| Dini İslâm, Medeniyeti Batı
Olan Müslümanların Çelişkileri
ADINI
vermeyeceğim büyük ülkede çoğunluğu oluşturan Mecusilerin 10
bin putu varmış. Allah’a ortak koşmayan, O’ndan başka ilâh
kabul etmeyen Müslümanlara o Mecusiler kimbilir ne kadar
şaşıyordur.
Teslis inancını kabul eden, “Baba, Oğul, Ruhülkuds” diyen
Nasraniler de Tevhid inancına bağlı Müslümanlara şaşarlar.
“Hazret-i İsa Allah’ın oğludur ama bunlar böyle bir şeyi
kabul etmiyorlar” diye hayıflanırlar.
Yahudiler, Müslümanların Hz. Muhammed’i (Salat ve selam
olsun ona) Allah’ın Elçisi olarak kabul etmelerine şaşar da
şaşar.
İnsanın maymundan türediğine inanan Evrimciler, bu inancı
kabul etmeyen Yaratılışçılara son derece hayret ederler.
Velhasıl insanlık çeşitli hayretler, şaşkınlıklar içinde
ömür tüketir.
Zamanımızda öyle Müslümanlar var ki, onlar da, bağlı
oldukları İslâm dininin birtakım kesin hükümlerine karşı
hayret ve şaşkınlık içindedir.
Kendilerini İslâm’a uydurmak yerine, İslâm’ı kendilerine
uydurmaya çalışırlar.
Ziya Gökalp’in tekerlemesine uygun olarak onların medeniyeti
Batı, dini İslâm’dır... Peki, Batı medeniyeti ile İslâm’ın
çatıştığı, kesin şekilde uyuşmaz olduğu konularda ne
yaparlar?... Pek şaşırırlar ve saçmalarlar.
İslâm dini, Müslüman ve evli bir kadının yabancı bir erkekle
dans etmesine izin verir mi? Vermez. Adam hem Müslümanlıktan
vazgeçmez, hem de bin dereden su getirerek evli Müslüman
kadının yabancı bir erkekle kucak kucağa dans etmesinin
meşru olduğunu isbata çalışır. Böyle bir şey abesle
iştigaldir ama o direnir.
İslâm dininde ailenin reisi erkektir. Hayretzede zat, bunu
reddeder.
Kur’an bir Müslüman nazarında Allah kelâmıdır ve içindeki
kesin (muhkem) bilgiler olduğu gibi aynen kabul edilecektir.
Şaşırmışlar bu konuda da bin dereden su getirirler. Neymiş,
Pakistan’da Fazlurrahman adında bir kişi çıkmış ve Kur’an
emirlerinin tarihsel olduğunu iddia etmiş... Hikayenin
sonunu söylemezler. Fazlurrahman bu hezeyanları ortaya
dökünce ülkenin bin kadar din alimi onu şiddetle protesto
etmiş, o da ABD’ye kaçmış, Haçlıların ve Siyonistlerin
yardım ve desteği ile Chicago Üniversitesi’nde ders vermeye
başlamıştır.
İslâm Şeriatı alkollü içkileri haram kılmıştır. Bir Müslüman
bu yasağı kabul ederek içerse büyük günah işlemiş olur,
içkinin haram olduğunu kabul etmezse dinden çıkar. İçkinin
zararlı olduğunu bilmek için Müslüman olmak gerekmez.
Vaktiyle, bundan 70-80 yıl önce ABD içkiyi yasaklamış, fakat
kaçakçılarla başa çıkamadığı için tekrar serbest bırakmak
zorunda kalmıştı.
Dünyada on kadar ayrı medeniyet olduğunu sosyologlar, tarih
felsefecileri, büyük araştırıcı ve düşünürler kitaplarında
yazıyor. Medeniyeti Batı, dini İslâm olan hayretli ve şaşkın
kişi bu konuda da kısır ve güdük kültürlüdür. Batı
medeniyeti evrensel bir medeniyet değildir ki, onun
ölçüleri, değerleri, kıstasları bütün insanlığa ve
Müslümanlara empoze edilebilsin.
Bir medeniyetin gerçekliği, üstünlüğü, faydası, fazileti
şunlardan anlaşılır:
• Adalet sağlayacak, zulmü önleyecek.
• Mal, can, kimlik, din, inanç hürriyeti ve güvenliği
sağlayacak.
• Nesep, ırz, namus hürriyeti ve güvenliği sağlayacak.
•
Adil kanunlara uyduğu ve kötü olan şeyleri yapmadığı
takdirde insanlara korkusuzca yaşama hürriyeti sağlayacak,
• Yeryüzü nimetlerinden kendi ve ailesinin payına düşeni
alabilme ve sefaletten kurtulma garantisi.
