasını en korkunç ve en kirli savaşların arenasına
çevireceksin, bir yandan da “Çatışmadan ne çıkar, önemli
olan sevgidir, diyalogdur, ittifaktır” deyip
heveslilerin yanaklarından makas alacaksın!
Bu şuna benziyor:
Adam
tokalaşmak için size elini uzatmış. Yüzünde gülümseme var.
Ama aynı anda da fil misali ayağıyla ve bütün gücüyle
ayağınızdaki nasıra basıyor! Tokalaşan ellere bakarsan
ortada ittifakımsı bir görüntü var, ama o kadar işte!
Geçtiğimiz hafta
sonunda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın
önderliğinde, İspanya Başbakanı Zapatero ve Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşbaşkanlıklarında
oluşturulan Medeniyetler İttifakı girişimi için hazırlanan
Akil Adamlar Raporu İstanbul'da açıklandı.
Raporda; dinlerin
özünün sevgi ve barış olduğu uzun uzadıya anlatıldıktan
sonra, siyasal alandaki ihtilafların çözülmesi gerektiği
gibi hoş ve boş temenniler gırla gidiyordu.
Halbuki Zapatero
geyik muhabbeti yapacağına şu bir tek soruya cevap verse
daha anlamlı olmaz mıydı:
“Tamam,
ittifak, hoşgörü, barış falan güzel söylüyorsun da,
İspanya’nın 1.300 askeri Irak topraklarında ne arıyordu
amigo? Yoksa Cervantes’in henüz kimsenin bilmediği gizli bir
romanının Irak’taki bir müzede bulunduğuna dair bir
istihbarat mı almıştınız?”
Hepimizin gözleri
önünde bir tiyatro oynanıyor açıkçası.
İttifak etmesi
söylenen medeniyetlerden birine refah, petrol ve egemenlik
getirmeyi öngören, diğerine ise sadece bomba, kan, gözyaşı
ve zulüm getiren bir tiyatro.
Batılılara sormak
lazım:
Madem “Çatışma
değil ittifak gerekir” diyorsunuz; ihtilaf ve savaşları biz
mi çıkarıyoruz ki, “ittifak lazım” diye bize geliyorsunuz?
İttifak
fikrinizde samimi iseniz, yapacağınız iş çok basit:
Alın beyaz
adamlarınızı, çıkın ait olmadığınız topraklardan. Çekin
kirli ellerinizi yıllardır iliğini, kemiğini emdiğiniz bu
coğrafyalardan.
Bakın o zaman ne
güzel ittifak olur.
Efendim?
sözünözü
Fatihanı istemem.
Mezarımdan taş çalma yeter.
(Şair Eşref)
M.Emin KAZCI
16 Kasım 2006 Vakit |