|
Diyanet İşleri
Başkanlığı
23 senemi Diyanet'te geçirdim. Yarım
yamalak bilgimizle, gençliğin verdiği cesaretle, “Bu vatan bizim,
millet bizim” naraları attık. Bu milletin aydınları dini bilmiyor,
biz ulaştıralım diye tepindik durduk. Milletin dini İslâm'dır. Bunu
bütün kurumlara iletmek bize düşer çabası ile uğraştık. Bize öyle
öğretmişlerdi, biz de öyle sandık.
Resmi makamlarla
uyumsuzluğum, camide karşılaşılan zorluklar, “Biz neyiz?” sorusunu
sordurdu. Şunu gördüm.. Bizim gayretimiz inanç olsa da, önümüzde
duranın bir sistem olduğunun farkına vardım. Bu engel rejimdi,
rejimin kullandığı Diyanet'ti.
Biz, Diyanet'i “dinin her
yönünde at koşturan, bilgi veren, fetva çıkaran, halkın dini
ihtiyaçlarını gideren” bir kurum olarak biliriz. Bu inancın verdiği
bir gayrettir. Diyanet'in niçin kurulduğunu düşünmeyiz.
Diyanet; 3 Mart 1924 yılında
429 sayılı kanunla kurulmuş, kamu kuruluşudur, Başbakanlığa
bağlıdır. Anayasa'nın 136. maddesi, "Laiklik ilkesi
doğrultusunda, laiklik ilkesine bağlı bir kamu kuruluşudur"
hükmünü getirir.
Bu duruma göre; Diyanet,
"bütün siyasi görüş ve düşüncenin dışında kalır" denmektedir. Ama
bir siyasi organ olan başbakanın emrindedir. O siyasi görüşe göre
dini yorumlamak durumundadır. Bir başka ifade ile Diyanet, sistemin
laikleşme aracıdır. Bu hizmetin yürütülmesi Diyanet vasıtası ile
yapılmaktadır.
Türkiye'deki laiklikte “din
ayrı devlet ayrı” değildir. Din, devletin işine karışmaz. Ama,
devlet dini kontrol eder, dizayn eder. Diyanet de kendisine verilen
hak kadar vazife yapar.
Kendisine verilen ise, dinin
ahlâkî yönüdür. İyiye, güzele, doğru olmaya teşviktir. İbadet
işlerini düzenlemede, hac, umre, namaz, oruç gibi görünen
ibadetlerde vazife yapar. Zorlayıcı ya da yaptırımcı gücü yoktur.
Fetva verir, ama fetvasını uygulama gücü yoktur. O uygulama gücünü
devlet elinden almıştır. Muamelat dediğimiz bu yaptırım devletin
elindedir. Diyanet dinin ahlâkî yönü, devlet ise dinin muamelat
yönüyle ilgilenir.
Devlet ise laiktir. Dine
bağlı değildir. Her dine aynı mesafededir.
Başörtüsünün Allah'ın emri
olduğunun fetvasını verir. Ama devletin yapısına uymadığı için
fetvası geçersizdir. Bağlayıcı değildir. Ayrıca Diyanet bugün
ideolojik temaların boyunduruğu altındadır. İyi niyetlilerin
gayretleri ile ayaktadır. Yapılacak bir şey yoktur.
Başkanından en küçük
memuruna kadar devletin memurudur. Maaşını ondan alır. Yükselmeleri,
kıdemleri onlara bağlıdır.
Türkiye'deki demokrasiye,
laikliğe inanmam, ama Diyanet'in bu durumuna üzülürüm. Diyanet'in
rejim tasallutundan kurtulmasını isterim. İnananlara, inancın
hürriyeti sağlanmalıdır.
a) Diyanet özgürleşmeli,
vakıf ve akarları iade edilmeli, muhtar hale gelmelidir.
b) Devletin teftişinde
olması zorunlu olabilir. Devlet Diyanet'ten elini çekmeli. Din
koruyuculuğundan vazgeçmeli. ‘Din ayrı devlet ayrı’ ise bu
sağlanmalıdır.
İnananların ibadet
hürriyetine dokunulmamalıdır.
Din görevlisinin
hizmetlerini Diyanet kendisi belirlemelidir.
Netice olarak şunu
belirtelim; rejim demokrat ise, laik ise, kuralına göre
oynanmalıdır.
Bu sağlanmadığı müddetçe,
Diyanet dini temsil edemez. Millet de dinini yaşayamaz. Olsa olsa,
rejime uygun din icat eder. Bu da Kur'an'ın bildirdiği din olmaz.
Duran KÖMÜRCÜ 12
Mart 2007 Vakit |