Bir Müslüman kadın da yabancı erkeklerle dans edebilmelidir,
dindar bir kadın içkili toplantılarda erkeklerin arasında
bulunabilmelidir... gibi şeyleri savunan Müslüman, bu
savunduğu şeylerin insanlığa ne kazandıracağını ciddî
gerekçeler göstererek söylemelidir.
ABD’de Amişler denilen bir topluluk vardır. Bunlar bir
Protestan mezhebine veya kilisesine mensuptur. Karar
almışlardır: Bulundukları bölgeye Batı medeniyetinin icad ve
keşfetmiş olduğu bazı şeyleri sokmazlar. Mesela orada
elektrik yoktur, motorlu vasıta yoktur, fuhuş ve zina
yasaktır, fısk ve fücura izin verilmez. Akşam oldu mu gaz
lambaları yakarlar, radyo ve televizyon dinlemezler, at
arabalarıyla gezerler. Herkes böyle yapsın demiyorum ama
ABD’da Amişler, inançlarına uygun bir hayat sürmekte hür ve
serbesttirler realitesine işaret etmek istiyorum. Türkiye’de
sofu, dindar, muhafazakâr Müslümanlar niçin Amişler kadar
hür olamasın?
Yeryüzünde kadın erkek eşitliği mutlak ve yüzde yüz şekilde
mümkün müdür?
Niçin orduların yarısı erkek, yarısı kadın değil? Niçin
kadınlar askere alınmıyor?
Niçin futbol takımlarında erkek ve kadın oyuncular beraber
oynamıyor?
Niçin olimpiyat müsabakalarında erkek ekipler ile kadın
ekipler ayrıdır?
Elbette insan olma haysiyeti bakımından erkeklerle kadınlar
eşittir ama arada farklılıklar da vardır.
Açık, mert, samimî konuşmak ve yazmak gerekir:
İslâm
medeniyeti ile Batı medeniyeti arasında esasta, usûlde
(temelde) büyük ayrılıklar ve farklılıklar mevcuttur.
Teoride İslâm medeniyeti Batı medeniyetinden üstündür.
Batı medeniyeti dünyayı ve insanlığı çıkmazlara sokmuş,
felaketlerle karşı karşıya getirmiştir.
Batı medeniyeti Birinci ve İkinci Dünya Savaşları demektir.
Batı medeniyeti Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalar
demektir.
Batı medeniyeti, 1945 Şubatında ABD hava kuvvetlerinin bir
gecede Almanya’nın Dresden şehrinde 250 bin sivili feci
şekilde öldürmesi demektir.
Batı medeniyeti dünyanın ekolojik düzeninin bozulması ve
insanlığın kendi kendini yok etmesi demektir.
Batı medeniyeti soykırımlar demektir. Kuzey ve Güney Amerika
yerlilerinin yok edilmesi demektir.
Batı medeniyeti, azınlık fazla tıkınmaktan dolayı obez
olurken, çoğunluğun açlıktan kıvranması ve ölmesi demektir.
Batı medeniyeti Afganistan, Irak, Filistin’deki zulümler ve
vahşetler demektir.
Batı
medeniyeti putperest bir medeniyettir. Paraya tapar, hıza
tapar, yeniliğe tapar, lükse ve aşırı konfora tapar.
Batı medeniyeti bencil bir medeniyettir.
Batı
medeniyeti eşcinselleri kiliselerde resmen evlendirir.
Batı medeniyeti, böyle giderse dünyanın ve insanlığın sonunu
getirecektir.
Birkaç fırça darbesiyle çizmiş olduğum şu manzara karşısında
birtakım Müslümanların hâlâ “Dinim İslâm, medeniyetim Batı”
demeleri korkunç bir çelişki değil midir?
Medeniyet, hız, teknik, lüks, israf, sömürü... keşke bunlar
bu kadar ilerlemeseydi de buharlı trenler biraz yavaş
gitseydi, çarklı gemiler bu gün bir saatte alınan yolu üç
saatte alsaydı, keşke huzur, güven, saadet olsaydı...
19’uncu yüzyılın sonlarında Lahey’de beynelmilel
(uluslararası) bir konferans toplanmış ve Avrupa devletleri
orada çeşitli maddelere imza koymuşlardı. Bu maddelerden
biri de şuydu:
“Balonlardan aşağıya bomba atılmayacak...”
Şu Batı medeniyeti ne kadar ilerledi. Bırakın uyduruk bir
balondan bomba atmayı, şimdi bir süper bombardıman uçağından
atılacak nükleer bir bomba ile değil büyük bir şehri, bir
vilayeti haritadan silecek güce sahip bu medeniyet!
Mehmet Şevket Eygi 10 Eylül 2007 Milli Gazete |