|
Demokrasi ve Müslümanlar
Başlığı görünce, “Demokrasi ile derdin nedir?” sorusu sorulabilir. Benim
derdim demokrasi değil, Müslümanlardır. İslâm'ı demokrasiye uydurmak
için ılımlı İslâm adı altında çaba sarf eden fasıklardır. İnancı
rejimlerine sokmak için çeşitli oyunlar oynayan kâfirlerdir.
“Demokrasi bu millete Allah'ın bir lütfudur” diyen inanç
sahipleridir.
Demokrasi, halkın halkla
idaresidir. Bu bir rejimin adıdır. Konulan kuraldır. Biz inancın
buna karıştırılmasına karşıyız, çünkü hedefleri farklıdır.
Demokrasinin hedefi beşeri
kanunlarla yönetmektir. İşbaşına getirdiği temsilcilerle idare
etmesidir. Kanun koyucu beşerdir ve daima değişkendir.
İslâm'da hedef ise
Kur'an'dır. Vahiydir. Değişmez kurallardır. Dünya döndüğü müddetçe
müntesiplerinin değiştiremeyeceği esaslarıdır.
Bu çerçeve içinde,
“Müslüman”ım diyenin buna uyması lazımdır. Çıkar için, menfaat için,
rejimlerden istifade etmek gayesindeki bütün fikirler, çabalar
batıldır. Bunu çiğneyenler, görünüm Müslümanıdır. İnandım dese de,
imanından birçok kayıplar vermektedir.
Beşeri sistemlerin hakim
olduğu ülkelere bakılacak olursa, orada kan vardır, vahşet vardır,
katliam, tecavüz, uyuşturuculuk vardır. Sapıklık, huzursuzluk, iç
savaş, yokluk, kargaşa vardır. Bir kısım insan, materyalin
gölgesinde huzurlu görünse de, çoğunluğu ahlâk ve edep dışı yaşayış
içindedir. Kur'an'ın yasakladığı bütün haramları helâl
görmektedirler.
İslâm ile demokrasi
birbirinin zıddıdır.
Bunu unutmamak gereklidir;
iki zıddı birleştirerek İslâm ile demokrasiyi özleştirmek
isteyenler, bu farkı unutmamalıdır. Demokrasi halkın idaresidir,
İslâm ise Hakk'ın idaresidir. Birisinin hedefi halktır, diğerinin
hedefi vahiydir.
Halkın desteğini alan
demokrasi, batıdan ithal edilen beşeri sistemdir. Hakimiyet de
güçlünün elindedir. Seçim ve geçim, halkın figüranlığıdır. 4-5
senede bir oynanan bir oyundur. Halkın seçimi dense de, güçlünün
halka sunduğu kanunları halkın tasdik etmesidir. Her zaman her
zeminde değişkendir. Adı halkın idaresi olsa da, güç ve güçlülerin
rejimidir.
Fas, Tunus, Mısır, demokrasi
ismi altında idare edilse de, halkın dediği değildir. Halka rağmen
dayatılan demokrasidir.
Türkiye bunun en güzel
örneğidir. Koyulan kanunlar, yönetmelikler ve dayatmaları halk mı
istemektedir? Halka sunulanlar, halkın tasdik ettikleri mi?
Sunduklarını halk değiştirebilir mi?
Değişikliğini isteyebilir
mi? Değiştirmek için fikir yürütenlere mürteci, gerici, yobaz,
komünist ya da faşist... denmiyor mu?
Türkiye'de demokrasi,
kitaplardaki yazılan demokrasi değildir. Sultadır. Sultaların
verdiği, bunu tasdik et dediği demokrasidir.
İslâm'ın böyle bir
demokraside yeri yoktur. Kural koyucu Allah'tır, vahiydir. Vahiyle
hiçbir sistem uyuşmaz. O kendi kendine bir sistemdir, yönetimdir.
İslâm, bütün kralların, başkanların güçlerini elinden almıştır. Her
türlü kanun koyucu olan Allah'tır.
Yöneticilerin vazifesi
ise; Allah'ın kanunlarını işler hale getirmek, milletini Kur'an'ına
göre yönetmektir.
Kavramların içerisinde bazı
hususların örtüşmesi, sistemle aynı demek değildir. Hedefe bakılır.
Hedefte Kur'an varsa, vahiy varsa, o Müslüman'ın uyacağı sistemdir.
Hedefte, beşerin yaptığı kanunlar varsa, onunla yönetiliyorsa,
İslâmi değildir.
Müslüman vahye inanır da,
inancını sağlam tutarsa mümindir.
İslâm'ın hedefini kendisine
siper ederek, “İnanıyorum, ama demokrasiyi seçiyorum” derse yanlış
içindedir.. İnancın dediğine inanmıyor, Allah’ın sözü yerine
“Beşerin seçtiği daha doğrudur” diye ısrar ediyorsa inkara
düşmüştür.. Müslümanım dese de bu böyledir.
Duran
KÖMÜRCÜ 5 Mart 2007 Vakit |