|
Her kim kabul edip alırsa Demakrasi adındaki ilmi yunanı, bilsin ki
inkâr etmiştir nuru Kur'anı!..
(Mustafa Çelik) |
|
"Kerametlerin en büyüğü kötü ahlâkını değiştirmendir." {Sehl b.Abdullah
R.a.} |
|
"Din ile Devlet ikizdir. Bunlardan birisinin kalkması; diğerinin de
kalkması demektir. Kökü olmayan yıkılmaya mahküm olduğu gibi bekçisi
olmayan temel de yıkılır, yok olur." {İsmail Hakkı Bursevî Rh.a.} |
|
"Bugün İslam adına ortaya çıkmış olan hareketlerle, saadet asrında
oluşan hizbullah arasında büyük tezatlar vardır. Bunun sebebi şudur:
Bugün İslam coğrafyasında ortaya çıkmış olan birçok İslamî grubun
zaafiyet ve sapıklığı devletleşme devrelerinin bulunmamasından ileri
gelmektedir. Bazıları tevhidden bahsediyorlar, ama devlet ve hilâfet
noktasında susmayı tercih ediyorlar, öte yandan içerisinde
yaşadıkları müşriki devletin yıkılmasından, tağutlaşan idarecilerin,
kralların ümmetin idaresinden uzaklaştırılmalarından hiç bahsetmiyorlar.
Dolayısıyla çalışma programlarına devletleşme devresini alamayan bu
grublar, Tağutların ve Kralların hakimiyeti altında cahiliyye devletine
katkıda bulunmaya, cahiliyye devletinin istek ve arzularına ortak olmaya
çalışan ruhsuz ve huysuz bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuşlardır.
Bu münasebetle diyoruz ki; devletleşme devresi olmayan hareketler,
Tağuti düzen için güvenlik sibobu olmaktan öteye geçemezler. {Mustafa Çelik} |
|
|
|
|
Halkın Üçte İkisi
İsterse, Şeriat Düzeni Kurulabilir! |
|
Bunu söyleyen, Menderes
İsmailağadan bir mürid değil, Hollanda Adalet Bakanı Piet
Hein Donner.. Donner böyle dedi diye de Müslüman olmadı..
Donner bunu söylerken, Şeriat adına yapılacak herşeye razı
olmayacak, belki de Şeriata karşı oy kullanacak. Hatta
Şeriata karşı mücadele edecek. Ama hukuk devletine,
demokrasiye, insan haklarına bağlı birinin başka türlü
düşünmesi de zaten abes bir şey.. Bakan böyle söyledi diye,
Hollanda Genel Kurmayı bildiri yayınlamayacak, Hollanda
savcısı dava açmayacak, Adalet Bakanının istifası
istenmeyecek.. Öyle laikler filan da sokağa dökülmeyecek..
Kimse “darbe”den söz etmeyecek..
Donner kendini eleştirenlere şöyle cevap verdi: "Çoğunluk ne
derse o olur. Demokrasinin özü işte budur." Bakan,
Hollanda’da laiklik konusunda "kantarın topuzunun kaçtığı"
görüşünde.
Özgürlüklerden yana olmak, hoşuna gitmeyen düşüncelere de
hoş görülü olmasan bile, tehammül etmeyi ve özellikle bir
politikacı için eşit davranmayı gerektiriyor.
Donner, “özgürlük, özgürlük düşmanları için değil”
çığırtkanlıklarına ve devletin rejimini ve resmi ideolojiyi
koruma ve kollanma gayretlerini ciddiye almadığını
gösteriyor.. Ona göre İnanç gericilik değildir.. Çoğunluk ve
çoğulculuk bir arada ele alınarak değerlendirilmesi ve kamu
iradesine kamu otoritesinin sadakatla bağlı kalması
gerekir.. Donner bir politikacı. Bu arada Papa da konuştu.
Kasımda Türkiye'ye gelecek olan Papa 16. Benedikt "Dinde
zorlama yoktur" görüşünün Hz. Muhammed'in güçten yoksun
olduğu ilk dönemleri yansıttığını öne sürdü.
1350-1425 yılları arasında yaşayan İslama ve Türklere karşı
verdiği mücadelelerle tanınan Bizans İmparatoru Manuel II
Paleologos'un sözlerini de aktaran Papa, Paleogolos’un "Bana
Muhammed'in getirdiği yenilikleri göster. Sadece kötü ve
insanlık dışı şeyler bulacaksın. Tıpkı vaaz ettiği dinin
kılıç gücü ile yayılması emrini verdiği gibi... Dine davet
için, şiddet ve tehdit yerine, iyi konuşma kapasitesi ve
doğru akıl yürütme gerekir."şeklindeki sözlerini de
aktardı..
