|
Ermeniler bahane… Asıl mesele
Viyana seferlerimiz! - 2
Evet, Fransız meclisinden geçen “Ermeni Soykırımı’nı inkâr yasağı”
kanunu ve Orhan Pamuk’a verilan Nobel Edebiyet Ödülü, Türkiye
üzerinden İslam dünyasıyla hesaplaşma mahiyeti taşıyor.
1915’te ne olduğu / ne olmadığı hiç ilgilendirmiyor Frenkleri.
Fransız milletvekillerine gidip derdimizi anlatsak, soykırım
dedikleri şeyin aslında soykırım olmadığını en sağlam delillerle
ortaya koysak, Ermeni lobisinin tezlerini bir bir çürütsek, bize
inanmaktan başka çareleri kalmasa, Türkiye aleyhtarlığından vaz mı
geçecekler?
Asla!
“Ermenileri kestik” değil de “Ermenilerle birbirimizi kestik” diyen
bir yazar, Orhan Pamuk’tan bin kat daha iyi bir romancı olsa ne
fayda?
Nobel Edebiyat Ödülü’nü rüyasında bile göremez!
“Ermenilerin lobisi var, bizim yok. Onlar gibi çalışsaydık,
çabalasaydık, güçlü bir lobi kursaydık, Batılılara Türk tezini doğru
dürüst anlatsaydık bunlar başımıza gelmezdi” diyenler saçmalıyor.
Sana lobi kurdururlar mı be adam?
Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasetin
akışını etkileyecek kadar güçlü olmana izin verirler mi?
Sıradan Müslüman’a hayat hakkı tanımayan Frenk, siyasi nüfuz sahibi
bir Müslüman lobiye tahammül edebilir mi?
“American Muslims For Jerusalem” (Kudüs Meselesini Takip Eden
Amerikan Müslümanları) ve Council On American-İslamic Relations
(Amerikan-İslam Münasebetleri Konseyi) adlı sivil toplum
kuruluşları, işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen yasa
dışı bir yerleşim merkezinde şube açan Burger King’i bu şubeyi
kapatmaya ve Müslümanlardan özür dilemeye sevkedecek kadar güçlü bir
lobi faaliyeti yürüttüler diye ezilip geçildi; bunlardan birinin
faaliyetleri FBI elemanlarının “Ya derneği feshedersiniz, ya da bir
bahane uydurup sizi terörist diye hapse tıkarız” tehditleri üzerine
durdurmak, diğeri de yönetim kurulunu Amerikan hükümetinin istekleri
doğrultusunda değiştirmek zorunda kaldı.
Almanya’da, Nordrhein-Westfalen Eyalet Meclisi üyesi Cemal Karslı,
Arap dünyasıyla Almanya arasında muhkem bir köprü inşa etmeye
çalıştığı için “Yahudi düşmanı” diye damgalanarak siyaset
sahnesinden kovuldu.
Hollanda’da Türk kökenli milletvekili adayları, daha lobinin l’sini
oluşturamadan, “Ermeni Soykırımı’nı inkâr” suçlamasıyla adaylıktan
çıkarıldı.
Fransa’da soykırımcı İsrail aleyhinde bir söz söylemeye kalkışan
imamlar, yasal hakları olan hazırlık süresi bile tanınmadan
apar-topar sınır dışı ediliyor.
Pardon?
“Biz, laik Türkiye Cumhuriyeti adına lobi faaliyeti yürütmekten söz
ediyoruz. O şeriatçı Araplara benzemeyiz. Çağdaşız, bilime
tapıyoruz, Batılı değerlere de iliklerimize kadar bağlıyız” mı
dediniz?
Böyle bir Türkiye algılaması Türkiye’den başka hiçbir yerde yok
efendim!
“Biz var iyi Kızılderili” gibisinden istediğiniz kadar şirin
gösterin kendinizi; Frenkler şirinliğinize metelik vermez, size
değil üzerinde oturduğunuz mirasa bakar ve “En iyi Kızılderili ölü
Kızılderilidir” diyen o Yanki gibi “En iyi Türk ölü Türk’tür” deyip
geçer.
Bırakın bu lobi-mobi ayaklarını!
Kendinize gelin!
Frenklerle kıran kırana geçen savaşlarla, Frenkler tarafından
bozulan anlaşmalarla, Frenklerin her fırsatta katlettiği barışlarla
geçen tarihinize bakın!
Bu tarihin bitmediğini ve asla bitmeyeceğini, güçten başka hiçbir
şeye saygı duymayan Frenklerin karşısında hakkın-hukukun bugüne
kadar kâr etmediği gibi gelecekte de kâr etmeyeceğini, bu adamların
hakkından ancak güçle gelinebileceğini görün artık!
Ve, Türkiye, geçmişte olduğu gibi gelecekte de ancak İslam’ın
bayraktarlığını yaparak güçlü olabileceğini, İslam dünyasını
derleyip toparlama misyonunun Türkiye için bir ölüm kalım meselesi
olduğunu idrak edin!
ABD ve Avrupa’nın kuşatması altındayız; mütemadiyen bombalanıyoruz;
kuşatma ve bombardımandan kurtulmak için –idam mangalarına teslim
edileceğimizi veya en iyi ihtimalle esir kamplarında ömür
tüketeceğimizi bile bile- düşmana sığınmak akıl kârı mı Allah
aşkına?
Gelin, bu kuşatmayı yaralım!
Frenklerin restini görüp, “Hodri meydan!” diyelim!
Soylu bir mücadeleye dalalım!
Tabii, “Yok aslında Frenklerden farkımız” deyip durarak Frenklerle
mücadele etmemiz mümkün değil.
İslam’ı kabul etmeyenler bile “İslam” demeli; “Madem bütün bunları
bizi İslam olarak gördüğünüz için yapıyorsunuz, madem bizim İslam
olmayışımız sizin için hiçbir şey ifade etmiyor, madem bizi her
halukârda boğmaya kararlısınız, öyleyse, buyrun, İslam’sa İslam,
sizinle çatır çatır hesaplaşmak için elimizdeki en büyük imkân olan
–aslında tek imkân olan- İslam’a dört elle sarılıyoruz, çarkınızı
yıkmak için İslam bayrağını yükseltiyoruz; vira bismillah,
boğulacaksak büyük denizde boğulalım!” diye meydan okumalı
Frenklere.
Çok ciddiyim!
Hakan Albayrak 16 Ekim 2006 Milli
halbayrak@yahoo.com |