İstanbula gelirken, Bizans kralının ağzından İslama ve
Türklere karşı sarfedilen bu sözler oldukça can sıkıcı..
Hollanda adalet bakanının insancıl mesajları karşısında,
kendinin Tanrıyı temsil ettiği iddiasındaki, siyasi bir
misyonu da bulunan bir ruhani kişinin ağzından çıkan bu
sözler bazı çevrelerin Vatikanla diyalog arayışları
açısından da bir kopuş noktası olabilir..
Bari biri de çıkıp, Lutherin, Türkleri şeytanın soyundan
geldiği iddialarını tekrarlasa.. Zaten birileri için
Türklerle savaş Mesih karşıtları ile savaşla eş anlamlı..
"Hıristiyanlık'ta Tanrı ve akıl arasında ayrılmaz bir bağ
var. İslam'da Tanrı o kadar soyut ki akıl ile Tanrı arasında
bu bağ yok. İslam'da ise Tanrı kavramının çok soyut. İslami
cihad akla ve Tanrı'ya karşıdır." diyen Papa, bir anda
diyalog köprülerini de yıktı.. Yahudi dünyasından kilise ve
“Rab İsa” kavramlarına karşı dehşetli eleştirilerin geldiği
bir zamanda, üstelik de bir Müslüman ülkeyi ziyaret
öncesinde yüzünü İslama ve Müslümanlara dönerek bu
kışkırtıcı açıklamalarda bulunması oldukça dikkat çekici bir
durum.. Özellikle de Yahudilerden gelen teolojik
eleştirilere karşı Papanın sessiz kalması da dikkat çekici
ve düşündürücü..
Sanki Batı Romanın ruhani imparatoru, Doğu Romanın Hristiyan
topluluklarına Türklere ve İslama karşı savaş çağrısı yapar
gibi.. Konuşmanın yeri, uslubu, zamanlaması son derece
rahatsız edici.. Papa Müslümanları eleştirmeden önce kendi
kilisesinin tarihine bir göz atsa.. Olanlar bilmiyor
olamaz.. İslam konusunda bu kadar bilgisiz olduğunu da
sanmıyorum, o zaman neden böyle davrandığını da anlamakta
güçlük çekiyorum..
Buyurun size batıdan iki estantane.. İslam, Müslümanlar ve
Türkler konusunda batılıların kafası oldukça karışık..
Papanın bu çıkışının Ortadoks dünyasındaki yankılarını da
merak ediyorum..
Tabi İslam dünyasından gelecek sivil ve siyasal tepkileri
de.
İslam Konferansı Örgütünün bu konuda bir tepkisi olacak mı?
Bizim Diyanetin veya Dışişlerinin bir açıklaması olur mu,
onu da bilmiyorum.. Bu tür açıklamalar devam edecek olursa
yaralı bilinçlerin tepkisi sivil bir infiale dönüşebileceği
gibi, bu günki gergin ortamı kullanmak isteyen bir takım
örgütler de bu açıklamalar üzerine karanlık ve tehlikeli
senaryolar üretebilirler..
Ankara, Papa’dan razı değil, Hollanda’dan da. Ankara bir
alem.. Ben derim ki, gideceği yeri bilmeyen kaptana hiçbir
rüzgar fayda sağlamaz..
Kim ne derse desin, kim ne hesap yaparsa yapsın, gelecek
bizim. Haberiniz olsun, bu yıl Kur’an-ı Kerim okumayı
öğrenen kişi sayısı en az beş milyon.. Örtünenlerin sayısı
her yıl çığ gibi büyüyor.. Örtünenlerin kültürel, ekonomik,
sosyal statüsü yükseliyor.. BMV Jeepinde elinde sigaralı
çarşaflı hanımlar görülmeye başlasa da işler yolunda..
“Bizim gafletimiz onların umudu” oldu..
Selam ve dua ile..
Abdurrahman
Dilipak/ Vakit |
|
|
|
|
|
|
Linkler |
|
"EY MÜSLÜMANLAR! İslam'ın meselelerini saklamayın, tahrif edip de
değiştirmeyin. İslam'ın düşmanlarına yaranmak, yağ çekmek veya talep ve
arzularını yerine getirmek, makam ve mevki elde etmeyi, mevcut makam ve
maaşı elden kaçırmamayı göz önüne getirerek, taviz verir müsamaha
gösterirseniz davayı kaybedersiniz!" |
|
"Allah davasını savunanlar hep hakkı tebliğ etmişler, tağutu savunanlar
ise hakkı tebliğ edenlere hep işkence edegelmişlerdir!" |
|
Ey bu vatan
gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri
hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl
efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?
Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak
onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i’dam
ediyorsunuz.
Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında
yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı
bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır.» (Saidi Nursî, Lem’alar sh: 120) |
|